Avatar-terapi

FOBİ, SOSYAL ANKSİYETE BOZUKLUĞU, DEPRESYON, ŞİZOFRENİ, BAĞIMLILIK VE TRAVMA TEDAVİLERİNİ ARTIK AVATAR DOKTORLAR YAPIYOR!

Psikiyatri ve psikolojide yeni çağın tedavi yöntemi avatar-terapi. Terapistler artık Second Life’de muayenehane açıyor, World Of Warcraft’da elf kılığına girip danışmanlık yapıyor, gerçek hastaneler sanal hastane kuruyor.

ÜRÜN DİRİER, urun.dirier@aktuel.com.tr

Second Life’a hoş geldiniz. Burası, tüm dünyada yaklaşık 20 milyon oyuncusu bulunan, gezegenin en büyük sanal dünyası. Yarattığınız avatar ile gerçek hayatta ne yapabiliyorsanız burada da onu simüle edebiliyorsunuz. Hatta yapamadıklarınızı da… Yeni avatarlarla tanışıp partilere gidebilir, evlenebilir, gerçek iş toplantılarınızı bu dünyada düzenleyebilir, sergiler açabilir, konserler verebilirsiniz. Para bile kazanabilirsiniz. Burada Linden doları geçiyor. 1 dolar, 300 linden dolarına denk geliyor. PayPal aracılığıyla burada kazanılan paralar kendi gerçek banka hesabınıza da aktarılabiliyor. Sanal ev, ofis, arazi satışından linden milyoneri olan emlakçılar bile var bu alemde. Hatta siyasi sokak çatışmaları da… Ama bu kadarla sınırlı değil! Artık burası siber-tedavi için de kullanılıyor. Second Life’taki son trend, psikolojik-psikiyatrik terapi merkezleri. Son bir-iki yıldır psikiyatrist ve psikologlar burada muayenehane, üniversite hastaneleri de siber-hastane açıyorlar.

Psikiyatristler Elf oluyor

Siber-terapi ya da daha havalı adıyla avatar-terapi, yükseklik, kapalı alan korkusu gibi her türlü fobi, sosyal anksiyete bozukluğu, depresyon, şizofreni, Asperger sendromu, uyuşturucu ve alkol bağımlılığı, özellikle Irak ve Afganistan’dan dönen askerlerin yaşadığı Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB), beyin travmaları ve hatta otizm tedavisinde bile kullanılıyor. Avatar-terapi Second Life ile sınırlı da değil. Terapistler World Of Warcraft oyununa da cüce, elf ya da büyücü avatarıyla girerek günde 16 saate kadar oyun oynayan bağımlıları burada tedavi etmeye çalışıyor, danışmanlık yapıyor. Üstelik oyunun yaratıcısı Blizzard Entertainment, terapistler için kolaylıklar da sağlıyor, ücretsiz ya da indirimli katılım imkanları sunuyor.

Travmatik olay Second Life’da yeniden yaratılıyor

Avatar-terapinin en büyük avantajı travma yaratan ve sözkonusu psikolojik-psikiyatrik rahatsızlığa sebep olan tetikleyici durum veya anın simüle edilebiliyor olması. Yani hasta ve doktor, muayenehane odasına bağımlı değil. Role-play sahnelerin içine girilebiliyor. Bir otomobil kazası, ölen biriyle yaşanmış diyaloglar, yüksekten düşme, yılanla karşılaşma ya da bir savaş sahnesi tekrar tekrar hastaya yaşatılabiliyor. Terapist de bu sayede gerçek-zamanlı geri dönüşler yapabiliyor hastaya. Diğer avatarlar ile gerçek bir toplum yaratılıp olaylar karşısında gerçek hayattakiyle aynı tansiyonu yaratan durumlara sokulabiliyor hasta. Örneğin sosyal anksiyete bozukluğu olan bir insan avatarıyla toplum içinde konuşurken, kendisine bir soru sorulduğu zaman gerçekte olduğu gibi donup kalabiliyor veya kasıtlı olarak diğer avatarlar konuşmasını böldüğü zaman utanıp kaçabiliyor. Alkol bağımlısı biri burada sanal barmene sipariş verirken gerçek hayattakiyle aynı dürtüleri yaşıyor, kumarbazlar sanal slot makinelerinin başına otururken aynı heyecanı yaşıyorlar. Terapistin gerçek hayatta böyle birebir olaylar yaratarak müdahale etmesi pek mümkün değilken Second Life’da bu çok mümkün. O nedenle avatar-terapi psikoloji ve psikiyatrinin geleceği olarak görülüyor. Yıllık tıp kongrelerine bile girmiş durumda bu yeni tedavi yöntemi.  Gerçek hayatı ve duyguları milyonlarca insanın avatarlarıyla yaşadığı bir ortamda simüle etme imkanı veren bu alan, davranış bilimcilere kompleks sosyal hareketleri, insanların birbirlerinden ve kendi avatarlarından nasıl etkilendiklerini inceleme, analiz etme imkanı da veriyor.

