ABD 10 yıl içinde futbolun tek hakimi olacak

Marmara Üniversitesi Tıbbi Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Korkut Ulucan, genlere göre beslenmenin ve sporcu yetiştirmenin geldiği son noktayı Karar.com’a anlattı. Üsküdar Üniversitesi Genetik Bölümü’nde de öğretim üyesi olarak ders veren Ulucan, “ABD çocukları genetik yatkınlıklarına göre spor dallarına yönlendiriyor. Çok yakında ABD’li futbolcular dünya futbol pazarına hakim olacaklar. İngilizlerin esamesi bile okunmayacak” dedi.

Beslenme genetiği nedir?

Aldığımız besinlerin emilimini sağlayan, hücrelerde metabolize eden genlerin analizini yapıp ona uygun beslenme alışkanlığı belirlemek diye özetleyebiliriz. İnsan Genom Projesi, insanların genetik yapısının yüzde 99.9 aynı olduğunu ortaya çıkarmıştı. Aramızdaki farklılıkların hepsi geri kalan binde 1’lik kısımdan kaynaklanıyor. Yani hımbıl bir evhanımı ile olimpiyat şampiyonu arasındaki fark binde 1. Bu fark belli ilaçların bize etki edip etmemesini, ilaç dozunun yetip yetmemesini de belirliyor. İki kişi aynı miktarda tuz tüketiyor, aynı yağlı yiyecekleri yiyor, ama birinde kardiyovasküler sorunlar daha erken başlıyor, diğerinin formu bile hiç bozulmuyor. İşte beslenme genetiği bunları inceliyor.

15-06/30/2-1435669092.jpgDoç. Dr. Korkut Ulucan: “Özellikle ABD, Japonya, İspanya ve Kazakistan
genlerine göre olimpiyat sporcusu yetiştiriyor.”

Binde 1 farkımız var

Akla ilk gelen, bu yöntemin kilo vermekte kullanımı oluyor…

Genetik test analizi, kilo verme değil kaliteli yaşama programıdır. Genetik yapısına uygun beslenen kişi ister istemez ideal kiloya ulaşır.

Binde 1’lik dediğiniz fark alanında neyi inceliyorsunuz?

Hücrelerde protein moleküllerinin sentezinde farklılıklara sebep olan polimorfik farklılıkları buluyoruz. Yani kişinin herhangi bir molekülü hızlı mı yoksa yavaş mı metabolize ettiğini, hücre içine alıp alamadığını, yeteri kadar yararlanıp yararlanamadığını saptıyoruz.

Birine faydalı olan başkasına zararlı olabilir

Biraz daha örneklerle açıklayabilir misiniz?

Örneğin kişi yağı çok iyi metabolize ediyorsa, o zaman kilo vermek için yağdan kısıtlı bir beslenme uygulamasına gerek kalmaz. Tuz kullanımını ele alalım. Tuz zararlı diyoruz. Ama aynı miktar tuz herkes için zararlı olmayabiliyor. Vücudumuzun tuzu ne kadar metabolize edebileceğine göre değişiyor. Metabolizmadaki enzimler herkeste aynı şekilde çalışmıyor. Mesela folik asitten zengin besinlerin tüketilmesi yararlıdır deniyor, ancak folik asidi metabolize eden genlerde sorunlar var ise o zaman tahmin ettiğimiz gibi fazla tüketim yarardan çok zarar getirir.

Vitamin hapları zararlı mı?

Tersinden bakacak olursak, faydalı bir besinin emiliminin de yavaş olması faydanın zarara dönüşebileceği anlamına mı geliyor?

Kesinlikle. Hücreler kendisine ekstradan enerji harcatan hiçbir şeyi içeride tutmazlar. Mesela kendi kendimize vitamin hapları alıp duruyoruz. Hücre kapasitesi dolduktan sonra fazlasını zaten içine almıyor, dışarıda kalan moleküller de dokulara baskı yapıp zarar vermeye başlıyor. Haliyle faydalı bir şey de vücuda yarardan çok yük getiriyor olabilir.

Kahve emilimi yavaş olanın düşük riski fazla

O zaman basında devamlı ‘faydalı’ diye yazılan çizilen her şeye mesafeli yaklaşmakta fayda var değil mi?

