ANNELİK DELİLİKTİR

nur eda

‘Yeni Çağın Çocukları’ ve ‘Çocuk Eğitiminde Oyun Dili’ gibi çocuk eğitimi kitaplarının yazarı olan öğrenci koçu Nur Eda Kasap Süslü, son kitabı ‘Anne İşi Çözümler’de bu kez anneliğin deliliklerini anlattı. Gazeteci Mutlu Tönbekici’den psikiyatrist Burcu Özbaran’a kadar farklı alanlardan 8 kadının annelik hikayelerini ve deneyimlerini derleyen Süslü, çalışan şehir kadını için anneliğin zorlaştığını ama bir kadının çalışsa da 3-4 çocuğa bakabileceğini söylüyor.

ÜRÜN DİRİER

Sizce günümüz annelerinin en önemli sıkıntısı, derdi nedir?

Özellikle çalışan annelerin bence ilk sıkıntısı suçluluk duygusu yaşamaları. Anne çocuğu ile fazla vakit geçiremeyince kendisini suçlu hissediyor. Bu duyguyu kapatmak için ya da çocuğuyla geçiremediği zamanı telafi edebilmek için çocuğunun her istediğini yapmaya başlıyor. Çocuk ağladığında ya da bir şey için ısrar ettiğinde o istediği hemen yerine getiriyor. Sınırlar aşılıyor ya da genişliyor diyelim. Yani annenin sabırlı, kararlı, tutarlı kalabilmesi zorlaşıyor.

ANNELİK DELİLİK

Anneliği delilik olarak nitelendiriyorsunuz kitapta. Neden?

Anne olmayan birinin pek anlamlandıramayacağı durumlar bence anneliğin delilik halleri. Düşünsenize, bebeğinin kakalı bezini açıyorsun, iyice bakıyorsun. Renginde, kıvamında, kokusunda ufacık bir değişiklik fark etsen, hemen birisine sormak ya da doktora koşmak istiyorsun. Eşimin bir keresinde bana “Utanmasan tadına bakacaksın” dediğini hatırlıyorum. Gaz sancısı yaşıyor, huzursuzlanıyor ve bir anda burnunuzun dibinde gazını çıkarabildi diye dünyalar sizin oluyor. Çişini, kakasını söyledi diye sevinçten havalara uçuyor, ilk kesilen saçı, tırnakları, ilk giydiği zıbını, ilk battaniyesini saklıyorsunuz. Hastalandığı zaman nazar dualarıyla iyileştirmeye çalışmak, televizyonu kendi başına açabildi diye çocuğu üstün zekalı zannetmek, yaptığı ucube bir resme sanki Da Vinci eseriymiş gib bakmak, bet bir sesle söylediği şarkıyı bitirince çılgınca alkışlamak… Bunları yapan kişi normal olabilir mi? Delilik bu.

NUR EDA
NUR EDA KASAP SÜSLÜ

MÜKEMMELİYETÇİ ANNELER ZORLANIYOR

Sizce en kolay ve en zor anneliği hangi karakterler yapıyor?

Genelleme yapmayı tercih etmemiş olsam da “rahat” olan anneler için sanki daha kolaymış gibi geliyor. Rahatlıktan kastım, “Aman öyle de büyüyor, böyle de büyüyor” diye düşünerek, çocuğun sorunlu davranışlarınla mücadele etmek, davranışı değiştirmeye çalışmak yerine olayları akışına bırakmayı anlatıyorum. Mükemmel olmaya çalışan anneler ise zorlanıyor. Çocuğun her şeyi çok iyi olmalı düşüncesi ile hem çocuk hem de kendileri yıpranıyor.

8 ayrı annenin deneyimlerini yazdınız. Sizi en çok etkileyen hangisi oldu?

