Rüyalar nasıl yapılır?

image

Küçük insanların büyük sorularına, hayli mühim insanlar basit cevaplar verdi. “Neden bazı insanlar kötüdür?”, “Arı arıyı sokar mı?”, “Neden kendimi gıdıklayamıyorum?”, “Rüyalar nasıl yapılır?”

Tarihçiler, psikologlar, filozoflar, doğa bilimciler, kaşifler, gezginler, arkeologlar, müzisyenler bilim insanları ve daha nice ‘hayli mühim’ insan ABD’nin ilk öğretim okullarındaki çocuklardan toplanan onlarca garip soruyu üşenmeden, kendi çocuğuna anlatır gibi anlatmaya, açıklanması zor şeyleri açıklamaya çalışmış. Ortaya da işte bu kitap çıkmış: “Küçük insanlardan büyük sorular/ hayli mühim insanlardan basit cevaplar!” Soruları cevaplayanlar arasında Alain de Botton, Noam Chomsky, Richard Dawkins ve David Nicholls gibi ünlü isimler de var. Domingo Yayınları’ndan çıkan kitaptaki onlarca garip soru-cevaptan sizin için en acayiplerini seçtik…

Soru: Rüyalar nasıl yapılır?

Alain de Botton (filozof) Cevaplıyor: Gün içinde bizi korkutan şeyler olabilir ama o kadar meşgulüzdür ki, bunlar üzerinde doğru dürüst düşünmeye zaman bulamayız. Ya da bazen gün içinde yaptığınız çok güzel bir işe aceleniz olduğundan yeterince zaman ayıramazsınız. O zaman da yaptığınız iş birdenbire rüyanızda karşınıza çıkabilir. Rüyalarda, kaçırdığınız fırsatları yakalar, sevdiğiniz şeylerle ilgili senaryolar oluşturur, ötelediğiniz korkuları keşfedersiniz.

Soru: Yürüyerek dünyanın etrafını dolaşmak ne kadar sürer?

Dünyanın etrafını koşarak dolaşmış olan Rosie Swale- Pope Cevaplıyor: Dünyanın etrafını yürüyerek dolaşmak ne kadar sürer bilmiyorum ama benim koşum 1789 gün sürdü. Koşarken tam elli üç çift ayakkabı eskittim. Dünyanın etrafını dolaştım. Galler Tenby’deki evimde, üzerinde bir çift ayak izi olan bir döşeme taşı var. ilk adımım ve son adımım. İkisinin arasında 32 bin kilometre var.

Soru: Neden müzik var?

Jarvis Cocker (müzisyen ve DJ) Cevaplıyor: Belki de müzik en eski insanların ilk iletişim biçimiydi. Hatta bugün bile sözsüz iletişimin bir yolu olabilir. Neşeli ve hüzünlü şarkıları düşünün. Her ikisinde de aynı notalar kullanılıyor. Buna rağmen insanda bambaşka duygular uyandırıyor. Dilini anlamadığınız bir ülkenin radyosunu dinlemeyi deneyin. Yine de neşeli şarkıları hüzünlü şarkılardan ayırabileceksiniz. Bunu size anlatan şey müziğin sesidir. Sihir gibi ve sanırım bu yüzden hayatımızda müzik var.

Soru: Neden diğer hayvanların değil de dinozorların soyu tükendi?

Dr. Richard Fortey (fosil bilimci) Cevaplıyor: bazen büyük olmak o kadar da iyi bir nitelik değildir. Dinozorlar devasa olduklarından, hayatta kalmak için çok fazla yemeleri gerekiyordu. Altmış beş milyon yıl önce dünyaya büyük bir meteor çarptığında gökyüzüne o kadar fazla toz ve zehirli gaz püskürdü ki, güneş ışınları yeryüzüne ulaşamaz hale geldi. Oysa bitkilerin gelişmesi için güneş ışığına ihtiyacı vardır. Yiyecek bulamayan dinozorlar açlıktan ölürken, küçük memeliler ve yılanlar ise, toprağın altına sığınan diğer canlıları yiyerek yaşamayı başardılar. Bu arada dev deniz kertenkeleleri de ölürken, hemen her şeyi yiyebilen yengeçler hayatta kalabildi.

