İngilizce’nin matematiğini yazan adam!

 

tttSimultane tercüman Taner Çağlı, geliştirdiği İngilizce öğrenme yöntemiyle üç yılda 1000’den fazla öğrencisine 48 saatte İngilizce öğretmiş. Sistemini “Türkçe çalışan zihinde yapay zeka oluşturmak” olarak özetleyen Çağlı, “İngilizce konuşarak öğrenilemez! Öğrenilerek konuşulur” diyor. Türkler’in İngilizce probleminin temelinde, İngilizce’nin robotik, Türkçe’nin ise sezgisel bir dil olduğu gerçeğinin yattığını düşünüyor.

Türkler neden İngilizce öğrenmede sorun yaşıyor?

-İngilizce robotik bir dil, 200 yıl önce yapay olarak dil bilimciler tarafından revize edilmiş. Şu an konuşulan İngilizce 200 yıl önceki İngilizce ile aynı değil. Gramer yapısı çok değiştirilmiş. Dünya dili olması için özel olarak tasarlanmış ve yanlış anlamaya müsaade etmeyen bir dil. Türkçe ise tam tersine sezgisel bir dil, zeka dili. Bir cümle yığınla anlama gelebilir, anlama işi kullanıcıya bırakılmış. İngilizce’de ise bir cümle sadece bir anlama gelebilir, net ve kesindir. Türkçe ise anlatılmak isteneni sonuna kadar sadeleştirmeye çalışan bir dildir. İşte bu farklılıktan dolayı Türkler çok zor ve uzun sürede İngilizce öğrenebiliyor.

“Türkçe’yi merkeze oturtarak öğretiyoruz”

Peki siz 48 saatte nasıl İngilizce öğretebiliyorsunuz?

-Biz Türkçe’yi merkeze oturtarak öğretiyoruz, önce Türkçe’nin gramer yapısını inceletiyoruz öğrenciye. Sonra İngilizce kodlamayı öğretiyoruz. Bizim yaptığımız tam olarak bu, kodlamayı öğretmek. Çünkü İngilizce’nin bir matematiği var. Ve bunu ancak Türkçe düşünerek çözebilirsiniz.

“Konuşarak, ancak 0-7 yaşındaysanız öğrenebilirsiniz”

Ama okullar ve kurslar İngilizce öğretirken Türkçe konuşmayı bile yasaklar… İngilizce’nin konuşarak öğrenilebileceğini iddia ediyor herkes…

-Evet konuşarak öğrenmek en iyi dil öğrenme yöntemidir ama 0-7 yaş arasındaysanız. Sonrasında bu mümkün bile değil çünkü devreye artık yorum ve analiz kabiliyeti girmiştir. Edinme süreci biter, öğrenme süreci başlar o yaştan sonra. Sizin hayal gücünüz Türkçe çalışır. İngilizce’yi artık sadece yorum ve hayal gücünüzle öğrenebilirsiniz. 0-7 yaş arasında olduğu gibi edinemezsiniz.

Ama yurtdışına çıkanlar doğal ortamında konuşarak daha iyi öğreniyorlar…

-Hiç de değil, Tarzan olarak geri dönüyorlar. Onlar öğrenmiyorlar sadece ses ezberliyorlar. En çok duydukları 1000 cümleden 300’ünü ezberliyorlar, kullanmayınca onu da unutuyorlar. O 300 cümlenin üzerine 301’inciyi de kuramıyorlar zaten. Ama bizim sistemimizle pratik yapmayınca unutmak diye bir şey söz konusu değil. Ben konuşarak ancak 15 yılda bu kadar iyi öğrendim. Çünkü bana da doğru bir yöntemle öğretilmedi İngilizce.

Kelime ezberlemek daha kolay

Hadi gramer yapısını iyi öğrendik diyelim 48 saatte. Peki kelimeleri de ezberlemek mümkün mü bu süre zarfında?

