İyileştiren Mimari

image

BİNA SADECE BİR BİNA DEĞİLDİR. DAHA HIZLI İYİLEŞMENİZİN YA DA DAHA ÇABUK ÖĞRENMENİZİN SEBEBİ OLABİLİR…

ÜRÜN DİRİER

Has Mimarlık, Türkiye’de, Breeam yeşil bina lisansı değerlendiricisi ve Kanıta Dayalı Tasarım Akreditasyon ve Sertifikası (EDAC) olan ilk ve tek mimarlık firması olarak biliniyor. İzmir Büyük Efes Oteli, Hyatt Regency Dushanbe, Cezayir El Aurassi Oteli projeleri ile Anadolu Sağlık Merkezi gibi çeşitli büyük hastane, otel ve ofis binalarının mimari proje çalışmalarını gerçekleştiren Has Mimarlık’ın kurucusu Doğan Hasol’un mimar kızı Ayşe Hasol Erktin ile, mimarinin insan psikolojisi ve sağlığı üzerine etkisi ile doğayla çatışmayan mimari üzerine konuştuk.  

image

Yeşil mimarinin olmazsa olmazları nelerdir?

-Ben ‘doğadan almayan’ mimari diye tanımlıyorum. En önemli hususlar çevreye zarar vermemek, doğayla çatışmamak, doğanın bize sunduğu imkanlardan tasarruf etmek, projeyi mevcut bitki örtüsüne zarar vermeyecek biçimde hazırlamak, yer altı sularını kirletmemek, eğer yıkılmış bir bina var ise, çıkan malzemenin yeni inşaatta da kullanımını düzenlemektir. Ekolojik mimaride iki sertifika var, biri Breeam, diğeri de Leed.

image

“Kuzey ışığı yaşam sevinci vermez”

Doğayla çatışmamak derken nelerden bahsediyorsunuz?

-Güneşin arzu ettiğimiz yönüne bakmamız lazım mimar olarak. Mesela İstanbul’da özellikle yaz aylarında batı güneşi çok kızgındır. Bu cepheleri korumak lazım. Ama güneydoğu güneşi çok arzu edilen bir güneştir, ılımandır. O tarafa da oturma odaları konulmalı. Binanın şekli ona göre yapılmalı. Tüm pencereleri batıya açarsanız oturan kişiye klima masrafı açarsınız. Gün ışığını da çok verimli kullanmak gerek. Günışığı olmayan yerde elektrik kullanıyorsunuz çünkü. Koridorlar gün ışığını alacak şekilde yapılmalı. Belki dikkatinizi çekmiştir, artık otellerde banyo duvarlarını camdan yapmaya başladılar, bunun bir nedeni de elektrik tasarrufu. Gerektiğinde camlar jaluziyle kapatılabiliyor. Rüzgarın da olumlu ve olumsuz yönleri var. Örneğin İstanbul’da poyrazdan kaçarsınız ama güneyde tam tersine rüzgar alsın istersiniz. Eğim de ısı izolasyonu anlamında çok önemli bir avantaja dönüştürülebilir. Toprak yaz, kış sabit 5 derecedir. Doğru bir mimaride bina yazın soğuk, kışın sıcak olacaktır. Bir de ışığın türleri de önemli. Kuzey ışığı sabit bir ışıktır ama odanın içine girmeyen bir ışıktır. Doğu ışığı ise yaşam sevinci verir. Kuzey ışığı donuktur depresiftir, müzelerde ve çizim atölyelerinde kullanılır çünkü sürekli sabit bir ışıktır ama yaşam sevinci vermez.

İyileştiren binalar

Mimarinin çevre haricinde insan psikolojisi üzerinde de etkisi var mı?

-İspat edilmiş ciddi etkileri var. Mesela çok büyük ofislerde ortada oturanlar depresyona daha meyilli oluyor. Hangar gibi ofislerde gün ışığına doğrudan maruz kalmayan çalışanlarda da depresyon belirtileri oluşuyor. Hastane mimarisinde kanıta dayalı tasarım diye bir yaklaşım var örneğin. ABD’de ortaya çıkmış, EDAC adında bir kuruluş tarafından sertifikalandırılıyor. Mesela Anadolu Sağlık Merkezi’ni biz bu yaklaşıma göre yaptık. Binayı, bütün hastaların yattıkları yerden dışarıdaki yeşil manzarayı görebilecekleri şekilde tasarladık. Bu şekilde hastaların daha çabuk taburcu olduğu, daha az ağrı kesiciye ihtiyaç duydukları ispatlanmış ABD’de. Mesela polikliniklerde sanat eserlerinin kullanılmasının da tansiyon ve nabzı düşürdüğü ispat edilmiş deneylerle.

