PAYLAŞIM EKONOMİSİNİN YENİ ÇALIŞMA TRENDİ: CO-WORKING

2017 yılı sonuna kadar tüm dünyada sayıları 15 bini aşması beklenen co-working alanlar, yani ortak çalışma alanı konsepti, Türkiye’de de son birkaç yılın trend yatırımlarından biri haline gelmeye başladı. Sıkıcı ofislerde çalışamayan Y kuşağına özel tasarlanan bu alanlar şimdilik daha çok taze girişimciler, kreatif işler yapan çalışanlar ve yazılımcıların tercihi. Ancak dünya devi şirketler de bu alanlarda masa ve oda kiralıyor. Kafa avcıları ise yeni iş fikirlerini yerinde yakalamak için co-working alanlarda kol geziyor.

ÜRÜN DİRİER, urun.dirier@paradergi.com.tr

Bakırküre-INGbankGenelMüdürlük (2).jpgGiderek büyüyen paylaşım ekonomisi yaşama ve çalışma alışkanlıklarımızı kökten değiştiriyor. Co-working kavramının son birkaç yılda trend haline gelmesi, bu değişimin en belirgin göstergelerinden biri. Türkçeye ‘ortak çalışma alanı’ diye çevirdiğimiz paylaşımlı ofis kavramı, her geçen gün bu alanda hizmet veren yeni şirketlerin açılmasıyla yaygınlaşıyor. Özellikle işe yeni başlamış ve bir ofis kirasını ödeyemeyecek durumda olan girişimcileri hedefleyen ortak çalışma alanlarında, kendinize bir masa kiralayıp o gün çalışmaya başlayabiliyorsunuz. Hem de şehrin en nezih semtlerinde. Dilerseniz merkezin adresini iş adresiniz olarak da kullanabiliyorsunuz. Toplantılarınızı bu merkezlerdeki özel toplantı odalarında yapabiliyor ve misafirlerinizi ağırlayabiliyorsunuz.

HOME-OFFICE RÜYASI ÇÖKERKEN…

10 yıl önce insanlığın ortak rüyası olan home-office yani evden çalışma mantığı, teorikte ve pratikte çökmüş durumda. Kimse pijamalarını değiştirip evin içinde ofis havasına giremiyor. Bilgisayarını alıp bir kafede çalışmayı tercih ediyor. İşte co-working akımı tam bu noktada da imdada yetişiyor. Kafede içeceğiniz aylık çay kahve parasına, ortak çalışma alanına bireysel olarak üye olabiliyorsunuz. Üstelik buralarda çay kahve ücretsiz. Sosyalleşmek isteyenler için çeşitli sosyal aktiviteler, atölye çalışmaları ve söyleşiler de var.

Co-working, hazır ofis kavramından biraz daha farklı bir kavram. Bu alanlarda daha çok teknoloji firmalarının birimleri, girişimciler, teknoloji start-up’ları, bloggerlar, yazılımcılar, mimarlar, iş adamları, editörler ve çeşitli sektörlerde dışarıdan çalışan katma değeri yüksek akıllar yer alıyor. Haliyle bu alanlara sırf yeni kişilerle tanışıp çeşitli iş birlikleri yapmak için üye olanlar da var. Başlangıç seviyesindeki start-up ve girişimleri avlama niyetinde olan yatırımcılar ve yatırımcı ile girişimciyi bir araya getiren pitcher’lar da (çöpçatan) co-working alanlarda kol geziyor.

CO-WORKING’DE BAŞI ABD VE ASYA ÇEKİYOR

Bu sektörün öncü yayını DeskMag‘a göre 2015 yılında tüm dünyada 8 bin 700 ortak çalışma alanı varken, bu rakam 2016 sonunda 11 bin 300’e yükselmiş. Şu anda ise 13 bin 800 adet alan var. 2017 sonunda 15 bini bulacağı öngörülüyor. 2015’de bu alanlarda çalışan toplam üye sayısı 510 binken 2016’da bu rakam 835 bine yükselmiş. 2017 beklentisi ise 1 milyondan fazla üye. Basit bir hesap ile 2015 yılında her şubeye 38 kişi düşüyorken, bugün rakam 129 kişiye ulaşmış durumda. Özellikle ABD ve Asya ülkeleri başı çekiyor. Bu radikal büyüme ülkemizdeki girişimcileri de co-working işletmeciliği alanına yönlendiriyor.

