7 maddede çağımızın en tartışmalı iddiaları

KÜRESEL ISINMA ÇOK MU ABARTILIYOR? DARWİN OLSA GDO İÇİN NE DERDİ? DETOKS YAPMAK ÖLÜMCÜL BİR HATA MI? CEP TELEFONU GERÇEKTEN ZARARLI MI?

Medyada çıkan bilim, sağlık ve teknoloji konularındaki tartışmalı haberleri 4000 kişilik bilim insanı ordusuyla mercek altına alan, gerekirse deneyler ve araştırmalar yaparak gerçeği ortaya çıkarmak için çalışan İngiliz bilim grubu Sense About Science, Aktüel için tartışmalı 7 konuya açıklık getirdi.

****Sense About Science nedir?

2003 yılında 14 kişilik bir bilimsel danışma kuruluyla kurulan Sense About Science, bugün 4000’in üzerinde gönüllü bilim insanı ve uzmandan oluşan bir bilim kuruluşu. Amacı, basında çıkan sağlık, teknoloji ve bilim haberleri hakkında deneyler, araştırmalar ve beyin fırtınası yaparak doğruyu ortaya çıkarmak. Özetle, medyanın yarattığı kafa karışıklığını gidermek. Danışmanların içinde Nobel ödüllü bilim insanları, doktorlar ve profesörler bulunuyor. Küresel ısınma, GDO, detoks ve radyasyon gibi konulardaki bilinç karmaşasını yok etmeyi amaçlayan grup, tartışmalı bilimsel konulara son noktayı koyuyor. Sivil toplum örgütleri, organizasyonlar, kurumlar ve bireylerden gelen bilimsel soruları hiçbir karşılık beklemeksizin uzmanlarına aktararak yanıtlamaya çalışıyor. Grup, 83 yaşındaki İngiliz politikacı Lord Dick Taverne ile sıtma konusundaki çalışmalarıyla ve biyomedikal alanındaki araştırmalarıyla tanınan 73 yaşındaki ünlü İngiliz bilim kadını Dame Bridget Margaret Ogilvie tarafından kuruldu. Ancak yönetim ekibi gençlerden oluşuyor. Hatta grubun VoYS (Voice of Young Science- Gen Bilimin Sesi) adında bir projesi de var ki, amaç genç bilim insanlarınının medyada dile getirilen tartışmalı konularla alakalı olarak halkı bilinçlendirme noktasında girişimci olmalarını sağlamak.

ÜRÜN DİRİER, urun.dirier@aktuel.com.tr

İngiliz bilim grubu Sense About Science, “Küresel ısınma var mı?”, “GDO var mı?”, “Cep telefonu, kablosuz ağlar ve MRI insan sağlığını tehtid ediyor mu?”, “Detoks öldürücü olabilir mi?” ve “Gıda boyaları hiperaktiviteye yol açar mı?” sorularına cevap verdi.

Her radikal değişim için insanlık suçlanamaz

1) Küresel ısınma gerçekten var mı ve bu insanoğlunun suçu mu?

Geleceğe dair bir hava tahmini yapmak çok karmaşık bir bilimsel yaklaşım gerektirir. En ileri yöntemlerle bile detayları bilmek mümkün değildir. Gerekli karmaşık hesaplamalar ise en donanımlı bilgisayarlar için bile fazla gelir. Yüksek yaklaşımlı bir tahmin yapılabilseydi bile, iklimlerde sapmalara yol açan doğal hava çeşitlilikleri daima etkin bir rol oynamaya devam ederdi. Yani bu demek oluyor ki, mevcut iklim ne olursa olsun, genelden sapmış, daha sıcak, daha soğuk, daha kuru ya da nemli geçici yıllar ve on yıllar olacaktır. Hükumetler arası İklim Değişimi Paneli’nde (IPCC) dünyanın yüzyılın sonuna kadar 2-4 derecelik bir ısınmaya sahne olacağı açıklandı. Ancak bu bazı yıllarda bazı yerlerde havaların daha sıcak ya da soğuk olmayacağı anlamına gelmiyor. Bazı istisnai radikal hava olaylarını, küresel ısınma adı altında yorumlamak hiç de bilimsel bir yaklaşım olmaz. Radikal hava olayları iklim değişiminin değil, tarih boyu süregelen hava çeşitliliğinin doğal bir parçasıdır. Fosil yakıt kaynaklı bazı hava değişimleri yaşanabilir bazı yıllarda. Ancak her radikal hava değişimi için insanlığı suçlamak çok yersiz. Unutulmamalı ki, tarih boyunca dünyada felaketlerle sonuçlanan seller kasırgalar ve fırtınalar olagelmiştir. Dünyanın sonunun geldiğini iddia etmek, lüzumsuz bir felaket tellallığıdır.

