KALİFORNİYA İNSANLIĞIN SONUNU GETİRECEK

Psikiyatrist Prof. Arif Verimli, modern çağa özgü tanımlanmış sendromlardan biri olan ve son yıllarda en ilgi çekeni haline gelen Kaliforniya Sendromu’nu ve ülkemizdeki yansımalarını Karar’a anlattı. Verimli, “Ölünün önünde selfi çeken görmedik mi? Ya da bir plajda boğulanların cesedi orada dururken denize girmeye devam edenleri? İnsanlar bireyselleştikçe özgürleşir ve sahteliğe hapsolur” dedi.

ÜRÜN DİRİER

Arif VerimliKaliforniya sendromu özetle, ‘başkası açlıktan ölse bana ne’ düşüncesiyle kendisi dışındaki kişiler hakkında kaygı hissetmemeyle tanımlanıyor. Kendine hayran olma, ego fetişizmi de denilebilecek narsistik eğilimler taşıyor. Bu kişiler, başarılı iseler çevrelerinde sahte dostlar bulunuyor. Somut zevk ve eğlenceleri yaşamın amacı olarak görüyor. Erkek başarıyı, kadın ise güzelliğini kaybettiğinde dostlarını da yitirmeye başlıyor.

DİNLENMEK İÇİN DAHA ÇOK EĞLENMEK

Kaliforniya ABD’nin en kalabalık eyaleti. 1850’li yıllarda altın yataklarının keşfedilmesinden sonra Amerika’nın en büyük ekonomik gücü haline gelmiş olan bu popüler eyalet, bünyesinde sinemanın kalbi Hollywood’u, bilgisayar ve internetin kalbi Silikon Vadisi’ni, yerli ve yabancı turistlerin cazibe merkezi Long Beach’i ve Amerika’nın mutlu azınlığının yaşadığı sosyete semti Beverly Hills’ aynı zamanda modern zamanın hastalığı Kaliforniya Sendromu’nu barındırıyor. Dünyanın en büyük 6. ekonomik gücüne sahip olan bu eyalet, devlet olmadığı halde devletler arenasında büyük söz sahibi ve aynı zamanda psikoloji ve pedagoji tarihine de bir sendroma isim babalığı yaparak geçti. Daha çok bir hayat tarzı olan Kaliforniya sendromunun ayırt edici özellikleri, eğlencenin, bedensel hazların, para kazanmanın ve harcamanın hayatın temel felsefesi olarak algılandığı, insanların hayatı tüketmek için yaşadığı, üretirken ve tüketirken hatta eğlenirken ortaya çıkan yorgunluğunu tekrar eğlenerek atmaya çalıştığı, sürekli eğlence anlayışın zamanla ruhunda oluşturduğu yaraları ortadan kaldırmak için de daha çok tüketmesinin ve eğlenmesinin gerektiğini düşündüğü, her defasında tüketimin ve eğlencenin dozunu artırıp şeklini değiştirdiği, israfa dayalı anlayış şeklinde sıralanabilir.

SOSYAL MEDYA İLE VİRÜS GİBİ YAYILIYOR

Peki acaba her adımını sosyal medyada çarşaf çarşaf paylaşan, ‘harika bir hayat’ süsü verilmiş sahte dijital kimliklerle yaşayan ülkemiz insanı da bu sendromdan muzdarip olabilir mi? Boşanmaların artması, başkalarının acılarını umursamamak gibi yeni eğilimlerimizin bu sendromla bir bağlantısı olabilir mi? Prof. Arif Verimli hem kafamızdaki soruları cevapladı hem de bu sendromun belirtilerini Karar’a anlattı.

Sendromun adı neden Kaliforniya?

-Kaliforniya Sendromu bizim ve bizden önceki klinisyen ve düşünürlerin deney ve sorgulamalarının dışında daha çok yeni nesil biz hazcılıktır. Kaliforniya dünyanın en bireysel yaşanan, özgürlükçü, varlıklı, insanların dert ve tasadan olağanca uzak yaşadığı bir eyalet. Pek çok milyoner ve sanatçı orada yaşıyor. Dünya popüler gündemi neredeyse orada belirleniyor. Ve sosyal medya aracılığıyla tüm dünyaya bu yaşam şekli virüs gibi yayılıyor. Dolayısıyla ben bu ismi beğendim.

Haz aramak bir problem mi?

-Haz kavramını psikiyatri olarak biz Hedonizm olarak değerlendiriyoruz. Hedonizm zevke dönük yaşamaktır. Kendini üzebilecek her şeyden kaçma, zevk ve doyum için risk alma, hayatının merkezini zevke odaklama olarak tanımlanabilir. Bu kötü bir şey değilmiş gibi görünse de aslında bir bozukluk ve ciddi bir sendrom. Çünkü Hedonik kişiler arzularına ulaşmak için yasadışı yollara başvurabilirler, aldıkları riskler kendilerine ve başkalarına zarar verebilir. Bu sebeple bunu bir sendrom olarak görüyoruz ve bu sendrom ciddi bazı psikiyatrik hastalık ve bozuklukların semptomu da olabiliyor.

Hazcılık sadece modern dünyanın sorunu mu?

-Haz kavramı o kadar derin bir konu ki yüzyıllardan beri biyolojisi psikolojisi anlaşılmaya çalışılıyor. Herkes haz peşinde aslında. Bu modern dünyanın hasleti değil, insanlık varoluşunu sorguladığı andan itibaren hazzı arttırmayı düşündü. Hayvanlarda da aynı insan gibi haz deneyleri yapılıyor. Hiç fark yok, onlar da haz peşinde. Hatta çok çarpıcı bir araştırmada, bir fareye bir düzenek içerisinde hem cinsel zevk veriliyor hem de biraz acı. Fare acı duyacağını bile bile haz pedalına basmaya devam ediyor. Bu ilginçtir.

İNSANLIĞIN SONUNU GETİREBİLİR

Kaliforniya sendromu bizim toplumumuzda da yaygın mı sizce?

-Ölünün önünde selfi çeken görmedik mi? Ya da bir plajda boğulanların cesedi orada dururken denize girmeye devam edenleri? Bu bir bananeciliktir. Bu zevke dönük çarpık düşünme biçimidir. Bu bir modern zaman dayatmasıdır. İnsanlar bireyselleştikçe özgürleşir ve sahteliğe hapsolur. Çünkü sadece bir kişi zevke dönük değil ki, etrafı da zevke dönük insanlarla dolu oluyor. Yardımlaşma yerini rekabete bırakıyor ülkemizde. Bu da ilişkilerin bozulmasına neden oluyor. Boşanmalar, iletişimsizlikler hep bu bireyselliği zevkle cilalamanın sonucudur. Toplumsallık yerini bireyselliğe bırakıp, bireysellik de kendini tatmin edecek zevk nesneleri peşinde koşarsa sonuç çözülmedir. İnsanlık çözülür. Bir şehit cenazesinin acısını hissetmemek böyle bir çözülmenin getirisidir. Kaliforniya Sendromu süslü bir şey gibi görünse de insani ve ahlaki değerlerin önemsizleştiği, rekabetin, zevkin öncelik kazandığı ve artarak büyürse insanların sonunu getirebilecek tehlikeli bir sendrom.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s