Özge Uzun oğlunun hastalığını anlattı: Bilinmeyenle savaşıyoruz

Hastalığına hiçbir tıbbi teşhis konulamayan 7 yaşındaki oğlu Dağhan için yazdığı “Sizin Hiç Maviniz Var mı?” kitabıyla raflardaki yerini alan başarılı sunucu Özge Uzun, yaşadıklarını anlattı. Uzun, “Bizimki bilinmeyenle bir savaş. Bazen keşke down sendromlu olsaydı diyorum. En azından ne yaşayacağımızı bilirdik” dedi.

15-05/14/20150513_115115-1431611314.jpg
Özge Uzun, oğlu için yazmaya başladığı ama bütün hayatını anlattığı kitabı için,
“Ben bu kitapla kalbimin odalarını havalandırdım. Damarlarımdaki kanı değiştirdim” diyor.

Kitabın adını neden “Sizin Hiç Maviniz Var mı” koydunuz?

Sizin hiç maviniz var mı kitaptaki bir bölümün adı. Dağhan ile yaşadığımız çok nadir anlardan birini betimlediğim ve 10 dakikada yazdığım bir bölüm. Umudumu anlatıyor. Anne- çocuk arasındaki öpüşme, koklaşma ve sarılmalar Dağhan ile aramızda çok nadiren yaşanıyor. Öpmez, sevmez, dokunmaz dokundurtmaz. Bir seferinde beş dakikalığına annem diyerek başımı sevmişti. Onu anlattım bu bölümde.

Dağhan tıp literatürüne geçecek

Dağhan konuşamıyor, iletişim ve sevgi bağı kuramıyor bildiğim kadarıyla. Hastalığı tam olarak nasıl tanımlanıyor?

Dağhan’ın hastalığının tıp literatüründe bir adı yok. Otistik hareketleri var ama otizmi yok. Zeka geriliği yok ama konuşamıyor. Kelime söyleyebiliyor ama cümle kuramıyor. Hiçbir genetik problemi yok. Beyin EMAR’larında normalden hiçbir sapma gözlenmiyor. Nörologlarımız Sevda ve Başar Sarıkaya şu an Dağhan’ı dünya tıp literatürüne geçirmek için bir makale üzerinde çalışıyor. Belki dünyanın bir yerinde Dağhan gibi başka bir çocuk daha doğabilir ve biz o çocuğun ailesine ışık olabiliriz diye düşünerek bu girişimi onayladık.

Bildiğim kadarıyla fiziksel engelleri de var…

Evet kalça çıkığı ve yapışık parmaklarla doğdu. 7 yaşında ve 7 ameliyat geçirdi. Yürüyüp yürüyemeyeceği de belli değildi ama 5 yaşında yürümeye başladı. Ama hala sokakta tek başına yürümüyor. Özgüven problemi var. Kendi kendine yemek de yemiyor. Bağımsız davranamıyor. Belki bir gün konuşmaya da başlayacak ama bilemiyoruz.

15-05/14/d.jpgUzun, kitabını işsiz kaldığı beş ayın iki buçuk ayında yazıp bitirmiş.
“Hiç durmadan yazdım. Sanki kustum” diyor.

Bilinmeyene katlanamazdım, Bu yaşadıklarım benim sınavım

Bilmemek çok yorucu olmalı…

Bizimki bilinmeyenle bir savaş. Bazen diyorum ki keşke down sendromlu olsaydı Dağhan. En azından ne yaşayacağımızı bilirdik. En kötüsü hiçbir şeyi bilememek. Hayatım boyunca en katlanamadığım şey, bilinmezlikler olmuştur. Mesela spikerlik için ilk deneme çekimlerinde, sonucun belli olmasına kadar geçen 10 gün hayatımda en katlanılmaz 10 gündü belki de. Dağhan ile yaşadıklarımın benim için bir sınav olduğuna inanıyorum ve Allah’tan umut kesmiyorum.