Darwin olsa GDO’ya şaşırmazdı

2) GDO canavar mıdır yoksa kendisine haksızlık mı ediyoruz?

Tarımda genetik modifikasyon güvenli bir teknolojidir ve tarımda devamlılığı sağlamak için gereklidir. Darwin GDO’yu duysa pek şaşırmazdı. Çünkü o tüm yaşayan organizmaların birbirleriyle bağıntılı olduğunu ortaya koymuştu. GDO teknolojisi de bunu kullanır, türler arasında gen geçişleri yaratır. DNA DNA’dır doğaya göre, kaynağının ne olduğu mühim değildir, işine yarayan DNA’yı işine gelen puzzle’da kullanır. Zaten yaşamdaki çeşitlilik de türler arası böyle DNA aktarımlarıyla oluşmuştur. Bu nedenle GDO teknolojisinde bir sorun yok. Üstelik küresel pazarda yiyecek talebi 2030 yılı itibarıyla yüzde 50 olarak artacak. Ancak modern biyoteknoloji yöntemleri kullanarak buna cevap verilebilir.

Cep telefonu Hindistan cevizini vurmaya çalışan pinpon topu gibidir, vuramaz!

3) Cep telefonunun yaydığı elektromanyetik dalgalar insan sağlığı için zararlı mı?

Elektromanyetik dalgalar enerjilerine göre iyonlaştıran ve iyonlaştırmayan radyasyon diye ikiye ayrılır. İyonlaştıranlar esas zararlı olan dalgalardır, x-ray gibi. Işık ve radyo dalgaları gibi iyonlaştırmayan radyasyon ise zararsızdır. Cep telefonunun kullandığı dalgalar da bu gruba dahildir. Yüksek derecede iyonlaştıran radyasyona maruz kalmak kanser riskini arttırabilir, ancak iyonlaştırmayan radyasyona yoğun olarak maruz kalınsa bile ancak ortaya çıkan ısıdan dolayı yanık tehlikesi oluşabilir; uzun süreli hastalıklara yol açmaz. İyonlaştıran radyasyon yüksek enerjidedir ve hücredeki DNA yapısını değiştirebilir. Hatta hücrede kalıcı hasar bırakıp öldürebilir ve kanser olmasına yol açabilir. İyonlaştırmayan radyasyon ise hücreyi berelemek veya öldürmek için yeterli enerjiye sahip değildir. Bu konu, lunaparkta kriket topuyla vurmaya çalıştığın Hindistan cevizi ile anlatılabilir. Hindistan cevizi ya sallanır ve düşmeden dengesini bulur (hücrenin kendini onarması diyebiliriz buna) ya da yere düşer yani kanser olur. Ancak aynı Hindistan cevizini bir pinpon topuyla vurmaya çalışırsanız onu asla yere düşüremezsiniz. Onlarcasını bile atsanız üstüne yine de yerinden kımıldamaz. Yani hücreye bir zarar veremez. Pinpon topu burada iyonlaştırmayan radyasyona örnektir. Kaldı ki İyonlaştıran radyasyon da her zaman zarar vermez. Örneğin radyoterapi olarak kanser hastalarının tedavisinde kullanılabiliyor. Her yıl 100 binin üzerinde kanser hastası radyoterapi görüyor İngiltere’de. Klinik hata oranı ise yüzde 0.003. Bu sebepten ölüm riski ise 200 binde bir. Bu arada cep telefonunu çok kullandığınızda ısınmasının radyasyonla bir ilgisi yoktur ve uzun süreli kalıcı zarara yol açmaz. Isınması elektronik parçalardan kaynaklanır. Bir konu da cep telefonlarının beyin tümörlerine yol açıp açmadığı. The International Agency for Research on Cancer (IARC- uluslar arası Kanser Araştırmaları Ajnsı) tarafından 13 ülkede yeni gerçekleştirilen Interphone adlı bir araştırmada, cep telefonu kullanımıyla beyin tümörü arasında herhangi bir bağlantı bulunamadı.

Bir yıl Wi-Fi’nin içinde otursan 20 dakika telefonla konuşmuş kadar etkiler

4) Her tarafımızda Kablosuz Ağ var. Bu insan sağlığını etkiler mi?

Wi-Fi artık her yerde, hayatımızın her köşesinde mevcut. Evde, okulda, ofiste, restoranda hatta yolda yürürken bile wireless’e çarpmadan geçmek mümkün değil. Bunun yaydığı frekansların etkileri cep telefonu kadar çok araştırılmamış olsa da frekansı (2.4GHz) yani 3G cep telefonunkine yakın bir frekans (2.1GHz) aralığında bulunur. Ve 0.1 watt gibi çok düşük bir güçle çalışır. Haliyle, birisi Wi-Fi erişim noktasının tam ortasına bir yıl boyu otursa bile, sadece 20 dakika cep telefonuyla konuşmuş kadar iyonlaştırmayan radyasyon alabilir maksimum.

