Dansçı bir şifacının mucizevi hayat hikayesi

SUAYIP DAGISTANLIKızıl Ordu’da askerlik görevini yaparken geçirdiği bir kaza sonucu boyundan aşağısı felç kaldı. Bir daha yürüyemez dendi ama o zihin gücüyle eskisinden de sağlıklı hale geldi. Alternatif tıp doktoru oldu ve binlerce kişiye biyoenerjiyle şifa verdi. Kırık camların üzerinde yürüdü. Dans etti. SSCB’nin dağılmasıyla yolu Türkiye’ye düştü. Suadiye’deki merkezinde otuza yakın alternatif tıp tekniği uygulayan Şuayıp Dağıstanlı’nın acayip hayat hikayesidir okuyacağınız…

ÜRÜN DİRİER,

Fotoğraf: LEYLA YAMAN

Dağıstan’ın Hindah köyünde doğan Şuayıp Dağıstanlı, 1986’da Dağıstan Devlet Pedagoji Üniversitesi’ne girdi. Üniversitedeyken çocukluk tutkusu olan Kafkas dansına da başladı. Birkaç yıl sonra hayatını kökten değiştirecek bir şey oldu. Azerbaycan-Ermenistan savaşı çıktı. O yıl Kızıl Ordu tarafından askerlik görevine çağrıldı ve savaş pilotu olarak yetiştirilmek üzere Belgrat’a gönderildi. Sonra da  Moskova’ya… 89 yılının Temmuz ayında bir gün, her sabah olduğu gibi sabah sporunu yapmak üzere barfikse çıkmıştı. Barfikste akrobatik hareketlerle asker arkadaşlarına şov yaparken birden barfiksin bağlı olduğu çelik halat koptu. Dağıstanlı önce havaya fırladı, ardından baş üstü düştü. Omurgası zedelenmiş, C4 ve C5 omurları kırılmıştı. Özetle boyundan aşağısı felç olmuştu. Dağıstanlı ise hiç de felç olduğunu düşünerek moralini bozmuyordu. Askeri hastanede yatarken düşündüğü tek şey çabucak iyileşip ailesinin yanına dönmek, okuluna devam etmek ve yeniden sahnelere çıkıp dans etmekti. Felçli olmayı asla kabul etmedi. Hastanede taburcu olan askerleri gördükçe hırslanıyor, daha çok yemek yiyor ve yerinden kıpırdayabileceği günü bekliyordu. Durmadan dans ettiğini, spor yaptığını hayal ediyordu. Sonunda bir mucize gerçekleşti ve kazadan bir ay sonra ilk kez ayağa kalkabildi. Üç ay sonunda hastaneden taburcu oldu ve altı ay sonunda eskisinden de sağlıklı haldeydi. İnanç, zihin gücü ve dans tutkusunun gücüyle felçten kurtulmuştu. Ordudan emekli edilmiş, okuluna geri dönmüş ve Kafkas dansları ekibine yeniden katılmıştı. Bedenini güçlendirmek zorundaydı. İşte o günlerde vücudun beynin verdiği komutları yerine getirme gücünü bilinçli olarak keşfetmişti.

“Öldüm ve o beyaz ışığı gördüm”

Bu arada kazayı ilk geçirdiği zaman yaşadığı bir deneyim onu hayata karşı daha da tutkulu hale getiriyordu günden güne. O ölümü yaşamış ve beyaz ışığa doğru giden bir tünelden geçtiğini görmüştü. Ölümün nasıl büyük bir mutluluk ve tarifi olmayan bir huzur duygusu olduğunu tecrübe etmişti. Sovyetler Birliği’nde yetişen her genç gibi ateist yetiştirilmişti ancak o artık ölümden sonraki sonsuz yaşam ve huzurdan emindi. Bu eminlik onu hayata karşı daha tutkulu ve çılgın bir hale getirdi. Sahnelerde efsane olmuştu. Şaman figürleriyle transa geçerek yalın ayak kırık camların üzerinde dolaşıyor, çivili yataklarda yatıyor, vücuduna şiş geçiriyor ve ateş üzerinde yürüyordu. Hepsini zihin gücüyle yapıyordu.

Bu adamın hikayesini herkes merak etmeye başlamıştı. Bir gün bir gazeteci onunla bir roportaj yaptı ve ertesi gün artık popülerdi. Hikayesi Moskova’ya kadar ulaştı, doktorların ilgisini çekti. Moskova Alternatif Tıp Akademisi’ne öğrenim görmeye gönderildi. Ardından Ukrayna Kiev’deki Kandiba adlı Alternatif Tıp Okulu’na gitti. Çeşitli seminerlere ve tv programlarına katılıyor, öğrenciler yetiştiriyordu.

