BÜYÜK VERİDE AN-GÖRÜ ÇAĞI

İş zekası kavramı, big data içinden gelecek öngörüsü yapabilen algoritmalarla şekilleniyor. Öngörü kavramı yerini ‘an-görü’ye, big data ise ‘any’ dataya terk ediyor. Uzmanlar “Üst akıl artık veridir” diyor.

ÜRÜN DİRİER, urun.dirier@paradergi.com.tr

Veriden anlamlı sonuçlar çıkarma teknolojileri artık neredeyse saniyelerle yarışıyor. Veri madenciliği, teknolojiye bağımlı iş dünyasında operasyon verimliliğini arttırmanın ve ayakta kalmanın vazgeçilmezi olarak görülüyor. İş zekası kavramı, anlık toplanan veri yığını içinden gelecek öngörüsü yapabilen algoritmalarla anlam kazanıyor. Gelecekten kasıt çoğu zaman bir gün, bir saat hatta bir dakika sonrası bile olabiliyor. Öngörü için kullanılan ‘forecasting’ kavramı yerini hızlıca ‘nowcasting’ yani şimdi-görü kavramına terk ediyor. Sözlüklere yeni girmiş olan ‘big data’ (büyük veri) krallığı bile ‘any data’ (herhangi veri) prensliğine karşı tüm gücünü kaybetmek üzere. Bu durum yönetim modellerini de radikal bir şekilde dönüştürüyor. Veriye dayalı yönetim kültüründe artık şirkette en çok para alan yöneticinin değil, verinin borusu ötüyor. Bu çağa uzmanlar ‘anti-hippo’ çağı diyor. Hippo, ‘highest paid person opinion’ yani ‘en çok para alan kişinin görüşü’ tabiri için kullanılıyor. Anti-hippo, çoğu alanda yönetim kademesinin varlığını sorgulatacak gibi duruyor.

Evren Eray1
Evren Eray

ÜST AKIL ARTIK VERİDİR

İş zekası yazılım platformu Microstrategy’nin Türkiye Ülke Müdürü Evren Eray, veri analiz teknolojilerinin iş dünyasının öncelikli yatırım alanlarından biri olduğunu belirtiyor. Yaş, eğitim, müşteri alışkanlıkları, davranışları, sosyal medya aktiviteleri, mevsimler, tatiller hatta hava durumu gibi spesifik verilerden bile anlık sonuçlar çıkararak Türkiye’nin en büyük kurumlarına hizmet verdiklerini aktaran Eray, “Veriyi grafiklerle görselleştirerek ayrı senaryolar üzerinden öngörüler yapabiliyor, hatta ilçe ilçe anlık bildirimler üretebiliyoruz. Veri teknolojilerinin bu kadar hızlanması stok yönetiminde bir devrim niteliğinde. Stok seviyelerini yüzde 50’ye kadar düşürmek, yok satmaları en aza indirmek mümkün. Merkez, saha ve tedarikçi üçgeni hiç olmadığı kadar daraldı” diyor. ABD’de bazı eyaletlerde güvenlik alanında bile veri analizinin kullanıldığını ifade eden Eray, hangi bölgede ne zaman suç işleneceğinin öngörülebildiğini ve buna göre önlemler alınabildiğini aktarıyor. Bunun için birkaç yıllık geçmiş emniyet kayıtları dahi yeterli olabiliyor. Algoritmalar total veriden yola çıkarak gelecek tahminleri yapabiliyor. “Üst akıl artık veridir” diyen Eray, veri madenciliği konusunda uzman gençler yetiştirilmesi ve istihdam politikalarının bu alana kaydırılması gerektiğine inanıyor. Eray Microstrategy olarak Türkiye’deki üniversiteler ile ortak çalışmalar yürütmek için gerekli altyapı hazırlıklarını da tamamlamak üzere olduklarının haberini veriyor.

Bülent Dal (4)
Bülent Dal

ÖNGÖRÜ DEĞİL ŞİMDİ-GÖRÜ DEVRİNDEYİZ

Microstrategy’nin Türkiye’deki çözüm ortağı Obase’in CEO’su Dr. Bülent Dal ise, operasyonel mükemmeliyet ve rekabet avantajı için karar verme süreçlerinde kullanılan veri hacmi, çeşitliliği ve bunları anlık değerlendirme ihtiyacının her geçen gün arttığına işaret ediyor. “Günümüzde bazı kritik kararların birkaç saat, hatta birkaç dakika içinde verilmesi gerekiyor. E-ticarette olduğu gibi bazı operasyonların da ancak 30 saniyeye tahammülü var” diyen Dal, eski tip yönetim anlayışının kökten değiştiğini, kararları yönetim kademesinin değil, sahadan anlık olarak toplanan verinin verdiğini ifade ediyor ve ekliyor: “Ordunun başarısı sahadaki erlerin kararlarının kalitesiyle doğru orantılı hale geldi.”

