“Hastalıklarımızın nedeni kök duygularımızdır”

 

“İYİ İNSANLAR ERKEN ÖLÜR. ÇÜNKÜ KENDİLERİNİ YETERİNCE İFADE EDEMEZLER. SONUNDA ENERJİ BEDENLERİNDE ÇATLAKLAR OLUŞUR!”

İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Erkan Sarıyıldız, kalp, tiroid, mide, barsak ve iskelet hastalıkları gibi tıbbi sorunların, çocukluktan getirilen kök duygulardan kaynaklandığını söylüyor. Sevilmeye layık olmadığını düşünme ve değersiz hissetme gibi kök duygular, enerji bedeninde karanlık bir nokta oluşturarak hastalıklara yol açıyor. Acıbadem Hastanesi bünyesinde görev yapan Dr. Sarıyıldız, bir kişisel gelişim merkezinde başlattığı ‘Kendine Doğuş Sınıfı’ atölye çalışmalarında, kök korkuları açığa çıkarıyor.

Kişisel gelişim ve enerji çalışmalarıyla ilgilenmeye başlamanız nasıl oldu?

Üniversiteyken hayata dair sorgulamalarım yoğunlaştı. Nietzsche okuduktan sonra tüm dogmalarım yıkıldı. Ardından ‘gerçek ben’i aramaya başladım. Astral seyahat, meditasyon, telepati ve telekineziyle uğraştım. Yıllar geçti. Altı yıl önce ablamın çaresiz hastalığı karşıma çıkınca tıbbın imkanlarının yetmeyeceğini anlayıp başka türlü nasıl yardım edebilirim diye yaptığım araştırmalar sonucu Reiki ile tanıştım. Enerji üzerine çalışmalarım böyle başladı. Enerji aktarmanın onarıcı etkilerini öğrenmeye başladım.

Sonunda sorgulamalarınız bitti mi?

Bir kaşif gibi araştırmaya devam ettim. Kiara Windrider’ın “Aydınlanma Fenomeni” adlı kitabı benim için yeni bir dünyanın kapılarını açtı. Yeni bir enerjiden bahsetmekteydi; “Deeksha”. Sonra bu enerjiyi nereden alabilirim, nasıl öğrenebilirim diye aramaya koyuldum.

Nedir deeksha enerjisi?

Özetle yeni insan modeli denilen beşinci boyuta (2012 Aralık’ta gireceğimize inanılan çağ) uyumlanmış insanların oluşturduğu bir topluma geçebilmek için dünyaya uyumlanan bir dönüşüm enerjisi. Sol beyin sağ beyin dengesini kurup eski düşünce kalıplarınızın değişmesini sağlıyor.

Buldunuz mu aradığınızı?

Verona’da deeksha eğitimi verildiğini öğrendim ve gidip eğitimini gördüm. İstanbul’a geri döndüğümde bunu insanlara verip faydaya sunmam gerektiğini düşündüm ve Bostancı’da bir kişisel gelişim merkezine gidip kendimi tanıttım. Beni kabul ettiler ve orada gruplara deeksha enerjisi vermeye ve sohbetler yapmaya başladım.

“Kendine Doğuş Sınıfı’nda ‘ben’i buluyoruz”

Sonra kitap yazma serüveniniz nasıl başladı?

Öncesi var aslında. Daha geniş kitlelere nasıl ulaşabilirim dedim ve bir blog açtım. Ardından Facebook’ta bir grup kurdum ki şuan üye sayısı 2500 civarı. Sonra geçen yıl daha kalıcı olmak adına bir kitap yazdım. “Kendime Doğuşumun Güncesi” böyle çıktı. Yeni kitabım “Simurg’un Gözyaşları” da kısa bir süre önce basıldı. 5 ay önce ‘Kendine Doğuş Sınıfı’ atölye çalışmalarına başladım. 26 öğrencim var şu anda.

Ne yapıyorsunuz bu sınıfta?

Meditasyon, geçmiş yaşam çözümlemeleri, ruhsal yüklerden arındırılma, affetme, maddesel evrenin yanıltıcı yüzünün dışına çıkma, yaratım atölyesi gibi birçok tekniği harmanlayarak Deeksha enerjisinin dönüştürücü yönünden faydalanıyoruz. Katılımcılar toplumsal rollerin ötesindeki ‘ben’i buluyorlar. Dört aylık çalışmanın sonunda kişinin yalnızca bedeninden ibaret olmadığını anlamasını hedefliyoruz.