Türünün dünyadaki ilk örneği 10 yıl önce San Francisco’da kurulan Citizen Space idi. En bilineni ise yine Amerikalı olan WeWork zinciri. 7 yıl önce kurulan WeWork, 1 yıl önce 17 milyar dolar değerlemeyle 780 milyon dolar yatırım almıştı. Bugün New York’tan Şanghay’a, Berlin’den Londra’ya birçok şehirde 80’den fazla şubesi var. Ortak çalışma alanı konseptinin Türkiye’deki en bilindik ilk örneği ise 5 yıl önce Arjantinli zincir Urban Station ortaklığında İstanbul’da açılmıştı. 2014’de ortaklığın bitmesiyle zincir Workinton adı altında yüzde100 yerli olarak yoluna devam ediyor.

EN BÜYÜKLER DE BURADA TEK BAŞINA ÇALIŞANLAR DA

WORKINTON (1)*WORKİNTON

İstanbul, İzmir, Ankara ve San Diego’da toplam 13 şubesi bulunan Workinton, totalde 9 bin metre karelik alanda hizmet veriyor. Ericsson, Turkcell, Vestel, Zorlu Holding, Odeabank, Google Maps, Deloitte ve Doğuş Holding gibi devler, Workinton’da birer oda ayırtmış durumda. Özel toplantılarını ve bazı projelerini burada gerçekleştiriyorlar. Türkiye’nin en büyük 500 firmasının 300’ü Workinton’u toplantı odası ve uydu ofis olarak kullanıyor. 3 kişiden 250 kişilik kullanıma kadar toplantı odaları var. Buraya sadece en büyükler geliyor sanmayın, ofis kirası veremeyecek olan bir girişimci, avukat,  yazılımcı, mimar, mühendis, reklamcı ve blogger da, hatta odaklanarak çalışmak isteyen öğrenciler bile çok uygun fiyata üye olarak buranın tüm imkanlarından faydalanabiliyor. Oda ya da masa kiralamadan günlük, aylık üyelik paketi ya da kontörle çalışma saati satın alınabiliyor. Workinton’da her detay çalışanların sağlığına uygun, ergonomik olarak tasarlanmış. Bel, sırt ağrısı olanlar için hareketli tabure ve pilates topuna benzeyen oturaklar bile var. Gün boyu atıştırmalıklar ve çay kahve ücretsiz.  Konsantrasyonu arttıran hafif müzik yayını ve uyuklamayı engelleyen özel bir aydınlatma sistemi kullanılmış. İstanbul’da Levent 199, Maçka/Nişantaşı, Esentepe Astoria, Maslak, Galata, Vodafone Arena, Kavacık, Ümraniye Buyaka, Kozyatağı, Ankara’da Via Flat ve Next Level, İzmir’de Bayraklı ve ABD’de San Diego’da şubeleri var. Üstelik üyeliğiniz boyunca hangi şubede çalışmak isterseniz o şubede çalışabiliyorsunuz. Böylece hem yeni insanlar tanıma fırsatınız oluyor hem de canınız sıkılmıyor.

PINAR MASSENA
Pınar Massena

KURUMDAN BAĞIMSIZ OFİS TRENDİ YÜKSELİYOR

Paylaşımlı ofis kavramından çok daha farklı bir misyonları olduğunu belirten Workinton CEO’su Pınar Massena, “Yeni girişimler, start-up, iyi fikirler ve yetenekli insanlar burada bir arada çalışmanın avantajlarını yaşıyor. Kafa avcısı yatırımcılar için bir tür av alanı haline geldik” diyor. Sosyalleşmek için çeşitli etkinlikler de düzenlediklerini belirten Massena şunları aktarıyor: “Girişimciyle yatırımcıyı bir araya getiren Pitcher etkinlikleri de var, çikolata yapımı semineri de var. Şimdiye kadar en ilgi toplayan etkinliklerimiz ise, ‘çalışma hayatında tutunamayanlar’, ‘başarısızlık hikayeleri’, ‘finansçı olmayanlar için finans’, ‘Kobilerde İK yönetimi’ ve ‘mutluluk’ konferanslarımız oldu.” Dünyada artık iş modellerinin değiştiğini, buna bağlı olarak çalışma düzeninin de değiştiğini vurgulayan Massena, yaratıcı insanların bir araya gelebileceği kurumdan bağımsız ofislerin, önümüzdeki yılların en büyük sektörleri arasında yer alacağını ifade ediyor. Yen bir şeyler üretme, iyi bir fikirle girişim yapma çağında olduğumuzu, maaşlı iş bulmanın her geçen gün daha da zorlaşacağını ifade eden Massena, “Artık gençler hangi sektörde olursa olsun yeni ne yapabilirim diye bakıyor. Kendisi gibi insanlarla bir arada olmak istiyor. Bu sebeple co-working konsepti dünyada hızla büyüyor” diyor.

