Microsoft’un en tehlikeli bölgelerinin güvenliğini bir Türk sağlıyor

 

 

“MISIR OLAYLARI SIRASINDA FAKS MAKİNESİNİ VE DİAL UP MODEMİ KEŞFETTİK! ÇOK ZOR GÜNLERDİ…”

Osman Ulukuz, Microsoft’un Ortadoğu ve Afrika Bölge Güvenlik Direktörü. Marakeş’ten Capetown’a, Pakistan’dan Nijerya’ya kadar 79 ülkedeki güvenlik stratejilerinden o sorumlu. Yani toplam 7 saat zaman farkının olduğu ve 440 dilin konuşulduğu bir alana bakıyor. Arap baharı ülkelerinde tahliye planlarını yapan da, Afrika’daki iç savaşlarda Microsoft çalışanlarını adım adım takip edip gerekli önlemleri alan da o. Ulukuz ile Microsoft’un İstanbul’daki binasında bir araya geldik. Bize macera dolu hayatını anlattı.

Bu göreve nasıl geldiniz?

-38 yaşında kendi isteğimle emniyetten emekli oldum. Hatta o dönem bana emeklilik kurumu Türkiye’nin en genç emeklisi sizsiniz demişti. Citibank’tan teklif gelmişti. Kabul ettim ve 2002’den 2009’a kadar Orta Asya-Türkiye bölgesel güvenlik sorumlusu olarak görev yaptım. Daha sonra Microsoft’tan teklif geldi; 2009’dan beri de buradayım. Microsoft’un Ortadoğu ve Afrika bölgesinde stratejik güvenlikten sorumluyum.

“Biz lafını hala emniyet için kullanıyorum”

Genç bir yaşta polis teşkilatından ayrılma kararını vermek zor olmadı mı?

– Mesleğim ve ait olduğum sosyal grup için ‘biz’ lafını ben hala emniyet için kullanıyorum. Duygusal bir bağım var. Emeklilik kararı elbette zor oldu. O yaşta emekli olup özel sektöre transfer olan ilk kişiydim ben teşkilat içerisinde. O zamanlar büyük şirketlerin güvenlik sorumluları ordu emeklilerinden seçiliyordu. Citibank’a başladığımda Nisan ayındaydık. 1 Mayıs günü geldiğinde odamda oturmuş hala bana bir telefon gelmesini bekliyordum. Okmeydanı’na gidip de arkadaşlarıma yardımcı olabileyim diye. Ayrılmak psikolojik olarak zor bir süreçti ama şu an bulunduğum işte de profesyonel tatmin çok yüksek.

Sizce neden sizi seçtiler bu görev için?

-4 yıl ABD Los Angeles’ta başkonsoloslukta güvenlik ateşesi olarak görev yaptım. Güvenlik danışmanı olarak öngörülerde bulunuyordum. Sanırım bu sebeple beni seçtiler; e biraz da şans.

Peki ABD’deki tecrübelerinizi özel sektöre geçmeden önce emniyet teşkilatında kullandınız mı?

-Maltepe’de ilçe emniyet müdürüyken bildiğimiz anlamda Mobese’nin temellerini biz atmıştık. 99 yılında. 200 bilgisayarlı bir Mobese sistemi kurmuştuk. O yıllar için zor bir teknolojiydi. Bu işe girişmemi ABD’nin bana verdiği bir vizyon olarak görüyorum.

Şu an Microsoft’ta yaptığınız iş tam olarak nedir, anlayabileceğimiz bir dille?

-Ortadoğu ve Afrika bölgesindeki toplam 79 ülkenin güvenlik stratejilerini belirliyorum, stratejik kararlar veriyorum. Mesela, Irak’ta şu an nerede Microsoft ofisi açmak güvenli olur, Libya’dan çalışanlarımızı nasıl tahliye edebiliriz gibi sorunlara çözüm buluyorum. Bölgemdeki 79 ülkeyi yakından takip ediyorum. Güvenlik öngörüleri yapıyorum ki şirket de iş planlarını ona göre yapabilsin diye.

79 ülkeden sorumlu

Sürekli 79 ülkeyi gezip duruyor musunuz?

