DEPRESYON 2. SIRAYA YERLEŞMEK ÜZERE

DEPRESİF BOZUKLUKLARIN YÜZDE 15’İ İNTİHARLA SONUÇLANIYOR. AYRICA HER DÖRT KRONİK DEPRESYON HASTASINDAN ÜÇÜ HAYATINA SON VERİYOR!

Dünya Psikiyatri Birliği Genel Sekreteri psikiyatrist Doç. Dr. Levent Küey, 10 yıl içerisinde depresyonun tüm dünyada en önemli ikinci hastalık olacağını açıkladı.

ÜRÜN DİRİER, urun.dirier@aktuel.com.tr

Psikiyatrik hastalıklar içinde ciddi artış gösteren bir hastalık var mı?

-Evet, depresif bozukluklar ve kaygı bozuklukları gitgide artıyor. Günümüzde, dünyada en fazla yeti yitimine neden olan hastalıklar sıralamasında depresyon dördüncü sırada. Ancak Dünya Sağlık Örgütü, 10 yıl içerisinde ikinci sıraya yükseleceğini öngörüyor. Yani toplumsal yükü en ağır olan ikinci hastalık olacak.

Ne gibi yükler getirecek?

-Bir çobanın depresyona girip yetilerini yitirmesi sürünün yarısının telef olması anlamına gelir ancak uluslar arası bir bankada üst düzey görev alan bir kişinin yeti yitiminin yaratacağı sonuçlar çok daha büyük olacaktır. Ayrıca depresif bozukluklar, yaklaşık yüzde 15 oranında yol açtıkları intihar ile ölüm riski yanında, kalp ve şeker hastalıkları gibi bedensel hastalıkların ve alkol-madde bağımlılığının artma riskini de yükseltiyor.

Depresif bozuklukların artışının temel nedeni nedir?

-Sosyal değişimlerin bazı insanların hayatlarında kendisini ifade edebilme yollarını tıkamaları ve kendi hayatları ile sevdiklerinin hayatları üzerinde etkin olamayarak çaresiz durumda kalmaları. Bu anlamda tüm dünyada depresyon erkeklere kıyasla kadınlarda 2-3 kat daha yaygın olarak görülüyor.

Neden?

-Evin ve çocukların bakımının ağırlığını üzerine alan kadın, kendisini ifade edebilmek için iş hayatına dönmeye karar veriyor örneğin. Ancak bu durum iş yükünü daha da arttırıyor ve çaresizlik hali de gitgide artıyor.

Genel olarak baktığımızda şehir yaşamındaki depresyonun nedeni nedir?

– Bir antropolog Afrika’da bir kabilede emik antropolojik araştırma yapmak üzere aylarca kabile ile birlikte yaşamış. Bir gün kabile halkı toplanıp hızlı bir şekilde komşu köye doğru koşmaya başlamışlar. Koşarken arada bir küt diye durup 5-10 dakika bekliyorlarmış. Antropolog sormuş, “Neden koşuyoruz acelemiz mi var? Eğer varsa neden arada durup vakit kaybediyoruz?” diye. Aldığı cevap ise şöyle olmuş: “Evet acelemiz var çünkü komşu köydeki ergenliğe kabul törenine davetliyiz ve yetişmek istiyoruz. Ancak biz çok hızlı koşunca ruhlarımız arkada kalıyor. Onun için arada sırada ruhlarımız bize yetişsinler diye durup bekliyoruz.” Bu gerçek hikayeyi bir metafor olarak kullanırsak, modern şehir hayatı içerisinde yoğun iş hayatlarımızda koşuştururken, gerçekte ne yaptığımız ve neden yaptığımızla ilgili bir farkındalık geliştirmeye fırsatımız kalmayabiliyor. Bu, 19. Yüzyılın ortalarında sanayi devrimiyle birlikte tanımlanmış olan yabancılaşma sendromu aslında. Bir işi yaparken işin bütününü göremiyor oluşumuzdan kaynaklanıyor. En somut halini, bir otomobil fabrikasında yaptığı otomobilin son halini görmeden sadece tek bir parçayı bir yerden alıp bir yere takan ve kendi yaptığı otomobili kendisi kullanamayan fabrika işçisiyle alır.

10 yıl içerisinde neden artması bekleniyor?

-Çünkü tedavi edilmeyen hasta sayısı çok fazla ve bu durum bu hastalığı kronikleştiriyor. Tedaviye başvuran depresyon hastası sayısı yüzde 50. Başvuranlardan yalnızca üçte birine doğru tanı konuyor maalesef dünya genelinde. Doğru tanı konanlara diyelim ki doğru tedavi verildi, bu hastaların tedaviyi sürdürme oranı da yüzde 50 civarında. Depresyon tedavi edilebilir bir ruhsal hastalıktır ancak tedavi edilmemesi hastalığı kronikleştirerek yayılmasına sebep oluyor. İntihar edenlerin dörtte üçünün geçmişine bakıldığında mutlaka kronikleşmiş depresyon yaşadığı görülüyor.

Hastalar en çok hangi şikayetlerle doktora başvuruyor?

-En çok uykusuzluk ve baş ağrısı gibi şikayetlerle başvuruyor ve eğer doktor doğru yönlendirebilirse bu hastaları ciddi bir kısmının aslında depresyon hastası olduğu ortaya çıkarılabiliyor.

Genel belirtiler nasıl?

-Uyku, iştah ve cinsel istek bozuklukları yanına derin keder, çaresizlik, karamsarlık ve ümitsizlik hissi hakimdir, yaşam sevinci ciddi anlamda yitirilmiştir. 2-3 hafta boyunca bu durum sürerse psikiyatra başvurulmalıdır.

 

Reklamlar

One Comment Kendi yorumunu ekle

  1. duygununyeri dedi ki:

    psikiyatra başvurmalıdır da bu “psikiyatr insanları” ilaç dayamaya o kadar hevesli ki! uyuyamıyorum doktor bey, “bu ilacı kullan”; sevişemiyorum doktor bey, “şu ilaca aban”. uzun vadede bu ilaçların benim ruhumu, beynimi, bedenimi nasıl etkileyeceğinin garantisini verebiliyorlar mı peki? hayır! çok travmatik durumları ayırarak söylüyorum, psikiyatrist yerine psikoterapi, spor, hobi falan önerilse insanlara, daha iyi olmaz mı?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s