BUZDAĞININ ALTINDA SOSYALLEŞME İHTİYACI VAR

Süleyman Çoruh
Süleyman Serdar Çoruh

*PLAZA CUBES 

Plaza Cubes İstanbul’da 7, Ankara’da 2 olmak üzere toplam 9 lokasyonda hizmet veriyor. Tüm plazalarında farklı konseptte ortak çalışma alanları mevcut. Tüm şubeleri 300 kişilik kapasiteye sahip. Kayıtlı bin 500 üyesi bulunuyor. Şirket sosyalleşmeyi önceliyor. Bünyesinde sadece etkinlikleri yöneten bir ekip bile bulunuyor. Tadım günlerinden sinema günlerine kadar çok çeşitli etkinlikler düzenliyor. Ortak çalışma alanı konseptinin çıkış, yükseliş ve iş dünyasında bu denli kabul görme nedeninin salt ekonomik bir sonuçtan ziyade sosyal ihtiyaçtan kaynaklandığını vurgulayan Kurucu Ortak Süleyman Serdar Çoruh, “Co-working, ekonomik değişimin yanı sıra milyonlarca insanın birlikte yaşadığı ama aslında tam anlamıyla bir ‘birlik’ içinde olamadığı büyük şehirlerdeki yabancılaşma ve iletişim kopukluğunun bir sonucu olarak ortaya çıktı” diyor. Çoruh, Co-working konseptinin, rekabet, kurumsal ve soğuk ilişkilerin yerini paylaşım ve iş birliğinin aldığı yeni bir iş modeli olduğunu söylüyor. Çoruh’a göre ekonomik avantaj, network imkanı ve verimli çalışabilme gibi kalıplaşmış tercih nedenleri buzdağının sadece görünen yüzü. Buzdağının görünmeyen büyük kısmında ise, sosyal medya paylaşımlarına indirgenmiş izole ve kopuk sosyal ilişkilerin tamir edilmesi ihtiyacı yatıyor. “Paylaşmayı sanal ortamdan tekrardan ‘gerçek’ ortama taşıyoruz” diyen Çoruh, kolektif alanı verimli olabilecek bir çalışma konseptiyle harmanladıklarını anlatıyor.

MAL SAHİPLERİ ŞİKAYET EDİNCE KENDİ BİNALARINI SATIN ALDI

*KAMARA

Kamara 6 şubesi, 155 hazır ofisi ile kendi öz malı olan binalarda hizmet veren bir firma. Şubeleri Şişli, Bostancı, Beyoğlu, Altıntepe, Levent ve Zorlu Center’da bulunuyor. Co-working alanlara mal sahiplerinin müdahale etmesinden ve dava etmesinden dolayı binaları satın alma yolunu seçtiklerini belirten Kamara Kurucu Ortağı Sadık Kocabaşa, an itibariyle 1000’in üzerinde aktif firma ve 3 bin kullanıcıya hizmet verdiklerini söylüyor. “Google Partners, Spotify gibi global kurumların yanında büyümekte olan ve işine odaklanmak isteyen yerli firmalara da hizmet ediyoruz” diyen Kocabaşa, ortak çalışma alanlarını ve hazır ofisleri daha çok 1 ile 5 kişilik firmaların tercih ettiğini ifade ediyor. Co-working alanların başta yazılımcılar ve grafikerler olmak üzere kendi başına, odaklanarak iş yapmak isteyen herkes için biçilmiş kaftan olduğunu vurgulayan Kocabaşa sözlerini şöyle sürdürüyor: “Geleneksel ofis mantığında sabah içeri giriyorsunuz ve akşama kadar kendi ekibinizden başka kimseyi görmüyorsunuz. Sosyalleşme imkanınız da olmuyor. Burada ise işinizle ilgili konuşup fikir paylaşımında bulunabildiğiniz, her gün oturup çay içebildiğiniz insanlar var. İş hayatında sıklıkla bir yazılımcıya, reklamcıya, avukata, mali müşavire ihtiyacınız olabilir. Kamara binalarında bu komşular her zaman vardır.” Kamara sosyalleşmeyi desteklemek adına çeşitli eğitim ve etkinlik programları da düzenliyor. Google Partners’ın dijital reklamcılık eğitimlerinden tutun da, VR Türkiye, Yalansavar Meetup, kadın girişimci buluşmaları gibi birbirinden renkli etkinlikler gerçekleştiriliyor. Kocabaşa, kadına yönelik etkinliklere ise pozitif ayrımcılık uyguladıklarını itiraf ediyor.

