Vakko vitrinlerinde 47. yıl

HAYRI GUZEL (6)VAKKO’NUN VİTRİNLERİNİ 1966 YILINDAN BU YANA HAYRİ GÜZEL YAPIYOR.

ÜRÜN DİRİER, urun.dirier@aktuel.com.tr

Fotoğraflar: HAYDAR ERÇİN

+Hayri Güzel, İstanbul’un daha doğrusu Türkiye’nin en uzun süredir vitrin tasarımı yapan ismi. 69 yaşında ve 1966 yılından bu yana yani tam 47 yıldır Vakko’da vitrin tasarımcısı olarak çalışıyor.

+Türkiye’de mağazacılığın yeni yeni geliştiği ilk yıllarda yaratıcı ve hareketli vitrinleriyle bambaşka bir kapıyı aralayan Hayri Güzel ile İstinye Park’taki Vakko’da konuştuk.

+ İşini her geçen yıl daha büyük bir enerji ve heyecanla yaptığını anlatan Güzel, Beyoğlu günlerini, Bay Vitali’yi ve anılarını anlattı.

 Tam 47 yıldır Vakko’nun vitrin tasarımlarını yapıyorsunuz. Nasıl başladınız bu işe, anlatır mısınız özetle?

-Askere gidene kadar çeşitli işlerde çalıştım. Askerden döndükten sonra da Beyoğlu’nda yeni açılan ve abiye giysiler satan Eren Triko diye bir mağazaya satış elemanı olarak girdim. Biz ailecek güzel sanatlara meraklıyızdır. Kardeşim ve ağabeyim ressamdır. Ben de dekorasyona meraklıydım. Çalıştığım mağazanın vitrinlerini düzenlemeye başladım kısa süre içinde. Hatta bir anneler gününde yaptığım vitrin ile Hürriyet Gazetesi’ne haber oldum.

Nasıl bir vitrindi?

-Büyük bir terazi koydum vitrine. Bir kesesine cansız bir manken oturttum. Başında eşarbı olan bir anneyi temsil ediyordu. Diğer keseye de dünya küresi koydum. Altına da pikap yerleştirdim, böylece dünya dönüyordu. Teraziyi melekler tutuyordu. Derken bir arkadaşım “Gel seni Bay Vitali ile tanıştırayım” dedi. Vakko’ya geçişim de öyle oldu.

vakko 10Kaç yaşındaydınız?

-Yıl 1966, 23 yaşındayım. Bay Vitali, beni üç aylığına denemek için işe aldı. Haziran’ın 24’üydü. Beni sevdi ama bir gün İtalyan mı İngiliz mi ne bir başka dekoratörü getirdi Beyoğlu Vakko’ya. Ben çok bozuldum, ben oradayken nasıl bir başkasını getirir diye. Girdim odasına, “Benden memnun değil misiniz?” diye sordum. “Eğer bir Avrupalıya ihtiyacınız varsa, beni gönderin Avrupa’ya. Onlardan aşağı kalırsam kovun beni” diye de direttim. 15 gün sonra Zürihte’ydim. Bay Vitali beni Vogue mağazasına staja gönderdi. Sonraki yıllarda da Paris, New York, Londra, her yere gönderdi. Birkaç haftalığına staj yapıp geri dönüyordum. Bay Vitali beni o kadar desteklemeseydi bu günlere gelemezdim. O, kişiliğine sahip çıkanlara, “Neden?” diye sorma cesaretini gösterenlere çok önem verirdi.

FÖTR ŞAPKADAN KARAKTER YARATMAK

47 yıl öncesinin vitrinleriyle bugünkü vitrinler arasında ne tür bir farklılık var?

– O zamanki vitrinler daha hareketliydi… Mesela baharları çiçek kokuları, kuş sesleri verirdik. İnsanlar mevsimin değiştiğini hissederdi. Yazın yapay denizler kurardık, kışın kar yağdırırdık. Şimdi ise o anlayış değişti. Şimdi birinci plan ürünler. Modayı en iyi şekilde anlatmak daha önemli oldu.

Vitrin tasarımları yaparken nelerden ilham alıyorsunuz?

-Her şeyden. Hayattan, insanlardan, sokaklardan, dergilerden… Bir mankene bir kıyafet giydirdiğim zaman benim için en mühim şey ona bir karakter vermektir. Bana bir fötr şapka verin, ben size bir karakter yaratayım. Küçücük bir hareketle çok şey anlatılabilir.

Evli misiniz?

-Evet, eşim Mine de Beyoğlu Vakko’da butik dairesinde çalışıyordu. Aynı tarafta oturuyorduk. Her akşam iş çıkışlarında beraber eve giderken arkadaş olduk, sonra da evlendik. Biz Vakko camiasında evlenen ilk çifttik.

HAYRI GUZEL (8)Şimdiye kadar en sevdiğiniz vitrinlerinizi anlatır mısınız?

