Saç kremi ve deterjanlar depresyon sebebi

“Zararlı kimyasallardan kurtul/ Sağlıklı Hayat” kitabının yazarı Kimya Yüksek Mühendisi Kudret Livaoğlu Karar.com’a kremlerden deterjanlara, katkı maddelerinden kozmetik ürünlere kadar etrafımızdaki ‘ipeksi’, ‘mis kokulu’ ve ‘hijyenik’ tehlikeleri anlattı.

Gün içinde daha çok hangi yollardan kimyasala maruz kalıyoruz?

Gün içinde el yüz yıkayıp diş fırçalamaktan başlayarak çok fazla kimyasala maruz kalıyoruz. Bir çeşit kimyasalın zararı olmaz. Sorun çok fazla kimyasala maruz kalmamız. Bunlar vücutta birikiyor. Deterjan, kozmetik ve kremlerden aldığımız kadar gıdalar aracılığıyla da kimyasal tüketiyoruz farkında olmadan. O kadar çok hazır gıda tüketiyoruz ki, bir araştırmaya göre bir kişi Türkiye’de yılda 2 kilo katkı maddesi yiyor. Gıda koruyucu, tatlandırıcı, lezzet verici, raf ömrü uzatıcı ve renklendiriciler gibi.

Cilt yoluyla alınan kimyasal direkt kana karışıyor

Krem ve deterjan gibi harici kimyasallar da ağız yoluyla aldıklarımız kadar zarar veriyor mu?

Deterjanı, sabunu sonuçta suyla yıkıyorum, gidiyor diye düşünüyoruz ama malesef gitmiyor. İnsan kimyasallara en fazla deri yoluyla maruz kalıyor, en büyük organ deri çünkü. Gıda olarak aldığımız kimyasalların bir kısmını boşaltım sistemi ile dışarı atabiliyoruz. Ama cilt yoluyla alınanlar direkt kana karışıyor. Atılamıyor. Gidin kan aldırın bakın kanınız ne renk, artık kanımız kirlendiği için çok koyu bir tonda. Deterjanların bir kısmı tabak yüzeyi ve çamaşırlarda kalıyor. Bunları hem deri hem ağız yoluyla alıyoruz. Bir de şöyle bir handikap var ki, deterjan üreticileri deterjanın birazının tabağın üzerinde kalması için özel çaba sarfediyor. Daha parlak, ışıl ışıl görünsün diye. Yüzeyde su tutunamasın diye. Sıcak bir temas o kimyasalların çözünmesine yol açıyor. Bu şekilde her öğünle birlikte deterjan da yiyoruz.

Saç boyası düşüklerde plesentadan çıkıyor

Bu tür kimyasallar ne gibi zararlara yol açıyor?

Yapılan araştırmalara göre cilt ürünlerinin birçoğu karaciğerden, anne sütünden çıkıyor. Mesela saç boyasının kalıntıları düşüklerde plesentadan, idrar örneklerinden çıkıyor. Bunlar vücuda alınıp dolaşmaya başlıyor. Özellikle saç derisi ve koltukaltı gibi gözenekli bölgelerden daha fazla giriyor kimyasallar. El temizlemede kullanılan hijyenik jeller karaciğerde tespit ediliyor. Deterjan kalıntıları insanlarda sinir sistemi hasarlarına ve anomali doğumlara yol açıyor. Bir araştırmada, diş macunundaki ve hijyenik sabunlardaki triklosan adındaki bir antibakteriyelin, anne ile bebek arasındaki kordonda kan geçişini yavaşlatarak beyin gelişimine engel olduğu ortaya çıkmıştı. Göğüs tömörlerinin içinden alüminyum çıktığı için koltuk altı deorantları da tehlike. Yapılan çalışmalara göre, hijyenik ortamlarla alerjik hastalık, astım ve egzama arasında yüksek ilişki bulunuyor. Antimikrobiyellerin kullanımı mikropların direnç kazanmasına yol açıyor. İngiltere Bristol ünide 7162 çocuk üzerinde yapılan bir incelemeye göre, hamilelikte ve doğumdan sonra çamaşır suyu, dezenfektan, böcek ilacı ve halı temizleyicisi kullanan ailelerin çocuklarında 8 yaşından sonra solunum yetersizlikleri başlıyor.