Tıp öğrencilerini kamçılayan okul

Bu yaklaşım okul ve ofis binalarında da kullanılamaz mı?

-Biz kullanıyoruz. EDAC’a da bildireceğiz çalışmalarımızı. Mesela Anadolu Sağlık Merkezi Tıp Fakültesi’ni yaptık. Bilinçli bir şekilde tüm sınıfları ana bir koridor etrafında topladık ki, öğrenciler sık sık görüşebilsinler ve bilgi alışverişinde bulunabilsinler diye. Avlular yaptık ki öğrencilerde toplanma isteği yaratsın, izole olmasınlar diye. Bir de ünlü tıp insanlarının heykellerini yerleştirdik binaya ve bu heykellerde yansıtıcı yüzeyler kullandık. Böylece öğrenci bir heykele bakarken aynı anda kendi yansımasını da görebilecek. Böylece kendini o kişi yerine koyup kendisiyle özdeşim kurabilecek. Bunun öğrenciyi kamçılayacağına inanıyoruz.

Ofislerle ilgili kanıta dayalı bir tasarımınız var mı?

-Ofis ve insan psikolojisiyle ilgili en büyük sorun call center’larda yaşanıyor. Yüzlerce insan dip dibe ve sürekli şikayet dinliyorlar, birbirlerinin uğultusunu duyuyorlar. Biz bir call center da yaptık. Çıt çıkmayan çağrı merkezi oldu. Hiç kimse diğerinin sesini duymuyor. Aydınlatmasını güneş ışığına en yakın şekilde düzenledik. Devamlı kameraların izlendiği güvenlik odası gibi karanlık ortamlarda da sorun oluyor. Buralarda da saksı bitkileri ve akvaryum gibi doğayla bağlantı kuracak unsurlar kullanılabilir.

Restoranların popüler olup olmamasında da belli mimari kurallar var mı?

-Örneğin insanlar kapıya sırtlarını dönmek istemezler. Önce köşedeki masalar dolar. Bahçe varsa önce ağacın yakınındaki yerlere oturulur. Eğer insanların gelip geçtiği bir sokak değilse kimse köşe başı bir lokantaya girmek istemez, daha kuytu yerlere kaçmak ister.

Mide bulandıran ve baş döndüren binalar

Peki mimari kuralların insan psikolojisi üzerinde yarattığı etkilere göre bir sorgu odası tasarlamak mümkün mü?

-Elbette insanları rahatsız edecek ortamlar da tasarlayabilirsiniz. Örneğin ünlü mimar Zaha Hadid dar açılı köşelerden, sivri bitişlerden hoşlanan bir mimardır. Yaptığı bir müzeden çıkanların başı dönüp midesi bulanıyormuş. Resmen bina insanları tutuyormuş. Bazı müzelerde mesela Yahudi anma müzelerinde kapkaranlık koridorlardan geçirirler sizi ki biraz huzursuz olun, o insanların yaşadığı ızdırabı biraz anlayabilin, günlük hayattan kopabilin diye. Enstelasyonlar da öyledir. İrite eder, rahatsız eder. Alışılagelmiş düzeninizi parçalamaktır amacı, böylece dünyaya yeni bir bakış açısıyla bakabilmenizi, mesajını daha kolay alabilmenizi sağlamak ister. Normalde rahatsız edecek bazı görüntülerin tam tersi etki yaptığı da olur. Mesela kimse otoyola, araç trafiğine bakarak yemek yemek istemez. Ama spor salonlarında önce araçlara bakan cam kenarındaki koşu bantları dolar.

İstanbul’daki kentsel dönüşüm ile ilgili tavsiyeleriniz neler?

-Amaç sadece depreme dayanıklı bina yapmak olmamalı. Mahalle ve insan ölçeğinde düşünülmeli. Mahalleden kopan insan bir süre sonra toplumsal değerlerini ve insan ilişkilerini de kaybedecektir. Yoksa Levent- Maslak hattı gibi olur. Yani insani altyapısı olmaz.

İstanbul’daki Leed sertifikalı binalar

Baylo Suites, Birleşim ENG prdctn-admin Building, Hilton Golden Horn, Kavacık ticaret merkezi, KFC Bostancı, Li Fung Centre, Metlife İstanbul, Nidakule Göztepe, Olive Plaza, Philips Yönetim Ofisi, Sabancı Üni. Nanoteknoloji Merkezi, Soyak Holding, Turkish Engine Center, TekfenOZ Kağıthane/ Levent, Unilever Yönetim Ofisi, Wilo Pump Orhanlı

İstanbul’daki Breeam sertifikalı binalar

4 House Types / Aksan, Kanyon Facility Management, Güler Plaza, Piri Reis Üniversitesi, KGK Plaza, UNFPA

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s