-İngilizce’de 2 milyon kelime var, hepsini öğrenmeniz mümkün değil. Ama bizim yöntemimizle ‘kelime oluşturma yöntemini’ öğrendiğiniz için diğer yöntemlere kıyasla çok daha fazla kelime öğrenebiliyorsunuz. Ben size ‘göz’ü öğretirim, göz kelimesinden türeyen diğer kelimelerin türeme mantığını anlatırım. Başka bir yolu da yok zaten kelime öğrenmenin. Bizim yöntemimizle örneğin tornavida kelimesini öğrenmediyseniz bile onu tarif edebilir bir dil yeteneğine sahip oluyorsunuz. Ki bu çok önemli bir yetenek günlük konuşmada.

Çağrışım yöntemleriyle kelime öğrenmeye nasıl bakıyorsunuz?

-Onun sonu yok, kaç kelimeyi çağrışımla öğrenebileceksiniz ki. 2 milyon kelime var.

“İngiltere satacağı ürünün sırrını vermek istemiyor”

Neden peki bunca zaman bize Türkçe’yi sistem dışı bırakarak İngilizce öğretmeye çalıştılar?

-Bu İngiltere’nin 200 yıllık hegamonyasıyla ilgili. Koskoca İngiltere’nin milli gelirinin yüzde 20’si İngilizce’den geliyor. Onlar buna bir ürün olarak bakıyorlar ve tek dertleri bunu satmak. Bir ürünü devamlı satmak isteyen adam onun sırrını sizinle paylaşır mı! Gelin, konuşarak öğrenin diyorlar ya da tek mahareti İngilizce okuyup yazmak olan vatandaşlarını tüm dünyaya öğretmen diye gönderiyorlar. En uyduruk kitaplarını 100-200 liradan satıyorlar. Çok yüksek fiyatlarla kendi dil kurumlarının ‘franchise’ını veriyorlar.

Sizin yönteminizle kaç kişi İngilizce öğrendi şimdiye kadar?

-3 yılda 1000 kişiyi geçmiştir. Benim öğrencilerim arasında yurtdışında kalmış olanlar bile var ve iddia ediyorum yurtdışında yaşamış Türkler’den daha iyi cümle kurar benim öğrencilerim.

Geleneksel İngilizce eğitimindeki yanlışlıkları birkaç örnekle anlatabilir misiniz?

-Örneğin geleneksel kitaplarda daha ilk sayfada “I have got a car” yazar. “I have seen a car” cümlesini ise taa yedinci ünitede gösterirler. Oysa bunlar farklı kalıplar değildir, bunlar aynıdır, ikisi de şimdiki zamandır. Birinde arabası olduğunu, diğerinde bir araba gördüğünü anlatır. İkisinde de kişi şu anda içinde olduğu durumu izah eder. En önemli hatalardan biri –ing ekinde yapılır. –ing bize öğrettikleri gibi –yor eki falan değildir. –ing sıfat yapan bir ektir. I am going, “Ben gidiyorum” demek değildir, “Giden benim” demektir. “I am going” de tıpkı “i am happy” gibi bir cümledir. Eğer dedikleri gibi –ing, bizdeki –yor demek ise, “Your speaking is not good” ne demek o zaman?  İnsanların kafası allak bullak edilmiş şimdiye kadar böyle hatalarla.

Peki kurstan önce seviye tespiti nasıl yapıyorsunuz?

-Bizim öyle bir sistemimiz yok. Bizde iki kur vardır. “İngilizce biliyorsun” ve “İngilizce Bilmiyorsun” kuru. Bilen de bilmeyen de aynı sınıfta öğreniyor. Çünkü anlatmaya başladığımızda bilen de aslında hiç bilmediğini anlıyor.

48 saati kaç günde tamamlıyorsunuz?

-Haftada altı saatten 2 ayda bitiyor kurs. Ve bir insan kaç yaşında olursa olsun öğrenebilir.

Google Translate’e rakip geliyor

Taner Çağlı, kendi geliştirdiği sistem temelinde bir de çeviri programı hazırlatıyor. Çağlı’nın bir algoritma haline getirilen sistemi üzerinde şu an yazılımcılar çalışmakta. Yıl sonunda Google Translate’e ciddi bir rakip olacak. Çağlı, Google Translate’in yüzde 50-60 arası çevirebildiğini, kendi geliştirdiği programla ise yüzde 96 doğru tercüme yapılabileceğini iddia ediyor.