90’lardaki gibi paradan para kazanma devrinin çoktan bittiğini, günümüzde ancak verinin doğru analizi ile para kazanılabildiğini belirten Dal, “Forecasting yani öngörü kavramı bile yerini nowcasting yani şimdi-görü anlayışına terk etmek zorunda kaldı. Artık big data da (büyük veri) kendi başına anlamlı değil. Onun yerine any data (herhangi veri) kavramı kullanılıyor. Çünkü son 5 dakikalık veriden bile bir anlam çıkararak kampanya kararı verebildiğimiz bir hızda yaşıyoruz” diyor.

Obase olarak ABD’de perakende analistliği üzerine çalışacak yeni bir ofis kurduklarının haberini veren Dal, deneyimlerini paketleyerek hizmet olarak sunacaklarını belirtiyor ve ekliyor: “Uzun zamandır Türk Havayolları ile çalışıyoruz. Oradan edindiğimiz tecrübe ile, yolcu talepleri ve doluluk oranları gibi verilerden öngörüler üretebilen bir algoritma geliştirdik. Bunu hizmet olarak sunacağız.”

Kerim Tatlici
Kerim Tatlıcı

BİR ADIM SONRASI; KARAR ALAN ALGORİTMALAR

Veriye dayalı iş yapma yetkinliğindeki en önemli artışı tabletler üzerinde 5 sene önce geliştirilen Benim Ofisim (MIO- Migros Intelligence Office) projesi ile elde ettiklerini belirten Migros Bilgi Teknolojileri ve İş Geliştirme Direktörü Kerim Tatlıcı, “MIO ile üst yönetimden mağaza müdürlerine kadar tüm karar vericiler ortak bakış açısı ile kararlarını anlık veriye dayalı olarak veriyor. Bu sayede müşteri memnuniyetini ilgilendiren konularla ilgili çok hızlı karar alabiliyoruz. MIO mağaza yöneticisinin tüm mağaza fonksiyonlarına tek dokunuşla ulaşmasını, elindeki tablet bilgisayarla tüm bilgileri karşılaştırmalı olarak anında görüp aksiyon almasını sağlıyor. MIO ile mağazalar ofisten değil, tamamen mağaza içerisinden yönetilebilir hale gelirken, hem mobilite hem hız hem de verimlilikte artış sağlandı” diyor. Tatlıcı, veri teknolojilerindeki bir adım sonrasının, kampanya, indirim, mağaza açma ve kapama gibi kararları kendi kendine veren algoritmalar olacağını belirtiyor.

Serkan Öztürk1
Serkan Öztürk

VERİ PETROLE BENZER

Verinin petrole benzediğini belirten Turkcell Bilgi ve İletişim Teknolojilerinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Serkan Öztürk, “Nasıl ki ham petrolü işleyerek 50-60 dolarlık varil fiyatını 60 binlere çıkarmak mümkünse, işlenmiş veri de o derece kıymetli hale getirilebilir” diyor. Sadece geçmiş veriyi değil artık öngörü verilerini de modelleyerek işlevsel hale getirebildiklerini belirten Öztürk, süreçten ziyade ‘bak ve yap’ metoduyla hareket ettiklerini ifade ediyor.

Turkcell’de uzun süredir ekosistem bazlı bir yönetim modeli sürdürdüklerine ve bütün iş süreçlerini tablet bulut mimarisine göre yapılandırdıklarına işaret eden Öztürk, algoritmaların yakın gelecekte insan zekasının veremeyeceği kararları verebilir hale geleceğine değiniyor. Big data değil, anlık karar vermeyi sağlayacak küçük büyük her datanın önemli olduğuna işaret eden Öztürk, “Şirketimizin yönetim kokpitinin yetenekleri çerçevesinde, veriyi anlık olarak ve yakından takip edebiliyoruz. Alacağımız her aksiyonu platform üzerinden sorgulayarak ilerletebiliyoruz” diyor.  