Soru: Neden hayvanlar bizim gibi konuşamaz?

Noam Chomsky (dilbilimci ve filozof) Cevaplıyor: Her hayvan aynı türden başka hayvanlarla bir şekilde konuşabilir. Hayvanlar bu amaçla ötme, kanat sallama gibi pek çok şey yapabilir. Arılar, bir çiçeğin ne kadar uzakta ve hangi yönde olduğunu diğer arılara karmaşık bir dansla anlatırlar. Maymunlar, tehlikeli bir hayvan yaklaştığında ya da aç olduklarında özel bazı çığlıklar kullanırlar.

Soru: Neden kendi kendimi gıdıklayamıyorum?

David Eagleman (sinir bilimci) Cevaplıyor: Beynin başlıca görevlerinden biri, sonraki adımda ne olacağını tahmin etmektir. Beyniniz her zaman hareketlerinizi ve vücudunuzun nasıl hissedeceğini öngördüğü için kendi kendinizi gıdıklayamazsınız. Başkaları sizi gıdıklayabilir çünkü onlar sizi şaşırtır. Varsayalım ki, bir kuş tüyünü hareket ettiren bir makine yaptınız ama tüy makineyi çalıştırmanızın ardından bir saniyelik gecikmeyle hareket ediyor. İşte ancak o zaman kendi kendinizi gıdıklayabilirsiniz. Çünkü o bir saniyelik gecikmeden ötürü kendi hareketlerinizin sonucu kestirilemez ve şaşırtıcı olur.

Soru: Solucan yememde bir sakınca var mı?

Bear Grylls (gezgin ve hayatta kalma uzmanı) Cevaplıyor: Eğer yaşamınız buna bağlıysa tabii ki yiyebilirsiniz. Ama en iyisi solucanı pişirip yemek. İçine bir tutam da çam yaprağı atıp haşlarsanız, biraz daha yenilir yutulur bir şeye dönüşebilir.

Soru: Arı arıyı sokar mı?

Dr. George McGavin (böcek bilimci) Cevaplıyor: Evet sokar. Balarıları, diğer kolonilerden gelip yuvaya girmeye çalışan işçi arılara saldırır. Kraliçe arı ise rakip kraliçeleri sokarak öldürebilir. Bombus arıları da başka kolonilerin işçi arılarını sokup öldürebilir. Bazı balarısı türlerindeki işçi arıların da dev eşekarısı gibi yağmacılara karşı kullandığı özel öldürme teknikleri vardır. Saldırganın etrafında kümelenip onu bir kürenin içine hapsederler ve yüzlerce arı kanat kaslarını titreştirirken arı kümesinin ortasında sıcaklık ve karbondioksit düzeyi arttığı için eşekarısı ölür.

Soru: Neden bazı insanlar kötüdür?

Dr. Oliver James (psikolog) Cevaplıyor: İnsanlar, birileri onları kızdıracak ya da üzecek bir şey yaptıklarından dolayı kötülük yapar. Çünkü hissettikleri kötü duygudan kurtulmak isterler. Bu aslında başkalarını çöp kutusu gibi kullanmaya benzer. İçlerinde biriken duygu çöpünü size boşaltmaya çalışırlar. Pek çok kişiye kötü davrandıkları için böyle insanların pek seveni olmaz. Bu, onları daha da üzer ve öfkelendirir. Sonunda kendilerini bir çöp yığınının içinde bulurlar.

Soru: Bütün kar tanelerinin şeklinin farklı olduğunu nereden biliyoruz?

