Dünya’nın çocuğunu onlar arıyor

FOTOĞRAFLARIN DNA’SINI ÇIKARIYORLAR, YATAK ÖRTÜSÜNÜN DESENİNE KADAR MİLYONLARCA GÖRSELİ ANALİZ EDİP EŞLEŞTİRİYORLAR.

Dünya çocuk istismarı mücadelesinde lider konumda olan ABD Ulusal Kayıp ve İstismar Edilmiş Çocuklar Merkezi’nin (NCMEC) başkanı Ernie Allen,  kullandıkları yeni teknolojileri anlattı.

ÜRÜN DİRİER, urun.dirier@aktuel.com.tr

ABD Ulusal Kayıp ve İstismar Edilmiş Çocuklar Merkezi’nin (NCMEC) her hafta binlerce fotoğraf ve video kaydı inceleyen analistlerinden biri, 2005 Kasım’ında bir gün ilginç bir şey keşfetti. İki ayrı çocuk istismarı fotoğrafı arasında ortak bir özellik bulunuyordu. Birbirinden bağımsız gibi görünen fotoğraflarda aynı ilginç yatak örtüsü vardı. İki elini açarak havaya kaldırmış küçük palyaço resimlerinin olduğu bir örtüydü bu. Ekip, bu ipucundan yola çıkarak önce çarşafı üreten firmayı, sonra da örtünün gönderildiği mağazaları buldu. Yerel polis birimleriyle yapılan meşakkatli araştırmaların ardından, yatak örtülerinin seri numaraları ve kredi kartı bilgileri eşleştirilerek palyaçolu çarşafların kimlere satıldığı saptandı. Bu kişilerin yatak odaları tek tek incelendi ve sonunda fotoğrafların çekildiği o oda bulundu. Bu oda, Indianapolis’te yatılı çocuk bakıcısı olarak çalışan Charles M. Johnson JR.’a aitti. Johnson’ın bilgisayarından benzer başka çocuk fotoğrafları da çıktı ve ömür boyu hapse mahkum edildi. 2 yıl sonra Google’dan bir ekip, ne tür çalışmalar yapıldığını gözlemlemek için merkezi ziyaret etti. Google mühendislerinden Dr. Shumeet Baluja liderliğindeki ekip, yatak örtüsü hikayesini dinlediğinde bundan çok etkilendi. Dr. Baluja merkezden ayrılırken, NCMEC’in başkanı Ernie Allen’e şu teklifte bulundu: “Dünya üzerinde Google’dan daha gelişmiş bir arama teknolojisi yok. Size yardımcı olabiliriz…”

47 milyon görseli analiz ediyorlar

Dünyada çocuk istismarı ve pornografisiyle mücadelenin merkezi konumunda bulunan NCMEC’e ulaşarak başkan Allen’le görüştük. Allen, Google yetkililerinin yaptıkları işe çok şaşırdığını anlattı. Hatta Dr. Baluja, “Yani bu çocukların kurtarılması ve bu canavarların yakalanması analistlerinizin hafızasına mı bağlı?” demiş hayretler içerisinde. Zira merkezin 2003 yılında başlattığı Çocuk Kurbanları Kimliklendirme Programı çerçevesinde NCMEC’e bu güne dek tam 47 milyon çocuk istismarı fotoğrafı ve videosu ulaştırılmış. Bunlar internette dolaşan ve illegal sitelerde pazarlanan özel çekim fotoğraf ve videolar. Yalnızca 2010 yılında bile ekip, bu türden 13 milyon fotoğraf analiz etmiş. Bir haftada gördükleri fotoğraf sayısı ise 250 binden fazla.