BALİLİ MASÖZ BİLE VAR

KolektifHouse-KontraTasarımı (3).jpg*KOLEKTİF HOUSE

Şişhane ve Levent olmak üzere iki adreste faaliyet gösteren Kolektif House’ın üye sayısı 1000’i aşmış durumda. Üyeleri arasında Mutlubiev, Sinemia ve Volt gibi 63 tane start-up, BIC ve GBA gibi 10 melek yatırım ağı, kreatif ajanslar, bireysel çalışanlar ve Yandex, İş Bankası gibi 10 kurumsal şirket bulunuyor. Yalnızca Levent’teki özel ofis sayısı 178. Kolektif House’ta birden Balili bir masöz siz masa başında çalışırken masaj yapmaya başlayabilir. Strese karşı her türlü önlem alınmış durumda. Üyelere stresle başa çıkabilmek için nefes ve yoga eğitimleri de veriliyor. Pazartesi sendromuna yakalanmamak için haftaya beraber kahvaltı ederek başlanıyor. Üyeler için toplu seyahat planlamaları da yapılıyor. Co-working çalışmanın Uber ve Airbnb gibi Silikon Vadisi’nin dev şirketlerinin yaygınlaştırdığı bir kültür olduğunu ifade eden Kurucu Ortak Ahmet Onur, iş modelini paylaşım ekonomisi üzerine kuran şirketlerin çok daha hızlı büyüdüğüne değiniyor. Sürdürülebilir bir dünya için paylaşım ekonomisinin gerekli bir konsept olduğunu ifade eden Onur’a göre, yeni ekonomi mobil, sosyal ve özgür olma odaklı ilerliyor. Bu da beraberinde esneklik ve verimliliği getiriyor. “Start-up ve inovasyon içinde olan kurumsal şirketlerin sayısı her geçen gün artıyor. Biz ofis kuranlar mobilya ve ofislerine boşu boşuna yatırım yapmasın, freelancer’lar kafelerde körelmesin ve start-up’lar ihtiyaçları olan tüm ağlara ulaşabilsin diye varız” diyen Onur, farklı meslek gruplarından kişilerle aynı ortamda çalışmanın, yeni iş birlikleri doğurduğunu vurguluyor. Kolektif House’ta talep edenler için mali müşavirlik, avukatlık gibi ek hizmetler de sunuluyor. Sanal ofis hizmeti de veren Kolektif House’da biraz eğlenmek için Kolektif Talk Show, yeni girişimcilerin tanıtıldığı Kolektif Explore, start-up’lara yönelik eğitimlerin verildiği Kolektif Up ve beraber şarkı söylemekten hoşlananlar için Kolektif Jammin gibi çeşitli etkinlikler düzenleniyor.

YARATICI BEYİNLER BURAYA

*OLMADIK PROJELER ATÖLYESİ

Balat’ta bulunan Olmadık Projeler Atölyesi 3 katlı. Giriş katında “Hot Desk” olarak adlandırılan, misafirlerin özgürce kullanabildiği tek kişilik oturma alanları, alt katında maker ve tasarımcılar için hazırlanmış, içerisinde fotoğraf ve video stüdyosu da bulunduran atölye alanı ve üst katında bir kütüphane bulunuyor. Toplam 60 kişilik kapasiteye sahip olan Olmadık Projeler Atölyesi, çok yakın zamanda Unusual Projects Atelier adı altında, aynı konseptle Hollanda’da da hizmete başlıyor. Hedefi adım adım her ülkede bir şehirde şube açmak. Balat’taki ortak alana çoğunlukla fotoğrafçılar, video çalışmaları yapanlar, girişimciler ve tasarımcıların geldiğini belirten Kurucu Seçkin Canan, üretmek isteyen herkese kapılarının çık olduğunu ifade ediyor.