Eşiniz ve meslektaşlarınız ne düşünüyor bu çalışmalarınızla ilgili?

Eşim önce ne yapıyor bu adam diye bakıyordu ama şimdi benden daha azılı bir eğitmen oldu. Arkadaşlarım da önce delidir ne yapsa yeridir dediler ama şimdi bir kısmı gelip ne yaptığıma bakmak istiyor ve çalışmalara katılıyor.

Ablanız iyileşti mi?

Hayır 5 yıl önce rahmetli oldu.

Peki hastalıklara bakış açınız nedir?

Batı tıbbı hastaya bakar, üzerinde testler yapar, eğer bir şey bulamazsa psikolojik der. Oysa holistik tıpta hastalıkların duygusal travmalar sonucu oluştuğu görülür.

Ne gibi duygusal travmalardan söz ediyorsunuz?

Kök duygu dediğimiz 3-4 yaşlarından bu yana getirdiğimiz değersiz hissetme, sevilmediğine ve iyi bir şeyi hak etmediğine inanma gibi duygulardan söz ediyorum. Kişi yetişkin olunca da hayatını bu kök duygu yönlendirir.

Peki bu tür duygular hastalıklara nasıl yol açıyor?

Enerji bedenimiz dediğimiz bedensel alanımızda düşünce emirdir, düşünce yaratır. Her doğru ve yanlış düşünce, his enerji bedenini mutlaka değiştirir. Ve belli bir olumsuz kalıpta kaldığınızda artık o sizin parçanız olarak bir karanlık nokta haline gelir ve o nokta bir süre sonra hastalıklara yol açar.

“İyiler erken ölür çünkü…”

Hangi duygu ve düşünceler hangi hastalıkları doğuruyor peki?

Örneğin kendini ifade etme sorunu yaşayan, kendini yeterince dışa vuramayan insanlarda tiroid hastalıkları sık görülür. Hayata dair olumsuz kodları çok olan insanlarda migren görülür. Sevildiğine inanmayanlarda, sevilmeye layık olmadığını düşünenlerde, sevgi açlığı olanlarda kalp hastalıkları yaygındır. Hayatta kendini kurban rolünde hisseden, hayatından hoşnutsuz olanlarda mide ve barsak sorunları görülür, öfkesini içine atanlarda hassas barsak sendromu, geleceğe ait güvensiz hisseden ve ilerleme korkusu duyanlarda hareket sistemi hastalıkları olur. Yani bel, bacak, diz ve kalça ağrıları yaşar. Toksik duygular, acı veren duygular böbrek sorunlarına yol açar. Mesela iyi insanlar çabuk ölür diyoruz ya; bunun nedeni iyi insanların kendilerini yeteri kadar ifade edememeleridir.

Bu nasıl ölüme yol açar?

Kime iyi dersiniz, gerektiğinde yanınızda olan, yardım eden yani veren insana iyi dersiniz. Vere vere kendine kalmayan insana… Bu insanlarda sonunda enerji bedeninde çatlaklar oluşur ve kalp hastalıklarından erken yaşta ölür.

Ama vermek pek çok inanç ve düşünce sisteminde olumlu bir şey olarak görülüyor?

Elbette öyle ama eğer karşılık beklemiyorsanız. Eğer sevgi açlığından yani sevilmeye layık değilim kök duygusundan dolayı sevilmek için, iyi insan desinler diye verici bir insan haline geldiyseniz o zaman hep kaybeden olursunuz. Verdiğinizi geri alamazsınız. Ama karşılıksız verirseniz daha da yücelirsiniz. Hayattaki mutluluğun temeli beklentisizlikten geliyor.

Peki gücümüzü tekrar nasıl elimize alabiliriz ve şifalanabiliriz?

İnsanoğlunun çoğu günümüzde uyurgezer yaşıyor. Uyanıp ilahi bir varlık olduğumuzu anladığımızda ve gereksiz dramlardan, öfkelerden ve affedilmemişliklerden kaynaklanan enerji kaçaklarını kapattığımızda gücümüzü yenirden elimize alırız.

Peki hastalarınızı kendi enerji çalışmalarınıza davet ediyor musunuz?

Eğer kendisi talep ederse yardımcı olmaya çalışırım.

 

Reklamlar

One Comment Kendi yorumunu ekle

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s