 Travma yaşayan ABD’li askerlere avatar-terapi

Avatar-terapi deneylerine ABD ordusu milyon dolarlarla ifade edilecek ciddi fonlar ayırıyor. Özellikle TSSB tedavisi için elbette. Örneğin ordu için geliştirilen SimCoach adlı bir sanal psikolog, mümkün olabilecek ruhsal sorunları tanımlayabilecek bir yapay zekaya sahip. SimCoach’un çeşitli versiyonları da var, kadın-erkek, genç-yaşlı, siyah-beyaz gibi… Örneğin Afganistan’dan dönen bir asker veya onun yaşadığı sorunlara ortak olan aile yakını SimCoach’u kimliğini belirtmeden ev bilgisayarından kullanabiliyor. Southern California Üniversitesi’nden psikolog Albert Rizzo da Irak’a giden askerler için özel bir sanal ortam geliştirmiş. Ortamda TSSB hastası, bir Humvee’nin içinde küçük bir Irak kasabasına doğru gidiyor. Kasabaya yaklaşırken ezan sesleri arasında birden ateş açılıyor, her tarafı toz toprak ve gürültü kaplıyor, mermiler evlerin camlarından içeri giriyor, bombalar patlıyor ve araçta yanında oturan asker arkadaşı vurulup ölüyor. Hasta bu sahnelere verdiği tepkilere göre doktoru tarafından izlenerek, travma sonrası yaşadığı stres bozukluğuna terapi ile anında müdahale edilebiliyor.

Avatar-terapinin en büyük avantajlarından biri de hastaların ya da danışanların, yüz yüze iletişimde ortaya dökmekten çekinebilecekleri zaaf, anılar, fanteziler ve korkularını avatarı üzerinden rahatlıkla ifade edebiliyor olması. Hatta bir araştırmaya göre sanal terapilere olan katılımlarda danışanlar gerçek hayattakinden dört kat fazla seans talep ediyor… Örneğin, Southern California Üniversitesi Yaratıcı Teknolojiler Enstitüsü’nde üretilen Angelina adlı sanal psikolog, öğrencilere danışmanlık yapıyor. Yapılan araştırma sonuçlarına göre yapay zeka sahibi Angelina, bir psikolojik tahlilde ilk ortaya çıkarılması gereken temel bilgileri yaptığı bir mülakat ile kısa süre içerisinde ortaya çıkarabiliyor.

Hastanelerin Second Life versiyonları da var

Second Life’tan vereceğimiz örnekler ise saymakla bitmez. Örneğin İngiltere, Brighton’daki Royal Sussex Şehir Hastanesi’nin birebir tıpkısı Second Life’da da hizmet veriyor. Hastanenin pencerelerinden görünen şehir manzarası bile gerçeğiyle tıpa tıp. Örneğin şehrin simgelerinden biri olan sahildeki iskele dahi eklenmiş… Psikolog Suzanne Conboy-Hill önderliğinde gerçekleştirilen bu sanal hastanede danışmanlar avatar hastalarıyla konuşurken polisin kullandığı mülakat tekniklerini kullanıyorlar. Hasta ne konuşmak istiyorsa onu konuşsun diye direkt olmayan cümleler kuruyorlar.

Atlanta Hızlandırılmış İyileşme Merkezi de Second Life’a taşınan hastanelerden. Alkol, uyuşturucu ve oyun bağımlıları buraya gelip üç hafta boyunca yoğun bir tedavi görüyorlar. Ancak taburcu edildikten sonraki 12 ay boyunca da Second Life üzerinden grup terapilerine katılmak zorundalar. Hastanenin Identity Island’da kurulan sanal versiyonunda, mobilyalarından duvarlarına, hatta terapistlerin tiplerine kadar her şey gerçeğe bire bir uygun olarak tasarlanmış. Hastane bir yıldır Second Life opsiyonuna sahip.