-15 yıl önce İzmir Birinci Kordon’daki Vakko’da bir vitrin yaptım ki onu hiç unutmam. Vitrinin camlarını söktüm. Oraya gerçek bir sürat teknesi yerleştirdim. İçine cansız mankenler oturttum. Birine de fular bağladım ve görünmeyen bir yere, o fulara doğru esen bir küçük vantilatör yerleştirdim ki fular sallandıkça tekne hareket ediyormuş gibi görünüyordu. Bir kez de yağmur yağdırdım. Tavana bir su deposu koyup depoya yüzlerce delik deldim. Her delikten de kalın misina sarkıttım. Sular misinalardan akarken gerçekten yağmur yağıyor gibi görünüyordu. Arkasına da şimşek çizdim, şimşeğin içine de ara sıra çakan bir ışık yerleştirdim. O çaktıkça gökgürültüsü de çıkıyordu hoparlörlerden.

Eskiden bayağı hareketliymiş vitrinler anlaşılan?

-Tabii. Mesela 40 sene evvel Beyoğlu Vakko’da vitrine kar yağdırdım. Vitrine koyduğum bir makine strafor köpüğü bir taraftan üflüyor, bir taraftan da geri çekiyor, devir daim yapıyordu. Vitrinde de çok kıymetli takımlar vardı. Ertesi gün bir geldim ne göreyim, makine straforu öğütmüş, un gibi yapmış ve tüm o küçük parçalar o kıymetli elbiselerin üzerine yapışmış. Eyvah dedim, ben şimdi ne yapacağım… Bay Vitali o ürkek halimi görünce “Ne güzel olmuş, sanki buzlanmış gibi…” diyerek bana moral vermişti.

Başka var mı böyle ilginç vitrin anınız?

-Yine Beyoğlu Vakko’da yazın bir deniz vitrini yapıyordum. Kayalardan bir oyuk yaptım. İçine su pompalayıp dalga görüntüsü veren bir cihaz yerleştirdim. Tam vitrin bitti ki “Keşke birkaç martı olsaydı şu kayaların üzerinde, ne güzel olurdu…” diye düşündüm. O an arka mı bir döndüm ki elinde tahnit edilmiş, yani doldurulmuş gerçek bir martı tutan bir adamla göz göze geldim. Çok korktum, hala da tüylerim diken diken olur. O adamın orada ne işi vardı… Dondum kaldım, öylece bana bakıyordu. Sonra kendimi toparlayıp yanına gittim. “Bunu satıyor musun? Elinde başka martı var mı?” diye sordum. 12 tane daha varmış. Hepsini getirdi, satın aldım ve martıları kayaların üzerine yerleştirdim. O vitrinimi de hiç unutmam.

Türkiye’de bu işi en uzun süredir yapan kişisiniz. Bazı vitrinleri beğenmeyip eleştirdiğiniz oluyor mu?

-Hayır, insanları küçültmek doğru bir şey değil. Ama tanıdıklarıma eğer sorarlarsa fikir veririm elbette. Herkesin kendini  ifade etme, markasını ifade etme şekli kendisine kalmıştır.

“23 yaşındaki heyecanımla çalışıyorum”

Emekli olmayı düşünmüyor musunuz?

-69 yaşındayım. 23 yaşındaki heyecanımla çalışıyorum hala. Hatta heyecanım, enerjim daha da arttı diyebilirim. Markama faydam dokunduğu sürece çalışırım.

Kaç mağazadan sorumlusunuz?

-13 mağazamız var. İstanbul’dakiler, Ankara, İzmir, Bursa, Adana, Mersin, Antalya ve Bir de Erbil’deki mağazalar dahil.

Hedefiniz nedir?

-Hedefim 50. senemde kendi 50 yılımı anlatan çok özel bir vitrin yapmak. Şimdiden düşünmeye başladım nasıl bir şey yapacağımı.

Güzel sanatlardaki öğrencilere vitrin tasarımı anlattığınız oluyor mu?

-Beş yıl evvel Milli Eğitim Bakanlığı’ndan bir görev geldi bana. Nişantaşı Kız Meslek Lisesi’nde 42 kız meslek lisesi hocasına seminer verdim vitrin üzerine. Marmara Üniversitesi’nde de bir ders kitabına koydular beni, galiba görsel tasarım bölümüydü, ders olarak okutuluyor.

 

Reklamlar

3 Comments Kendi yorumunu ekle

  1. levent dedi ki:

    COK GUZEL ROPARTAJ ! HIC BILMEDIGIMDE HIKAYENI OGRENDIM MASALLAH , BASARILAR !

  2. Sena kaymak dedi ki:

    Önemli olan görsellik net çözülüyor fakat müşteri memnuniyeti sizin için önemli değil sanırım ne Yazımı çantanın kenarına dik durması için yalı tel ve o telin kestiği kıvrım müşteriye maal ediliyor. Müşteri hizmetlerinde Sinem hanım benden başka yetkili yok diyerek uslup sorunları ile Karşımda bir yetkili bir muhattap bulamıyor satana kadar mı nazik tavırlarınız onca ürün aldım sizden 1 Çanta benim hatam olmadığı halde hatası diyerek kendinizi sıyırıp atmanız yakışıyormu sizin markanıza

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s