-Bizde iş seyahatleri çok yoğun. 79 ülkede de ofisimiz yok ama takdir edersiniz ki her ülkede Microsoft var. Dolayısıyla trafiğimiz çok yoğun. En az ayda iki seyahatim oluyor, ayın yarısı yurtdışındayım. Microsoft çalışanının çok olduğu Dubai, Kahire, Telaviv ve Johannesburg gibi şehirlere sık gidiyorum. Şu güne kadar bölgedeki 35 ülkeye gittim. Ayrıca bankalardaki teftiş işine benzer şekilde, biz de herhangi ülkedeki şirketimizde bir iç soruşturma olduğunda, güvenlikle ilgili soruşturmalarda yer alıyoruz.

Ülkelerdeki şirket çalışanları haricinde seyahat halinde olan çalışanlardan da sorumlu musunuz?

-Elbette. Örneğin, geçen akşam saat 9 itibariyle sadece Avrupa’dan Ortadoğu-Afrika bölgesine seyahat eden Microsoft çalışanı sayısı o an için 4500’dü. Biz o çalışanların güvenliklerinden de sorumluyuz. Talep ederse adım adım takip de edebiliyoruz. Gasp, hırsızlık, iç savaş gibi güvenlik problemlerine karşı seyahat edilen ülkeye göre güvenlik uyarıları yapıyoruz. Bu tür güvenlik sorunlarına karşı neler yapılabileceğiyle ilgili politika da geliştiriyoruz

Ve tüm bu politikaları o ülkenin şartlarına göre geliştiriyorsunuz, değil mi?

-Evet, bunun için bazı ülkelerde yerel danışmanlık şirketlerinden de yararlanıyoruz. Mesela Ramazan ayı gelirken bölgeye gidecek olan Avrupalılar Ramazan hassasiyetlerini bilemeyebilirler. Biz şu an Müslüman ülkelerde böyle bir hassasiyet var diye uyarıyoruz. Bir Suudi Arabistan ile Kenya’daki Ramazan duyarlılıkları da birbirinden farklı. Ülkenin kültürel ve sosyolojik yapısına göre önlemler alıyoruz.

“Lüks ile yoksulluğun ortasında bir çelişkide çalışıyorum”

Bu çok zor bir iş olmalı… Tüm o ülkelerle ilgili geniş bilgi sahibi olmalısınız…

-Benim baktığım bölge aşırı lüks ile yoksulluğun bir arada olduğu çelişkili bir bölge. Bir yanda Dubai, bir yanda Kenya… Dünyanın en en zenginler ligindeki 50 ülkeden 5’i burada; en fakirler liginin en dibindeki 4 ülke de burada… Bölgemde 110’u kayıtlı olan toplam 440 dil konuşuluyor. 7 saat zaman farkı var. Haliyle haftada yedi gün çalışıyorum.

Bölgenizde bulunan ve henüz gitmemiş olduğunuz ülkelerden hangilerini merak ediyorsunuz en çok?

-Şeyseller, Maritus adaları ve Frenç Polonez’e gitmeyi çok isterim.

Arap baharı gelmeden önce güvenlik önlemleri açısından hazır mıydınız?

-Tunus’ta bir öğrenci kendini yaktı ve ardından olaylar patlak verdi. Eğer önceden hazırlığınız yoksa o an ne yapacağınızı bilemezsiniz. Her ülke için en ince ayrıntılarına kadar tahliye planları hazırlıyoruz. Libya’da çok sıkıntılı günler geçirdik; can güvenliği ön plandaydı. Sıcak çatışma başlayınca tüm çalışanlarımızı ve yakınlarını yurtdışına çıkarabilmek için 24 saat içerisinde Malta’dan bir çartır kiralayıp tahliye yaptık. Şirket böyle durumlarda masrafa bakmaz.

Arap baharının ortasında bir zamana denk geldiniz. Kendinizi büyük bir sorumluluk altında hissetmiyor musunuz?

-Bu, insanın başına dünyada bir kez gelecek olan bir profesyonel tatmin. 24 saat uyumadığım oluyor ama büyük keyif alıyorum işimi yaparken. Bu yoğunluktan eşim şikayetçi ama yoğun bir mesaiden gelen bir emniyetçi olarak ben bu tempoya alışığım.

“Mısır olaylarında faks makinesini keşfettik”

Kendinizi en çok baskı altında hissettiğiniz olaylar neler oldu şimdiye kadar?