Patronun avatarıyla terapi

San Diego Sanal Gerçeklik Tıp Merkezi’nde şimdiye kadar yüzlerce TSSB, anksiyete bozukluğu ve fobi tedavi edilmiş. California Üniversitesi Davis’te de avatar-terapi otistik çocukların düşünme ve konuşma gelişimleri için kullanılıyor. Outaouais’da bulunan Quebec Üniversitesi’nde siber-terapi programını yöneten psikolog Stéphane Bouchard, özellikle sosyal anksiyete bozukluğunda ciddi başarılar elde ettiklerini anlatıyor. Araştırma sonuçları, gerçek terapi alan hastalar ile Second Life’da terapi alan hastaların eşit derecede ilerleme kaydettiğini gösteriyor. Yine bu üniversitede patronuyla iletişim problemi yaşayanlar için burada patronun avatarı, aile bireyleriyle sorun yaşayanlar için anne-babalarının avatarı yaratılarak terapi yapılabiliyor.

Second Life’daki terapi merkezlerinin ilk öncülerinden olan ve avatarı Bruce Willis’e benzeyen Amerikalı psikoterapist Dick Dillon, siber-terapi ile hastanın duygu durumuna anında müdahale edilebilmesinin büyük bir şans olduğunu söylüyor. Stanford Üniversitesi, California Sanal İnsan Etkileşimleri Laboratuarı’nın başında bulunan Jeremy Bailenson ise siber-terapinin başarı nedenini “Beyin 3 boyutlu bir obje gördüğünde gerçek hayatta görsel korteks onu 2 boyuta dönüştürüyor. Bu, sanal görüntülerin neden güçlü psikolojik provokasyona sebebiyet verdiğinin göstergesidir” diyerek açıklıyor.  

Avatarı uzun olanlar gerçekte de özgüven sahibi oluyor

Palo Alto Araştırma Merkezi’nde 50 üniversite öğrencisi ile Second Life’da yapılan bir deney de avatarın özelliklerinin, kişinin gerçek hayattaki davranışlarını bile etkileyebildiğini gösteriyor. Yeni yapılan bu deneyde öğrencilerin avatarlarının bazısı uzun bazısı kısa boylu olarak tasarlandı ve öğrencilerden Second Life’da iş görüşmesi yapmaları istendi. Avatarı uzun boylu olan öğrenciler görüşmelerde ve maaş pazarlığında oldukça agresif iken, kısa boyluların çekimser kaldığı gözlemlendi. Ancak enteresan olan şuydu ki, avatarı uzun boylu olan öğrenciler sanal ortamdan çıkıp gerçek hayata geri döndüklerinde de aynı özgüvene sahip şekilde davranmaya devam ediyorlardı. Dr. Bailenson ve Nick Yee tarafından yürütülen bu deney, avatarın insanın gerçekliğini de etkilediğini ortaya koydu. Aynı türden bir deney de güzel avatarlar ile yapıldı. Gerçek hayatta asosyal olan öğrenciler bile çok güzel bir avatar ile Second Life’a girdiklerinde atılgan ve sosyal karakterlere dönüştüler.

Eşcinsellere beden transferi

Barcelona Üniversitesi’nden bilgisayar uzmanı Mel Slater ise beden transfer illüzyonu dediği bir yöntem üzerinde araştırmalar yapıyor. Bu araştırmalarda kişiler kadınsa erkek, erkekse kadın, yaşlıyla genç, gençse yaşlı avatarına giriyor. Empati geliştirmek için kullanılan bu araştırmalar eşcinsel hastaların terapilerinde de kullanılıyor.

2011’de yüzde 80 sanal dünyada yaşayacak

Second Life, terapistsiz de terapi amaçlı kullanılabiliyor. Örneğin yürüme kabiliyetini kaybeden gaziler burada dans edebiliyor, bir şeyler satarak para kazanabiliyor. Utangaç tipler burada partilere katılıp kendi kendini sosyalleşmeye alıştırabiliyor. Çeşitli araştırmacıların öngörülerine göre 2011 sonu itibariyle dünyada internet kullanan insanların yüzde 80’i Second Life gibi sanal dünyalarda yaşamaya başlayacak.

Yüzde 75 fobisini yendi

Üç boyutlu yazılım devi Dassault Systèmes’in (DS), sanal gerçeklik alanında geliştirdiği teknolojiler tıp dünyasında da kullanılıyor. DS’nin 3 boyutlu sanal gerçeklik çözümlerinden biri olan 3DVIA Virtools’u kullanan Kanada Québec Üniversitesi Siber Psikoloji Araştırmaları Laboratuarı uzmanları, yükseklik, böcek, sürüngen gibi fobileri olan hastaların yüzde 75’ni korkularıyla yüzleştirip, onları yenmelerini sağladı.

not: Second Life’da profesyonel terapi standartlarını koruma görevi The Online Therapy Institute’e ait. Enstitü, sanal merkezlere “Verified by” logosu veriyor.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s