Justin Pollard (tarihçi) Cevaplıyor: ABD’li Wilson Bentley 1885 yılında mikroskop yardımıyla bir kar tanesinin fotoğrafını çekebilen ilk insan oldu. Wilson hayatı boyunca 5 bin 381 kar tanesi fotoğrafı çekti ve hepsi de birbirinden farklıydı. Her kar tanesi, bulutun içinde küçücük bir buz kristali içinde oluşmaya başlar ve bu kristal döne döne düşerken büyür. Alacağı şekil, izlediği yol üstündeki her noktanın soğukluğu ve nemi gibi pek çok etkene bağlıdır. İki kar tanesinin aynı yolu izlemesi ve o yol üzerindeki tüm noktaların ısı ve neminin aynı olması mümkün olmadığından, aynı kar tanesinden iki tane olma olasılığı çok düşüktür.

Soru: Zaman hızlı geçmesini istediğinizde neden yavaş geçer?

Claudia Hammond (psikolog) Cevaplıyor: Sıkıldığınızda dikkatinizi zamana vermeye başlarsınız. Siz hızlı geçmesini istediğiniz halde zamanın yavaşlamasının nedeni, beynin zamanı sayma biçimidir. Beynin zaman hesabını, başka işleri yapmak üzere gönderdiği sinyalleri sayarak yaptığı sanılıyor. Bilimciler sıkılıp da dikkatimizi zaman üzerinde odakladığımızda bu sinyallerin hızlandığını düşünüyor. Derken zihnimiz bu sinyalleri saymaya başlıyor ve biz de gerçekte olduğundan çok daha uzun bir süre geçtiğini sanıyoruz.

Soru: Neden sıkılıyorum?

Prof. Peter Toohey (yazar ve akademisyen) Cevaplıyor: Mesela filler de sıkılır ve sıkıldıkları zaman kocaman bacaklarıyla tepinerek iki yana sallanırlar, hortumlarını oraya buraya savururlar. Şempanzeler de sıkılır. Fillere keman solo, şempanzelere de rock’n’roll dinletildiğinde sıkıntılarının geçtiği görülmüştür. Kendilerini meşgul edecek bir şey yoksa elbette sıkılırlar. Siz de aynı nedenlerle sıkılırsınız. Sıkılmak vücudunuzun size farklı bir şey yapmanız gerektiğini anlatma biçimidir. Bir dahaki sefere sıkıldığınızda müziği açın ve hortumunuzu sallayın.

Soru: Neden tek bir büyük ülke yok da bir yığın ülke var?

Dan Snow (tarihçi) Cevaplıyor: Birkaç bin yıl önce insanlar yaşadıkları yerleri bir takı ülkeler olarak tanımlamaya başlamıştır. Çin, Japonya, Mısır gibi yerleri tanımlamışlardır. Sorun şu ki, Çin’de yaşayanlar Mısır’da da birilerinin yaşadığından haberdar değildi. Çünkü o dönemde uçak, tren, internet, televizyon yoktu. Dolayısıyla farklı ülkelerde yaşayan insanların birbirleriyle temas kurarak ortak bir ülkede yaşamaya karar vermeleri mümkün değildi. İnsanlar başka ülkelerin olduğunu fark ettiklerindeyse, ülkelerinin birleşmesini istemediler. Krallar, kraliçeler, imparatorlar ülkelerinin başka ülkelerle birleşmesine yanaşmadı çünkü sahip oldukları gücü bir başkasıyla paylaşmak istemiyorlardı. Halk da yöneticileri gibi düşünüyordu çünkü değişim insanları korkutur. Diğer ülkeler tarafından ele geçirilen insanlar da yaşadıkları toprakları geri almak istiyordu çünkü saldırıya uğradıkları için öfkeliydiler. Günümüzde ise başka ülkelerde yaşayan insanlarla, atalarımızın yaşadığı dönemdekine göre çok daha fazla ortak özelliğimiz var. Yakında bilgisayarlar internet üzerinden dilini bilmediğimiz biriyle konuşurken anında çeviri yapabilecek. Belki de tek bir büyük, küresel ülkede yaşamaya doğru adım adım ilerliyoruz

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s