Sedat Yıldırım
Sedat Yıldırım

KÜLTÜREL DÖNÜŞÜMÜN PEŞİNDE KOŞUYORUZ

Müşterinin davranışıyla ilgili bütün verileri toplayıp, onları da olabildiğince rafine hale getirmek gibi bir kaygılarının her zaman olduğunu ifade eden Boyner Grup Omnichannel Perakende ve Teknoloji Direktörü Sedat Yıldırım, “Bunu sağlamak için her türlü teknolojiyi kullanıyoruz” diyor. Mağazadaki bir reyon yöneticisinden CEO seviyesine kadar herkesin dataya ve bu datada işlenmiş, harmanlanmış, rafine edilmiş ve hemen karar verilmesini sağlayan bilgiye ihtiyacı olduğuna işaret eden Yıldırım’a göre, müşteri artık daha özel ve daha çabuk hizmet almak istiyor. Bu isteğin yarattığı karmaşayı da teknoloji ile çözmek gerekiyor. “Müşteri değişiyor ve o ne talep ediyorsa onu yapmak zorundayız. Biz grup olarak bu kültürel dönüşümün peşinde koşuyoruz” diyen Yıldırım, günümüzde işi veriye dayalı bir şekilde yapmadan verimli bir operasyon yürütmek ve rekabet edebilmenin mümkün olmadığını vurguluyor. Anlık veri üzerinden kampanyalar ile ilgili kararların gecikmeden verilmesinde, HOPİ kampanyaları dahil tüm promosyonların gözlemlenmesinde iş zekası teknolojilerinin kritik rol oynadığını söylüyor.

Levent Kızıltann
Levent Kızıltan

FEDERAL BİR YAPI KURGULADIK

“Çok şirketli toplulukların sadece merkezi yöntemlerle yönetilebileceğini düşünmüyorum. Sadece dağıtık yapılarla da yönetilebileceğini düşünmüyorum” diyen Eczacıbaşı Holding Bilgi ve İletişim Sistemleri Grup Başkanı Levent Kızıltan, federal bir yapı kurgulamış olduklarını belirtiyor. Merkezde sahadan gelen veriler ışığında geliştirilen politikaları, kurumların kendi iş uygulamalarına göre kullandıklarını aktaran Kızıltan, “Önümüzdeki dönemde de iş analizi noktasında tüm yönetimlerin böyle olacağını düşünüyorum” diyor.

BİLGİSEL ADALET İÇİN

Bilgisel adaletin devamlılığı için iş zekası teknolojilerinin önemli olduğuna değinen Kızıltan’a göre bu, tüm karar noktaları için bilgiyi ortak ve erişilebilir kılmak, topluluğu aynı değerler üzerinde konuşabilir, tartışabilir ve değişen koşullara uyum sağlayabilir hale getirmek için kritik. “Bilgi toplumu olmanın bir yan etkisi olarak bilgi yığınları içinde kaybolmanın önüne geçmek ve kör noktaları tespit etmek yine analitik bakış açısı ile mümkündür” diyen Kızıltan, sadece geçmişe bakarak karar vermenin herkes için tartışmaya değer bir risk oluşturduğunu, tahmine dayalı analizlerin ise rekabet gücü noktasında kurumların elini kuvvetlendirdiğini belirtiyor.

Teknolojinin geleceği nasıl değiştireceğine baktığımız kadar insan hayatını nasıl etkileyeceğine de bakmamız gerektiğini ifade eden Kızıltan’a göre, bu yeni teknolojilerle ilgili yönetmelikler, hukuki altyapılar, doğru yönlendirmeler ve kamu önlemleri olmazsa, gelecekte çok vahşi bir dünyayla karşı karşıya kalabiliriz.