-Mesela Mısır olayı. Beklenmeyen şeyler oldu çünkü. Devlet internet altyapısını hatta cep telefonu şebekelerini bile kapattı. İtiraf ediyorum biz cep telefonunun bile bütün ülkede uzun süreli kapanacağı senaryosu üzerine bir tatbikat planı kurmamıştık. Olaylar sırasında tek hedefimiz öncelikle çalışanlarımıza ulaşmaktı. Elimizdeki listeye bir baktık ki sadece bir avuç kişiye ait ev telefonu var. Geri kalan hepsinin cep telefon numarası vardı. Bunu öngörememiştik. Eski usul gittik. Bir ulaşım şemsiyesi kurduk. Elimizde ev telefonu olan her bir kişi diğer bir kişiye ulaştı. Üç günün sonunda herkese karasal telefon üzerinden ulaşmıştık. İnanır mısınız o üç gün içinde dia lup faks makinesini keşfettik. Bir de dial up interneti… Eskiden internete bir numara girerek bağlanırdınız hatırlarsanız. Dağın başında bile olsanız dial up ile internete girebilirdiniz. Hatta kendi ülkenizin değil başka ülkenin servis sağlayıcısı ile bile internete bağlanabiliyordunuz. Ama artık dünyada böyle bir servis sağlayıcı bile kalmadı. Mısır olayları sırasında Avrupa’daki birkaç gönüllü kuruluş bize eski usul dial up internet servisi sağlamaya başladı ve bize Mısır’daki çalışanlarımızın internete bağlanabilmeleri için bir numara verdiler. Ancak sorun şuydu ki artık Mısır’da bir tane bile dial up modem kalmamıştı. Çok zor günlerdi… Olayların ardından Bahreyn Microsoft ülke müdürüyle konuşurken “Mutlaka bir faks makinesi ve dial up modem bulundurun” diye uyardım. “Biz ileri teknoloji satıyoruz ama siz bana dial up modem al diyorsunuz öyle mi?” diye şaşırmıştı.

Çocukluğunuzda dünya küresine bakıp hayaller kuran maceracı biri miydiniz?

-Beş yaşındaki oğlum bana dünya küresi aldırdı. Demek ki bu bizde genetik bir şey.

İş dışında neler yapıyorsunuz?

-Her gece bölgemdeki ülkelerle ilgili araştırmalar ve okumalar yaparım. Zambiya’da seçimi kim kazanır, Senegal’de siyasi gelişmeler nasıl olur gibi konularda…

Bu aralar özellikle üzerinde çalıştığınız, gitmenin tehlikeli olabileceği bir ülke var mı?

-Suriye ve Yemen’de hali hazırdaki olayları biliyorsunuz. Nijerya’da petrol fiyatları üzerindeki süspansiyonun kaldırılmasından doğan bir hayat pahalılığı var. Olaylar karışabilir. Kenya’da Somali’den gelen bir terör örgütünün birkaç atağı oldu son aylarda. Kongo genel olarak dikkat edilmesi gereken bir yer.

Osman Ulukuz kimdir?

1963 Ankara doğumlu ve oğlak burcu olan Osman Ulukuz, 1991’den 2002’ye kadar emniyet teşkilatında emek verdi. 4 yıl Los Angeles’ta başkonsoloslukta güvenlik ateşesi olarak görev yaptı. Maltepe İlçe Emniyet Müdürü iken Türkiye’de Mobese’nin temellerini attı. Şimdi dünyanın en tehlikeli bölgelerinde yani Orta Doğu ve Afrika bölgelerinde Microsoft için güvenlik stratejileri geliştiriyor.

 

Not: Osman Ulukuz, “Gelecek Afrika’da. Nüfusun yüzde 50’si 25 yaş altında. Afrika’nın şehir hayatı Batı’nın şehirlerinden daha tehlikeli değil” diyor.

Not: Ulukuz çalışırken Mick Dyer tarafından 1910 yılında hazırlanan Dyer Haritası’nı kullanıyor. Bu ters haritada Afrika, zaten hak ettiği gibi dünyanın merkezi olarak görünüyor. Zira Afrika yüzölçümü olarak, ABD, Arjantin, Batı Avrupa, Hindistan ve Çin’in toplamından daha geniş bir alanı kaplıyor.

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s