 

MRI zararsız frekans aralığında

5) MRI insan bedeni için tehlikeli mi?

MRI yani manyetik rezonans teknolojisi 25 yıldır kullanılıyor. Teşhis için çok önemli bir teknoloji. Bu da zararsız olan, iyonlaştırmayan radyasyon kullanarak görüntüleme yapar. Manyetik alan teknolojisi kullanır. Güvenlik prosedürleri de sadece metal bir objeyle görüntülemenin yapılmaması üzerinedin o kadar.

Detoks öldürebilir

6) Detoks yararlı mı yoksa öldürücü mü?

En iyi detoks ürününü bedeniniz kendisi üretir. Piyasadaki ayak pedi, cilt temizleme jeli, taraklar, gıda takviye hapları ve içecekler gibi detoks ürünleri üzerinde yaptığımız deneylerde hiçbir olumu etkilerinin olmadığını ıspatladık. Bunların kullananlardan aldığımız kan örneklerinde herhangi bir detoks etkisi saptayamadık. En iyi ihtimalle paranız çöpe gidiyor, en kötü ihtimalle sağlığınızı tehlikeye atıyorlar. Etkili bir şey yapmak istiyorsanız alkol ve sigarayı bırakın. Detox ürünlerinin serbest radikalleri etkisiz hale getireceği iddiası yalandır. Detox tonikleri ve gıda takviyeleri yüksek seviyede antioksidan içerdiklerini iddia ederler, serbest radikalleri yok etmek için. Serbest radikalleri vücudunuz üretir ve hücre ve DNA hasarına yol açabilir, ama aynı zamanda da bağışıklık sisteminizi bakteri ve virüslerden korumak için kilit rol oynarlar. Vücut yediklerinizi kullanarak kendi aktioksidanını kendisi yapar. Dışarıdan gelen antioksidanlar ise böbrekler tarafından zaten atılır. Barsaklar düşman bir çevreye sahiptir ve pek çok zararlı bakterinin vücuda girmesine engel olur. Kalın barsak istenmeyen katı maddelerin kovulmasından sorumludur. Kalın barsağı temizleyeceğini iddia eden ürünler, buna yardımcı olamayacağı gibi koruyucu zara zarar da verebilirler. Cilt ise koruyucu bir bariyere sahiptir ve çok nadiren bir kimyasal ondan içeri girebilir. Cilde uygulanan detoks ürünleri içeri nüfus edemeyeceği için bir işe yaramayacaktır. Karaciğerimiz toksik maddeleri zararsız içeriğe dönüştüren enzimler içerir. Bunlar suda çözülür ve idrar ile dışarı atılır. Öldürücü dozdaki alkolü bile 36 saatte temizler. Dolayısıyla dışarıdan bir kimyasal almaya ihtiyaç yoktur. Detox tonikleri böbrek ya da karaciğer fonksiyonlarını geliştiremez. Bazı bitkiler metabolizmayı hızlandırabilirler, evet ancak bunun nedeni bedeninizin bunları zehir olarak algılayıp atağa geçmesidir. Eğer yüksek dozda alırsanız hastalık ve ölümlere yol açabilir. Bir de bazı detoks ürünleri böbrek ve karaciğeri, içerdiği idrar arttırıcı kimyasallar ile temizleyeceğini iddia eder. Ancak bunlar sadece su ve tuzu temizlerler, bazı durumlarda tuz seviyesini düşürek kramplara hatta komaya bile sebebiyet verebilirler. Özetle, yüksek doz ilaç alma gibi bir durum sözkonusu olmadıkça sindirim sistemi, böbrek ve karaciğerlerin dışarıdan bir detoks ürünü ile temizlenmesine ihtiyaç yoktur.

Her çocuk farklı bir renk boyadan etkilenebilir

7) Gıda boyaları çocukta hiperaktiviteye yol açar mı?

Çocuklardaki hiperaktivite ile gıda katkı maddeleri arasında bir bağ olup olmadığı konusu net olmayan bir konu. Örneğin Southampton Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre, yapay gıda boyaları koruyucu sodyum benzoat ile birleşince çocukların davranışlarında bir takım olumsuzluklara yol açabiliyor. Ancak bazı çocuklar sarı renkten (E110) etkilenirken bazısı kırmızıdan (E129) etkilenmiş. Ancak hala çocukların olumsuz davranışlarının artışının nedeninin gıda boyaları olup olmadığı netleşmiş değil. Araştırmacılar bu durumun psikolojik nedenler, yorgunluk veya düşük kan şekeri gibi etkenler tarafından oluşmuş olabileceği kuşkusu içerisinde.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s