Gokhan Nalbantoglu
Gökhan Nalbantoğlu

ENDÜSTRİDE DE DEVRİM YARATACAK

Büyük verinin ‘ilişkisel veri tabanı’ yaklaşımına alternatif ve ondan çok daha önemli, çok daha düşük maliyetli, yüksek performanslı bir çözüm önermekte olduğuna işaret eden Datameer Türkiye, Orta Doğu ve Afrika Bölgesi Genel Müdürü Gökhan Nalbantoğlu, “Bunun ötesinde aynı zamanda da iş zekası ve iş analitiğine bambaşka bir bakış açısı ve modern bir yaklaşım açısı getiriyor” diyor. Büyük veri doğru kullanıldığında müşteriye çok daha hızlı bir şekilde, doğru koşullarda, doğru tekliflerin çıkılmasının sağlanacağına işaret eden Nalbantoğlu, “Büyük veriyi iyi kullanan firmalar müşteri kazanımında ve sadakatinde diğer firmalardan daha avantajlı konumda olacak” diyor. Nalbantoğlu’na göre artık müşterinin markayla ilgili bir değil, tüm alanlardaki deneyimini analiz etmek gerekiyor. Büyük veriyle ilgili en temel değişiklik ve trend de burada gerçekleşiyor. “Eskiden bir analiz yapıldığında belki sadece o müşterinin alışkanlıklarına bakarak karar veriliyordu ama bu artık tek başına yeterli değil. Aynı müşterinin sizin ürününüzü kullanırken edinmiş olduğu alışkanlıklar, internet sitenizde veya çağrı merkezinizde yapmış olduğu görüşmeler, gezindiği web siteleri gibi bilgilere de aynı anda bakabilmek gerekiyor” diyor Nalbantoğlu, büyük verinin üç temel probleme çözüm olduğunu belirtiyor. Birincisi karmaşıklık, ikincisi verinin sürekli değişmesi, üçüncüsü de verinin miktarındaki doğal olarak meydana gelen artış. Büyük veriden fayda sağlama anlamında ilk etapta bankacılık, telekomünikasyon, perakende ve kamu sektörleri ön plana çıksa da, üretim sektöründe, özellikle makinalarda üretilen veri düşünüldüğünde büyük veri endüstride de bir devrim yaratacak.

Serhad Akkoç
Serhad Akkoç

SEKTÖREL REHBET BOT GELİŞTİRİYOR

Konum tabanlı dijital firma rehberi Yellow Pages, büyük veriyi kullanarak bilgiyi ürüne dönüştürebilen çarpıcı örneklerden biri. Yellow Pages Genel Müdürü Serhad Akkoç, site üzerindeki arama ve yazışmaları işleyerek sektörel rehber botlar (chatbot) geliştirdiklerini belirtiyor. “Başlangıç olarak oto tamircilerle ilgili rehber botumuzu tamamlamak üzereyiz. Bu bot datanın konuşan yüzü olacak. Sorulan tüm sorulara cevap verip tavsiyelerde bulunacak. Örneğin ön tekere kaç bar hava basılır gibi bir soruya onaylanmış bilgi verebilecek. Restoranlarla ilgili de bir rehber bot geliştiriyoruz. Mekanların internette aranma sıklığına, yapılan yorumlara göre lokasyon bazlı tavsiyelerde bulunacak bu bot. Bu botları kısa vadede tüm sektörlere uyarlıyor olacağız” diyor.  Veriyi kullanabilmenin ülke ekonomisine de katkı sağlayacağını, e-ihracatın yolunu açacağını ifade eden Akkoç, “Amacımız mahalledeki bir esnafı bile dünyaya açmak, görünür olabilmesini sağlamak. Yellow Pages üzerinden bugün de ihracat yapan KOBİ’lerimiz var” diyor.

Koray Aşkın
Koray Aşkın

İTİCİ DEĞİL ÇEKİCİ REKLAM ÇAĞI

Salesforce Marketing Cloud Türkiye partneri Reklam5’in Kurucu Ortağı Koray Aşkın, müşterilerinin son zamanlarda e-ticaret sektörü yoğunluklu olduğunu belirtiyor. Salesforce hizmetlerinin arkasında öngörü algoritmaları olduğunu ifade eden Aşkın, “Örneğin internetten 1 beden bebek bezi alan ya da arayan birine 5 ay sonra 5 aylık bebeğe uygun ürünler gösterilebiliyor. Kullanıcı alışkanlıklarına göre kişiye özel reklamlar çıkılabiliyor” diyor. Artık eskisi gibi push (itici) reklamlar değil tüketicinin tahmini ihtiyaçlarına göre pull (çekici) reklamlar yapılabildiğine değinen Aşkın, toplu mesajların da gömlek değiştirdiğini, kampanyaların sadece ilgili olabilecek kişilere haber verildiğini ifade ediyor. Bunun için de ciddi bir veri analizi gerekiyor. Kişinin alışverişleri, alışkanlıkları, sosyal medya beğenileri, çektiği krediler, kredi kartı ödemeleri gibi yüzbinlerce bilgi data havuzunda işlenerek anlamlı sonuçlara dönüştürülüyor.

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s