Kemiklerimi kırana kadar döverim kendimi

Kendinize karşı acımasızca özeleştiri yaptığınız anlaşılıyor hem kitaptan, hem konuşmalarınızdan… 

Ben kendimi çok güzel döverim. Kemiklerimi kırasıya, kalbimi parçalayana kadar döverim kendimi. Ne zaman dersimi alırım o zaman bir şeyler değişmeye başlar. En son Eylül ayında Acun beni TV8’den uğurladığında çok kırılmıştım. İşsiz kaldığım beş ay boyunca ne olduğum ve ne olmadığımla ilgili kendimi gözden geçirdim. İş kaygımdan dolayı olmadığım biri gibi davrandığımı fark ettim TV8’de. Ben oraya uygun değildim, ben bir haberciydim. Ne zaman ki Acun’un benim için aslında iyi bir şey yaptığını anlayıp içimden ona teşekkür edebildim, birkaç güne kalmadı TRT Haber’de iş buldum. Şimdi Haber Tadında programını sunuyorum. Üstelik o beş ayda da bu kitabı yazdım. Yaşadıklarımı insanlara anlatmanın benim misyonum olduğunu anladım. Beni reklam yapıyor diyerek eleştirenler var ama hiçbirini umursamıyorum. Bir kişiye bile ışık olabilsem, farkındalık sağlayabilsem ne mutlu. Yaşadıklarımızı boş yere yaşamıyoruz. Yaşadıklarımı ve aldığım dersleri kendime saklarsam bencillik yapmış olurum.

15-05/14/dd.jpegÖzge Uzun, 22 aylık kızı Siva’nın Dağhan’a ablasıymış gibi şefkatle baktığını,
yemek yedirdiğini söylüyor ve ekliyor: “O benim mucizem…”

Kadın çocuk doğunca erkeği dışlıyor

Kitapta çocuk olduktan sonra erkeğin kadından uzaklaşmasını çok dokunaklı anlatmışsınız. Neden böyle oluyor sizce? 

Ben ciddi bir özeleştiri yaptım kitapta. Kadın anne olduktan sonra acayip bir cesaret ve güç hissediyor içinde. Koruyucu bir güç. Kendi anne ve kocası dahil kimseye güvenemiyor ve bırakamıyor çocuğunu. Bütün odak bebek oluyor ve kocayı arka plana atıyor. Koca elini uzatsa bile, sen beceremezsin diye tersliyor. Bir, iki, üç derken erkek de kendi dünyasına çekiliyor ve hayatına devam ediyor. Sonra kadın erkeğin ilgisizliğinden şikayet etmeye başlıyor. Oysa erkeği dışlayan kendisi.

22 aylık bir de kızınız var. Hayatınız daha da zorlaştı mı?

Tam tersine… Siva bana melek olarak gönderildi. Tam bir sevgi böceği. Sabah kalkar abisini öpüp okşar, abisi onu itse bile yanından ayrılmaz, okşamaya devam eder. Sanki kardeşi değil de ablası gibi davranıyor. Dağhan’a yemek yedirip su içirmeye çalışıyor. O benim mucizem.

Rüyamda şaka yaptım dediğini görüyorum

Dağhan bir gün konuşacak mı ne hissediyorsunuz? 

Çocukken bitlendiğimiz için saçımı kısacık keserlerdi. Geceleri yatakta saçım uzasın diye dua ederdim. Şimdi de Dağhan’ın konuşacağı günü hayal ediyorum. Hatta bazen rüyalarımda bile görüyorum. Şaka yaptım anne diyerek konuşmaya başlıyor. Yürümeden önce yürüyeceğini de rüyalarımda görmüştüm.

Kitapta Dağhan’ın doğumundan sonra eşinizle kopuşunuzu ve yalnızlaşmanızı anlatıyorsunuz. Şu an aranız nasıl? 

Boşanma aşamasındayız, o yüzden çok konuşmak istemiyorum. Bazen bir şey bitince bitiyor. O kadar…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s