Yeni sınav sistemi hazırlıyor

Taner Çağlı bir de KPDS ve TOEFL seviye tespiti için yeni bir sınav sistemi üzerinde çalışıyor. Projesini tamamladığında bakanlığa başvuracak.

Taner Çağlı, “Dil Mektebi” adı verdiği yeni eğitim projesini, Bakırköy’deki Çeviring adlı merkezinde uyguluyor. Kurumlara da özel olarak giderek İngilizce öğretiyor.

Reklamlar

11 Comments Kendi yorumunu ekle

  1. Kaan dedi ki:

    Ürün Hanım siz deneyip faydasını gördünüzmü ? gerçekten işe yarıyormu ?

  2. bikbik dedi ki:

    ‘Your speaking is good’ cümlesiyle oradaki olay nasıl kıyas edilmiş anlamadım ben,biri beni aydınlatsın.Yoksa sen nediyon höst(!) diyecek kıvamdayım şuan

    1. erhan dedi ki:

      Aslında gerçek anlamı: konuşmanız iyidir anlamına gelir. Ancak ing -yor olarak algılarsak o zaman da cevabı :konuşuyor iyidir. gördüğünüz üzre çok anlamsız olur ve fark ortadadır.

  3. Süreyya dedi ki:

    Sizinle nasıl iletişim kurabilirim?

  4. Dil Mektebi dedi ki:

    Merhaba, eğitimle ilgili bilgi / başvuru için: 0212 570 2299 (DM)

  5. Yazınız için teşekkürler. İngilizce eğitimini orta okuldan itibaren aldığım halde inglizce konuşamamak bence üzerinde düşünülmesi bir konu. Yenilikçi ve akılcı yöntemlerle kısa sürede ve kalıcı öğrenmeyi gerçekleştirmek için bu tip çalışmalar yapılmalı diye düşünüyorum.
    Saygılar.

  6. Adil Kota dedi ki:

    Para tuzağından başka bir şeye benzemiyor. Söz konusu yöntemle bir şeyler öğrenirsiniz ama İngilizceyi konuşamazsınız, anlayamazsınız. Herkesin bildiği şeyleri profesör edasıyla anlatıp üstüne 2-3 bin alarak saf demeyelim de masum kandırmaktan başka bir şey değil.

    1. Kaan Boylu dedi ki:

      Herkesin bildiği şeyler derken? 🙂

  7. volkan dedi ki:

    malesef fiyasko… bu yöntemi kullanan arkadaslarim öğrenemediler. zaten bu yöntemle öğrenip sinavda basarili olan yok. tam tersi Türkçe düşünerek dil konusunda geri gidiliyor. ilk bir hafts güzel.sonra istisnalar artiyor.

    1. Dil Mektebi dedi ki:

      Merhaba Volkan Bey. Biz sınavda başarılı olacaklarına dair bir garanti vermiyoruz. Sınav maratonu farklı bir çalışma ve sistem gerektirebilir. Bu yöntemle hangi ve kaç arkadaşınız ve de hangi sebepten başarısız olmuşlar bunlara da bakmak lazım. Her eğitimde başarısız kimseler olabilir. Bizim öğrencilerimize sözümüz, derslere ciddiyetle katılan ve ödevlerini düzenli bir şekilde yapan herkesin 3 ayın sonunda ingilice öğreten okullarda öğretilen bilgilerin neredeyse tamamını 3 ay içinde öğrenecekleridir. Kimin ne kadar hızlı yazdığı nasıl değişkenlik gösteriyorsa kimin hangi hızda konuştuğu da öğrenciden öğrenciye değişecektir. Geri gitme diye bir şeyi zaten kabul etmiyoruz. Kafası karışanlar elbette olabilir ama deneme süremiz olan ilk 2 haftada zaten bunu sürekli dile getiriyoruz. Kişiler bu eğitimi alırken eski bilgileriyle mukayese yapmamalıdır. Aksi halde, belirli bir seviyede gelen kişiler bir takım çatışmalar yaşayabilir. İlk 2 haftanın ardından inanarak devam eden ve gerektiği şekilde bu eğitimi tamamlayan kişilerin çok büyük kısmı eğitimden memnun ayrılmışlardır. Saygılar.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s