Hepsi beni etkilediği için kitabımda yer aldı. Ancak üç annemizin ikizleri var, onların yaşadıkları zorluklar benim için çarpı iki. İkiz sahibi annelerimizden Özlem Üsküp’ün oğlu otizm tanısı almış bir çocuk. Ve yaşadıkları, hala devem eden mücadelesi, sıkıntıları ayrı bir yere sahip. Çünkü onları duyunca, kendi çocuğunuzun şeker almak için markette yaptığı huysuzluk için “off çok yoruldum artık bu hallerinden” demenin ne kadar minik bir olay olduğunu görüyorsunuz.

3 ÇOCUĞA DA BAKILIR 4 ÇOCUĞA DA

Sizce 3 çocuğa bakabilir mi bir anne günümüzde? Özellikle de çalışmak zorundaysa…

Yine hemen kitabımdaki annelerden örnek vereceğim. Ece Hanım, hem ikiz hem de bir erkek çocuk annesi ve çalışıyor. Tuba Hanım, kitabın hazırlık aşamasında üç çocuk annesiydi kitap çıktı artık dört çocuk annesi ve çalışıyor. Farkındaysanız kitapta yer alan annelerimizi özellikle tercih ettim. “Olamaz, mümkün değil” denilen olayların hepsinin olabileceğini okuyan annelerimize göstermeyi arzu ettim. 3 çocuğa da bakılır, 4 çocuğa da. Uykusuz, yorgun bir şekilde de olsa hepsi olur. Zaten yorgun olmayan anne bulmak pek mümkün değil gibi.

Modern kadın annelikle çok geç tanışıyor. Sizce bunun olumlu ve olumsuz etkileri nelerdir?

Çalışan kadın anne olmak konusunda ister istemez anneliği daha geç tadıyor doğru. Kendi tecrübemle bu soruyu açıklayım. Bende 38 yaşımda anne oldum. Bu bilinçle anne olduğum için bana göre olumlu bir durum. Ancak yaş ilerledikçe haliyle çocuğunuzun enerjisine yetişmeniz pek kolay değil. Oğlumun 1,5- 2 yaşlarında en sevdiği oyun kendi yarattığımız “hav havcılık” oyunuydu. Hızlı hızlı emekliyorsunuz. Yani oyunu bu kadar uzun süre oynayabileceğimizi hiç düşünmemiştim. Enerjilerine yetişememiş olmak ileri yaşta anne olmanın olumsuzluklardan bir tanesi. Bir diğeri tahammülünüz azalıyor. Bir şeyi öğretmek konusunda sabırsızlık yaşayabiliyorsunuz. Henüz yaşamıyoruz ama oğlum büyüdükçe belki de kuşak çatışması da gündemimize gelebilir. Gerçi kuşak çatışması durumunu annenin olgun olması nedeniyle artıya çevirmek de mümkün.

Çalıştığı için çocuğunu sık göremeyen anneler var. Sizce bir anne her dakikasını çocuğuna ayırmalı mı?

Bence her dakikayı çocuğuna ayırmak diye bir durum pek mümkün değil. Yani evet doğumundan 2 yaşına kadar bakımı için bir şekilde daha yoğun zaman geçirmek zorundasınız. Daha sonra ise çocuğun yalnız başına zaman geçirmeye de ihtiyacı. Ya da anne harici kişiler ile tek başına ilişki kurabilmesi, kendini ifade edebilmesi, toplum içinde birey olabilmesi için her dakika çocuğun anne ile olmaması gerek. Çocuğunuz büyürken onun büyümesine eşlik etmeniz harika bir duygu. Ancak bunu abartmak ve tüm yaşamını sadece “anne” kimliği üzerine kurmak bana çok doğru gelmiyor. Çocuğuyla olan ilişkisinde “bağlılık” ile “bağımlılık” birbirine karışıyor. Kesinlikle ilk yıllar şartlar el verdiğince anne-çocuk yoğun birlikte olmalı ama sonrası için aynı şeyi söyleyemiyorum.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s