START-UP’LARIN UĞRAK YERİ

HABİTA (2).jpg*HABİTA

Henüz 7 aylık bir co-working alanı olarak 4. Levent Sanayi Mahallesi’nde tek şube ile çalışan Habita, açık ve kapalı alanda çalışma imkanı sunuyor. Kreatif işlerle meşgul freelance çalışanlar ile start-up’ların uğrak yeri. Co-working çalışmanın özellikle network yapmak isteyenler için uygun olduğunu belirten Habita Kurucu Ortağı Levent Öcal, “İşletmelerin ofis kirası, faturalar, temizlik, internet ve güvenlik gibi operasyonel yüklerden bağımsız çalışabilmesi, bu tür alanları daha kıymetli hale getiriyor. Ayrıca benzer işlerde veya birbirini tamamlayan işlerde çalışan kişilerin aynı çatı altında olması yeni işler üretebilmenin de yolunu açıyor. Tek başına düşünmek yerine, beraberce düşünüp inandıkları projeler için birbirlerine destek olabiliyorlar” diyor. Habita’da sosyalleşmek için çeşitli etkinlikler de düzenleniyor. Sadece iş dünyasıyla ilgili değil, kafa dağıtmak isteyenler için müzik, yeme içme ve tiyatro gibi etkinlikler de var. Start-up’ların kuruluşundan melek yatırım süreçlerine, başarılı girişimcilerin deneyim paylaşımlarından söyleşi ve panellere kadar çok çeşitli etkinliklere ev sahipliği yaptığı gibi, beyin egzersiz çalışmaları da düzenliyor.

ŞİRKETLER İÇİN HER HİZMET MEVCUT

*WORKLAND

İlk şubesini Maslak Eclipse binasında açan Workland, Vadistanbul şubesi için de start verdi. 2 sene içerisinde 5 şubeye çıkmayı hedefliyor. Bu hedefleri içinde şimdilik Ataşehir, Ataköy Avrupa Ofis Projesi ve Ankara yer alıyor. Workland, 10 ve 50 metre kare arasında değişen 44 adet ofis içeriyor. Ücretlendirme metre kare bazında yapılıyor. Ortak çalışma konsepti burada biraz daha farklı çalışıyor. Ortak alan hizmeti sadece ofis kiracılarına sunuluyor. Böylece farklı kategorilerde iş yapan şirket çalışanları, isterlerse ortak alanda yeni insanlarla tanışma imkanı bulabiliyor. 300 metrekarelik ortak alanları olduğunu ifade eden Workland Yönetim Kurulu Başkanı Sare Çetinsaya, sonraki projelerde tamamen co-working konsepti çerçevesinde bir alan yapacaklarını belirtiyor. Özellikle yeni iş kuranların, ofis maliyetini minimuma indirmek isteyenlerin, yabancı yatırımcıların ve küçük ekiplerin hazır ofis tercih ettiğini dile getiren Çetinsaya, ücretsiz otopark yeri tahsis ettiklerini ve sanal ofis hizmeti de verdiklerini belirtiyor. Ofis çalışanlarının talepleri doğrultusunda, catering, hukuki ve mali danışmanlık, tercümanlık, muhasebe gibi hizmetler de verebildiklerini ekliyor.

Gülşah Cantaş
Gülşah Cantaş

 

Y KUŞAĞINA ÖZEL OLARAK TASARLADIK

Kolektif House Levent’in iç mekan tasarımını üstlenen Kontra Mimarlık kurucusu iç mimar Gülşah Cantaş, sosyalleşme, odaklanma, işbirliği kurma ve öğrenme başlıkları altında kullanıcı performansını arttırmayı hedeflediklerini aktarıyor. “Sıradan ofis sistemlerine alternatif olarak, mekanı insan odaklı ve keyifli çalışma alanlarıyla bütünleştirmeye özen gösterdik. Böylece içeride çalışanlar için uzun saatler vakit geçirebilecekleri daha sıcak alanlar ortaya çıkardık” diyen Cantaş, Y kuşağının çalışma düzeni beklentilerine uygun özel bir çalışma yaptıklarını belirtiyor. Ortak kullanım alanlarına yerleştirilen iglolar, Amsterdam evleri, telefon kulübeleri ile üyelere hem açık mekanlarda telefonla özel görüşmelerini yapabilecekleri, hem de birkaç kişilik mini toplantı veya beyin fırtınası yapabilecekleri pratik alanlar sağlanmış. Kafe ve self servis hizmeti veren “community kitchen”lar da ofis içerisindeki sosyalleşmeye olanak sağlıyor. Y kuşağının ortak alan talep eden, kapalı bir yerde uzun süre çalışmak istemeyen, mobil, esnek ve hareketli çalışma ortamı arzulayan bir kuşak olduğunu ifade eden Cantaş sözlerini şöyle sürdürüyor: “İş hayatından beklentileri ise özgür bir çalışma ortamı. İşi nasıl veya ne zaman yaptıklarıyla değil, işin sonucuyla ilgilenilmesini istiyorlar. Bu kuşak kendi işini kurmak isteyen girişimci bir ruha sahip. Tasarımda bu ruha uygun detaylar kullandık.”