Kimine fayda olan kimine zarar verir. Kahve örneğini ele alalım. Bazı kişilerde bir kupa kahve kafein ihtiyacını karşılamaya yetiyor. Başkasına ise ancak dört kupada etki ediyor. Bu farkın nedeni de kafeini metabolize eden enzimler. Kafeini hücrelerimizde metabolize eden enzimi kodlayan gendeki bazı değişimler, enzimin çalışma hızına etki eder. Bu değişimler, enzimin daha yavaş çalışmasına veya daha hızlı çalışmasına neden oluyor. Enzim daha yavaş çalışırsa, kafeinin ara ürünleri vücudumuzda daha uzun kalır ve etkisini daha uzun gösterir. Aslında bir nevi yasal doping. Ancak her kişi bu miktarları kaldıramayabilir. Bu bireyler de günlük kafeinli içecek miktarlarını azaltmak durumundalar. Yapılan araştırmalar kahveyi hızlı metabolize edemeyenlerin ileri dönemlerde özellikle tansiyon ve kalp-damar hastalıklarına daha yatkın olduklarını gösteriyor. Çocuk düşürme ve inme riski de fazla.

İlaç dozları kişiye göre değişmeli

Aynı ilaç bir hastada işe yaramazken, bir başka hastayı iyileştiriyor. Bunun sebebi de genlerimiz mi?

İlaçlar için de besinlerin emilimindeki aynı mantık geçerli. Mesela antidepresan ilaçlardaki etken molekülü metabolize eden genler vardır. Çok yavaş metabolize ediyorsa hastaya düşük doz antidepresan verilmeli, çünkü maddenin fazlası birikmeye yol açar. Biriken maddeler de hücrelere zarar verir. Eğer çok hızlı metabolize oluyorsa da fazla doz verilmeli ki işe yarasın. Kanser ilaçları ve diğer her ilaç için de aynı durum sözkonusu.

Her isteyen bu genetik testleri yaptırabiliyor mu peki?

Dünyada çok yaygın, ülkemizde de bu testleri yapan özel merkezler var. Sağlıklı yaşam isteyen herkesin aslında yaptırması gereken bir test. 10 yıla kalmaz bu testler bebeklere doğar doğmaz yapılacak ve herkesin genetik karnesi oluşturulacak.

15-06/30/ooo.jpgDoç. Dr. Ulucan, ABD’nin 10 yıl içinde dünya futboluna hakim olacağını iddia ediyor.

ABD ideal genetikte futbolcu ordusu hazırlıyor

Sporcu genetiğiyle de ilgileniyorsunuz? Bu genetik testler sporcularda nasıl kullanılıyor?

Spor genetik çalışmaları ile atletik performansa yatkınlığı sağlayan, herhangi bir sportif faaliyette fizyolojik özelliklerin artmasına neden olan, spor branşına uygun anatomik yapının oluşmasını sağlayan, ağır idman sonrası sakatlanma risklerini belirleyen genlerin analiz edilmesi mümkün. Bireysel antreman programları ile vücudun gereksiz zorlanmalara maruz kalmadan gelişmesi sağlanabilir. Sakatlanmaların önüne geçmek, olası ani kalp krizlerini engellemek de mümkün.

Dünyada kullanılıyor mu şu an?

Şu an ABD, Japonya, İspanya ve Kazakistan’da genetik yapılarına göre olimpiyatlara sporcu yetiştiriliyor. ABD özellikle en geç 10 yıl içinde futbola hakim olacak. Futbol için en ideal genetik yapıya sahip çocuklardan bir ordu kuruyor. Yakında görmeye başlarız bu çocukları.

Genlerine bakıp neye göre ayırıyorlar?

Bazı genlerin belli tarz sportif aktivitelere olan etkileri biliniyor. Örneğin Japonya ve Avusturalya’da, atletizm yapacak olan bir sporcu, alfa- aktinin 3 genine (ACTN3) göre ne tarz (kısa mesafe yani sprinter veya uzun mesafe yani marathon) koşacağına yönlendiriliyor. Futbolda da ne tip saha içi görev alacağının belirlenmesinde etkili. Şu an dünyada gen dopingi konusu gündemde. Ancak henüz böyle bir şeyi dedekte etmek mümkün değil.

Siz kendini genlerinize baktınız mı, hangi spora uygunsunuz?

Ben atlet olsam sprinter değil maratoncu, futbolda kanatta değil orta sahada yük alan görevlerde başarılı olurdum. Dayanıklılığım yüksek. Mesela boksör olsam da ilk raundlarda değil, rakibi yorup son roundda işi bitirirdim. Yüzücü olsam kısa mesafede başarılı olamazdım, uzun mesafe yüzebilirdim.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s