15-07/16/urun1.jpgKimya Yüksek Mühendisi Kudret Livaoğlu, saç ve çamaşır yumuşatıcılarının
bitkinlik, halsizlik ve depresyon sebebi olduğunu söylüyor.

Yumuşatıcılar elektron dengesini bozarak hasta ediyor

Yumuşatıcılarla ilgili bir tehlike var mı?

Yumuşatıcılar artı yükle yüklenir ki çamaşırın üzerindeki eksi yükleri nötrleyerek yumuşaklık sağlayabilsin. Ama çamaşırın üzerinde ne kadar elektron olduğunu tahmin etme gibi bir durumumuz yok. Eğer siz daha fazla artı koyduysanız artılar çamaşırda kalıyor. Çamaşırı giyince sizde olması gereken elektronları yani enerjinizi o çamaşır nötrlüyor. Bitkinim, canım birşey yapmak istemiyor deriz sebepsiz yere. Hiçbir vitamin eksikliğimiz olmadığı halde. İşte bunun sebebi enerji dengemizin bu şekilde bozulmasıdır. Bu durum ilerleyerek depresyona da yol açabiliyor.

Saç kremleri için de aynı şey geçerli mi?

Saç kremi için de aynı mantık geçerli. Bu kremler artı yükle yükleniyor ki saçtaki eksileri nötrleyerek yumuşatsın. Yani ipeksi yumuşaklık için enerjinizi sağlayan elektronları çekiyor bu kremler. Böylece dinçliğimizi sağlayan elektron dengemiz bozuluyor.

Nanoteknolojik kozmetiklerden uzak durun

Kozmetiklerle ilgili bilmemiz gerekenler neler?

Kremlerde, pudra ve fondötenlerde sürünce güzel görünmesi için silikon kullanılması gerekiyor. Şampuanlarda da var. Cildi parlatıyor, gözenekleri kapatıyor ama plastikle cildi kaplamış oluyorsunuz sonuçta. Nefes almayan cilt de çabuk yaşlanıyor. Bir de kesinlikle nanoteknolojik ürünlerden uzak durmak gerek. Nano boyutta olduğu için ciltten çok hızlı emiliyor. Nanoteknolojik pudralar bazı gençkızların akciğerlerinden çıktı mesela. Nanoyu masum gördüğüm tek yer temizlik bezleri.

15-07/16/mmm.jpgNanoteknoloji ile üretilmiş kozmetikler, deri altına daha kolay girdiği için diğer
kozmetiklere kıyasla çok daha büyük bir risk taşıyor.

50 faktörlük güneş kremleri DNA hasarına yol açıyor

Sıklıkla güneşin zararlı etkilerine karşı güneş kremi tavsiye edilir. Siz bu konuda ne dersiniz?

Güneşe karşı aşırı hassasiyeti olmayan biri güneş kremi kullanmamalı. Özellikle de yüksek koruma faktörlü kremlerden uzak durulmalı. 25 faktör ile 50 faktör arasındaki koruma farkı yüzde 2’dir. 50 faktörde kullanılan kimyasal oranı ise iki kat fazladır. 25 faktörden daha yüksek bir güneş kremi almaya gerek yok. 50 faktöre çıkabilmek için, DNA hasarına sebep olan kimyasallar kullanılıyor güneş kremlerinde. Ayrıca zaten yüzde 50’lik koruma da gerekmiyor. Bir miktar güneşe ihtiyacımız var.

Güneşin zararlı etkilerinden nasıl korunacağız peki?