Gürhan Bakırküre.jpg
Gürhan Bakırküre

KURUMLAR İÇİN HAREKET TEMELLİ ÇALIŞMA ALANLARI

Kurumsal firmalar da kendi ofisleri bünyesinde co-working ortamı yaratmak için kolları sıvamış durumda. Y kuşağının iş verimini arttırmada mekanın önemini anlayan büyük firmalar, bu konuda profesyonellerden yardım alıyor. Arçelik, British American Tobacco, ING Bank ve Deloitte gibi şirketlere ‘hareket temelli çalışma alanları’ tasarlayan Bakırküre Architects Kurucusu Yüksek Mimar Gürhan Bakırküre, “Hareket temelli çalışma, en özet haliyle çalışanlara nasıl, ne zaman ve nerede çalışacaklarına dair seçenekler sunan bir sistem. Bu sistemle, ofiste akla gelebilecek her mekanda gerekli altyapı kurulumunun sağlanması ve bütün tasarımın bu senaryo ile biçimlendirilmesi sayesinde, çalışanlar için ofis içerisinde esnek, sosyal ve hareketli bir çalışma düzeni sağlanıyor. Böylelikle kendilerini masa başında çalışmaya şartlandırılmış gibi hisseden çalışanlara kıyasla, esnek bir çalışma düzenine sahip olan çalışanlar, çok daha kaliteli ve verimli işler çıkarıyor” diyor. Özgürlüğüne düşkün Y kuşağının kendisinden farklı olana karşı eleştirel bir profil çizmesine rağmen, bir arada olmaya yatkın bir nesil olduğunu ifade eden Bakırküre, “Araştırmalara göre Y kuşağı iş seçiminde yüzde 70 oranla ilk kıstas olarak maaş ve şirket büyüklüğüne değil, tasarım ve rahatlığa bakıyor” diyor. Artık bu kuşağın dilini konuşan mekanlar ve çalışma ortamları kurgulamak gerektiğine değinen Bakırküre’ye göre bu yeni anlayış, sabit bir sandalye ve masaya bağlı kalmaktansa kendi çalışma alanlarını özgürce seçebilme hakkını, hiyerarşik yerleşim düzenin kırılmasının gerekliliğini, daha dinamik ve esnek alanlarda çalışarak dinlenebilme seçeneğini, sosyalleşme imkanı bulabilecekleri alanları içinde barındırıyor. Çalışılan alandaki ışık seviyesinden oturdukları sandalyenin kolçaklarına kadar birçok etkenin verimlilik ile ilişkili olduğunu belirten Bakırküre sözlerini şöyle tamamlıyor: “Çalışanlar için ergonomik çözümleri yenilikçi ve standartlarına uygun olarak inovatif bir şekilde hayata geçirdiğinizde, sağlıklı bir ofis ortamı ile konforlu ve mutlu ofisleri yaratmış oluyorsunuz.”

 

 

 

Reklamlar

One Comment Kendi yorumunu ekle

  1. zekeriya tuğlu dedi ki:

    zorunlu gelinen veya yaşanan mekanlar gözümüzle hareketlendirdiğimiz beyin düşünce belleklerini zor harekete geçiriyor.Nedeni bildiği hatırladığı görseller ona yeni ufuklar acmıyor.Düşünereke kurduğumuz hayalleri ise farklı mekanlar ve kişiler daha reel hale getiriyor.BU NEDENLE ASLINDA KAPALI ALANLAR YERİNE TARİHİ-RESTORASYONLU MEKANLAR VE OLMAZ İSE OLMAZI BOL ACIK DOĞAL PARK-ORMAN-SU-GÖL-DENİZ BAĞLANTILI MEKANLAR TÜM YETENEKLERİ AVLAYAN EN BÜYÜK UYARICI GÖREVİ GÖRÜRLER.TABİİ BUNLARIN OTANTİK AMA ALIŞKANLIKLARIMIZ OLAN HİJYEN KULLANIŞLI HİZMETLERİ VEREN MEKANLAR OLMASI KULLANICININ EN DOĞAL TALEBİDİR.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s