Rize’de bulaşıkçı, Yalova’da berber

Ancak tarihi bir olay gerçekleşti ve Sovyetler Birliği dağıldı. Ülkede artık kaos hakimdi. Hiçbir kanun ya da kuralın geçerliği olmadığı günler yaşanıyordu. Bir hocasının tavsiyesiyle Türkiye’ye göç etmeye karar verdi. 1992 yılının Ağustos’unda yola çıktı. İlk durağı Rize’ydi. Dilini bile bilmediği bu şehirde kah aç kah tok karnına yeni hayatına başladı. İlk iş bulaşıkçılık yapmaya başladı bir restoranda. Sonra hayat onu, tıpkı kendisi gibi Avarların çok olduğu Yalova’nın Güney Köyü’ne götürdü. Burada askerken öğrendiği berberlik işini yaparak ekmek parası kazanıyordu. Sonra sırasıyla bir kireç fabrikasında çalıştı, yazlık ev inşaatlarında işçilik yaptı. İnşaatlardan birinin sahibi aracılığıyla Nur evlerinde yatıp kalkmaya başladı. Burada Kur’an okuyor, namaz kılıyordu. Sonra Kafkas Kültür Derneği’nde kalmaya ve burada öğrenciler yetiştirmeye başladı. Bir gün dernekte alternatif tıp üzerine konferans verme fırsatı bile yakaladı. Bir süre sonra kendisine şifa bulmaya gelen insanlar da oldu. Biyoenerji uyguluyordu. Bu arada Yalova gazinolarında da çalışıyordu. Kırık camların ve ateşin üzerinde yürüyor, yoga gösterileri yapıyordu.

Aradan bir yıl geçmişti ki bir arkadaşı onu İstanbul’a bir gazeteciyle tanışmaya götürdü. Türkiye gazetesinde kendisiyle bir roportaj yapıldı uyguladığı alternatif tedavi yöntemleri üzerine. İstanbul’a yerleşmesi de işte bundan sonra gerçekleşti. 2002’ye kadar İstanbul’da kendisine danışanlara şifa verdi, televizyonlara, gazetelere çıktı. 2002’de Prag’a gitti, bir yıl kaldı ancak İstanbul’u özleyip geri döndü. Suadiye’de kurduğu Shua Human Akademi’de hala otuza yakın alternatif tedavi yöntemiyle alternatif şifa arayanlara yardım ediyor. Kendisine başvurular özellikle ruhsal kaynaklı ve kronik hastalıklarla ilgili oluyor. Biyoenerji, aromaterapi, fitoterapi, akupunktur, manyetik akupunktur, Kirlian teknolojisi ile aura fotoğrafı çekimi, ayurveda, çarka çalışmaları, şiatsu, manuel terapi ve psikolojik denge idmanı gibi yöntemler uyguluyor.

İç sesini dinleyerek şifalanmayı öğretiyor

Zihin gücüyle felçten kurtulmuş biri olarak, danışanlara zihin gücüne hakim olma ve kendi iç sesini dinleme yöntemlerini öğretiyor. Çağımızın hastalık yaratan en önemli sebebinin insanların yoğun bilgi karmaşasından dolayı birbirlerini ve kendilerini dinleyememesi olduğunu söyleyen Dağıstanlı, “Danışanlarımın büyük bölümüne ilk önce haber okumayı, televizyon izlemeyi ve sosyal medyayı bir süreliğine bırakmasını ve kendini dinlemesini tavsiye ediyorum” diyor. Kendisinin tedavi etmediğini de sözlerine ekleyen Dağıstanlı, “Ben sadece gerçekten iyileşmek isteyen kişiye bir aracıyım. İyileşmeyi istemezse ben bir şey yapamam. Kimse yapamaz” diyor.  Dağıstanlı merkezdeki çalışmalarının yanı sıra hala dans ediyor ve hobi olarak swarovski taşlardan Mevlana ve Arapça harf formunda tablolar yapıyor.

*Dağıstanlı’ya 1996’da Moskova’da Birleşmiş Milletler ve UNESCO tarafından kurulan komisyonca Alternatif Tıp İlimleri Doktoru unvanı verilmiş.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s