Güneş kremine tek alternatif çinkodur, güneşi bloke edebildiği için. 20 faktöre kadar çıkabilir. Bebek pişik kremlerinde yüksek oranda çinko olduğu için güneş kremi niyetine kullanılabilir. Shea butter ve kakao yağının da hem koruma hem bronzlaştırıcı etkisi vardır.

Kremlerle ilgili nelere dikkat etmek gerek?

Cilt kremlerini kullanmadan önce mutlaka içerikleri okunmalı. İçeriklerde şunlar olmamalı; DEA, DMDM Hydantoin, Paraben, Formaldehit, Boya, Dimethicon, Alkol, Cetearth-20, Propylene Glycol, EDTA, Amino asit, Collagen, Myristic asit, Stearik asit, Jelatin, Lesitin, Biotin, L-cysteine, Sodium/Potassium tallowate, Laktik asit, Polysorbate 20/60, Sorbitan oleate, Gliserin.

Peki kimyasal almamak için kişisel bakımımızda neler kullanabiliriz?

Mesela terlemeye karşı koltukaltına duştan sonra karbonat veya limon suyu sürülebilir. Dişmacunu olarak misvak tavsiye ederim. Hem beyazlatır hem çürümelere karşı korur. Saçımızı doğal zeytinyağı sabunuyla yıkayıp yumuşatmak için de yarım çay bardağı elma sirkesini yarım litre suya koyup duştan sonra durulama suyu olarak kullanırsanız hem yumuşatır, hem besler, hem canlandırır.

Ev temizliğinde alternatif deterjanlar

Ev temizliği için doğal ne tür alternatifler tavsiye edebilirsiniz? 

Ev temizliğinde arap sabunu (yumuşak sabun) kullanılabilir. Koku oluşturan yere karbonat dökülebilir veya karbonatla temizlenebilir. Tarçın ve karanfil kaynatılarak istenmeyen kokular yok edilebilir. Bakterilerin oluşabileceği yerlere mesela çöp kovalarına yarım fincan boraks dökülebilir.Yarım litre sıcak su içine yarım çay kaşığı karbonat, 1 çay kaşığı limon suyu ve 2-3 damla bitkisel yağ karıştırılıp oda spreyi yapılabilir. Halı temizliği için karbonat ve boraks karışımı halı üzerine dökülür. Bir saat beklenir. Sonra elektrik süpürgesiyle süpürülür. Bu karışım bakteri üremesini engeller. Cam ve ayna temizliği için, 2 kaşık sirke 4 litre suya katılır. İçine iki kaşık da mısır nişastası ve limonsuyu katılarak camlar temzilenebilir. Bulaşık makinasında temizleyici olarak eşit miktarda boraks ve çamaşır sodası kullanılabilir. Parlatıcı haznesine de elma sirkesi koyabilirsiniz. Mobilyaları zeytinyağı ve limon yağına balmumu eklenerek temizleyebilirsiniz. Çamaşıra yumuşatıcı olarak elma sirkesi içine limon tozu ve limon yağı veya portakal yağı karıştırıp yumuşatıcı gözüne koyabilirsiniz.

Kuru temizleme, PVC ve teflona dikkat

Gün içinde başka dikkat etmemiz gereken kimyasallar neler? 

Tencere olarak demirdöküm, sırlaması iyi bir çömlek kap ve çelik tencere kullanılmalı. Teflon kesinlikle kullanılmamalı. Çok gerekli olduğunda da kısık ateşte kullanılmalı. PVC ürünlerden uzak durun. PVC içeren yeni bir ürün aldığınızda iyice havalandırıp kokusu kaybolduktan sonra kullanın. Kuru temizlemeden kaçının. Bir eşyayı kuru temizlemeye verdiyseniz de iyice havalandırıp öyle kullanın. Su bazlı duvar boyası tercih edin. Antibakteriyal sabun ve temizlik ürünleri kullanmayın.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s