Yatak örtüsü dedektörü

Dolayısıyla, milyonlarca fotoğraf arasından, yatak örtüsü hikayesinde olduğu gibi eşleştirme yapabilmek neredeyse olasılıksız. Bu nedenle merkez Google’ın teklifine sevinçle karşılık vermiş. Google’ın “zamanın yüzde 20’si” adlı bir programı var. Bu program ile Google çalışanları, mesai saatlerinin yüzde 20’sinde özel yetenek ve ilgi alanlarını kullanarak insanlık için iyi bir şey yapmaya kafa yoruyorlar. Dr. Baluja ve ekibi de işte bu program kapsamında “yatak örtüsü dedektörü” adını verdikleri bir yazılım geliştirmiş NCMEC için. Bu yazılım sayesinde sistem artık veri tabanındaki milyonlarca görseli otomatik olarak tarıyor ve analistin ‘ara’ dediği ilginç bir eşyayı (palyaçolu çarşaf gibi…) bu milyonlarca görselin içerisinde arıyor. Bu eşya veya obje, saksı içerisinde bir çiçek, bir tişört, bir sembol, duvarda asılı bir çerçeve veya bir sürahi de olabilir. Allen, “Bu işi yapanlar genellikle aynı mekanları kullandıkları için, farklı video ve fotoğraflarda aynı objeler olabiliyor. Bu bağlantıyı kurduğumuz zaman, çocuklar arasındaki –ki bunların bir kısmı kayıp çocuklar oluyor- çocuklar arasında da bağlantı kurabiliyoruz. Bu da bizi failin bulunduğu lokasyona ve dolayısıyla faile yaklaştırıyor. Google’ın bizim için ürettiği bu yazılım olmasa, kabul etmeliyim ki, bu eşleştirmeleri yapmamız çok zor” diye konuşuyor.

“Çocuk Newyork’ta da olabilir İstanbul’da da”

Çocuk istismarının uluslararası bir problem olduğunu ve olaylara bütünsel baktıklarını belirten Allen, “Çocuklar dünyanın herhangi bir yerinde olabilir. NewYork, Istanbul ya da HongKong’da olabilirler. Amacımız fotoğraf ve videoları doğru analiz ederek onları bulmak. Hedefimiz, şüphe uyandırıcı bir eşleştirmeyle karşılaştığımızda ilgili ülkelerin güvenlik birimlerine bilgi vermek ve elimizdeki delilleri paylaşmak” diyor.

Fotoğrafa DNA analiz

Çocuk istismarıyla mücadelede tek yardımcı Google değil. Microsoft da var. Microsoft 2009 yılında  Dartmouth Üniversitesi’nden dijital imaj uzmanı Hany Farid ile birlikte geliştirdiği Photo DNA adlı algoritmasının lisansını NCMEC’e bağışlamış. PhotoDNA, adından da anlaşılacağı üzere, merkezin veritabanındaki ve internetteki fotoğrafların DNA’sını çıkarıyor. Allen, “Söz konusu fotoğraflar polisler tarafından ele geçirilip suçlular hapse atıldıktan sonra bile, bu fotoğraflar yıllarca internette dönüp duruyor” diyor. İşte PhotoDNA, merkezin veritabanındaki fotoğraflardan eğer internette de tespit ederse derhal alarma geçiyor.

İnternet servis sağlayıcı şirketleriyle işbirliği halindeler. Eğer veritabanındaki fotoğraf bir şekilde herhangi bir web sitesine yüklenir veya WindowsLive’da tespit edilirse, şirket bundan derhal haberdar ediliyor sistem sayesinde. Geçtiğimiz yıldan bu yana NCMEC, bu teknolojiyi çocukların kurtarılarak suçluların tespit edilmesinde aktif olarak kullanıyor.

Hata payı 1,5 milyarda 1

Fotoğraf tanıma teknolojisi PhotoDNA’den önce fotoğrafın kendisini tanımak üzere geliştirilebilmişti sadece. Dolayısıyla, fotoğrafın boyutu bile değiştirilse sistem onu tanıyamıyordu. Ancak PhotoDNA, fotoğrafın dijital imzasını çıkarıyor ve boyutu değiştirilse hatta photoshop ile üzerinde oynama bile yapılmış olsa fotoğrafı tanıyor. Üstelik ‘bulanık mantık’ teknolojisinin kullanıldığı bu algoritma, insan gibi düşünebilen bir yapay zeka aslında. Fotoğrafı tanımak için tahmin yöntemlerini kullanıyor. Algoritma yalnızca 1,5 milyarda bir hata yapıyor.

Microsoft daha önce de Çocuk İstismarı Takip Sistemi (CETS) adında bir başka yazılım daha geliştirmişti. Bu yazılım hali hazırda 2006’dan beri Avustralya, Brezilya, İtalya, İngiltere’de başarıyla kullanılıyor ve düzinelerce suçlunun hapsi boylamasına yardımcı oluyor. CETS, uluslararası araştırma birimlerinin veritabanlarındaki bilgileri birbirleriyle paylaşarak anlamlı analizler yapılmasını sağlayan bir algoritma. Yani birbirinden bağımsızmış gibi görünen pek çok bilgi bu sistem sayesinde bir ağın parçaları haline gelerek dedektiflere yardımcı oluyor.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s