Dünyaca ünlü otopsi uzmanı anlatıyor!

Dünyaca ünlü otopsi uzmanı Prof. Anthony Busuttil, çözdüğü olayları anlatıyor. Lockerbie uçak faciası ve Dunblane okul katliamı gibi bir çok ünlü olayda otopsi uzmanı olarak adı duyulan Prof. Anthony Busuttil, suçlunun otopsi kıskacından nasıl kurtulayamayacağını söylüyor…

 ÜRÜN DİRİER, urun.dirier@aktuel.com.tr

 1988 yılında İngiltere’den Amerika’ya giderken İskoçya’nın Lockerbie kasabası üzerinde infilak ederek yere çakılan Amerikan yolcu uçağı, yolcular, mürettebat ve Lockerbie kasabasından 11 kişi dahil olmak üzere toplam 270 kişinin hayatını kaybetmesine yol açmıştı. PanAm Havayolları’na ait uçaktan tek bir kişinin bile sağ kalmadığı faciada, parçalar 30 kilometre çapında bir alana yayılmış ve kısa sürede olay yerine akın eden araştırmacılar günlerce uçağın infilak etmesinin nedenine dair bir ipucu bulabilmek için çalışmışlardı. Yapılan otopsi çalışmaları uçaktakilerin büyük bölümünün ölüm nedeninin şiddetli patlamaya maruz kalmak olduğunu göstermişti. Kurbanların geri kalan kısmı ise uçağın yere düşmesinin ardından ölmüştü. Olay bir hava terörü gibi görünüyordu ve araştırmacıların hepsi muhtemel bombaya ait bir parça arıyorlardı. Bunun için uçağın parçalarının dağıldığı geniş alan derinlemesine tarandı, belki üzerlerinde bombadan bir parça kalmıştır düşüncesiyle cesetler en ince ayrıntısına kadar incelendi. Ancak bir şey bulunamadı. Aradan bir ay geçti ve uçağın düştüğü alanın 100 mil doğusunda bir tişört parçası bulundu. Parça tesadüfen etiket kısmına aitti ve etikette Yorkie yazıyordu. Tişörtün hemen üzerinde de bebek tırnağını geçmeyecek büyüklükte, saatli bombalarda kullanılan zamanlayıcılara ait bir parça bulundu. Bu delillerin hemen yakınında da Toshiba marka bir radyo kaset çalara ait olduğu saptanan başka parçalar vardı. Uzmanlar bombanın bir kasetçalara yerleştirildikten sonra içi giysi dolu bir bavula yerleştirilmiş olduğu tezinde birleştiler. Esas önemli noktaysa bu bavulun kime ait olduğuydu. İskoç araştırma grubunun otopsi takımından sorumlu Prof. Anthony Busuttil’in aslen Maltalı oluşu, Yorkie markasının Malta malı olduğunun hemen ortaya çıkmasını sağladı. Bavulun sahibi korkunç planını gerçekleştirmeden önce Malta’dan alışveriş etmişti o halde. Havaalanı kayıtlarına göre de uçağa bavulunu veren ama kendisi binmeyen Ahmed Khalifa Abdusamd adında da bir Libyalı vardı. Acaba bu sahipsiz bavul içi Malta’dan alınmış giysilerle ve bombayla dolu bavul olabilir miydi? Abdusamd’ın pasaport resmi ile birlikte Malta’ya giden ve Yorkie markasını satan mağazayı bulan araştırmacılar fotoğrafı mağaza sorumlusuna gösterdiler. “Evet bu Libyalı bir kere dükkanıma gelmiş ve benden  çok sayıda giysi almıştı.” Artık kimin arandığı belliydi, sahte pasaportta adı Ahmed Khalifa Abdusamd olarak geçen gerçek adı Abdülbasıt Ali Muhammed el-Makrahi olan Libyalı! Araştırma ve soruşturmalar tam 12 yıl sürdü. 2000 yılında Libya tarafından teslim edilen Makrahi ve şüpheli arkadaşı Emin Halife Fahime, Hollanda’da eski bir Amerikan üssünde kurulan ve İskoç yasalarının uygulandığı bir mahkemede yargılandılar. 2001 yılında Makrahi ömür boyu hapse mahkum edilirken Fahime serbest kaldı. 2003’te Libya ölenlerin ailelerinin her birine 10 milyon dolar vermeyi kabul etti ama Kaddafi Libya’nın olaydaki sorumluluğu reddetti. Ödenen paranın Libya’ya 1992 yılından beri uygulanan ambargonun kaldırılması için olduğunu söyledi. Hala en çok tartışılan olaylardan biri olan Lockerbie faciası, 11 Eylül’e kadar da kayıtlarda tarihin en çok delilli ve en pahalı hava terörü davası olarak geçiyordu. Lockerbie araştırmacıları arasında adı geçen en etkili isimlerden biri de adli tıp ve patoloji uzmanı Prof. Anthony Busuttil’di. Korkunç olayın ardından yanmış ve parçalanmış cesetler üzerinde günlerce delil aramıştı.

Lockerbie faciası ve Dunblane Katliamı gibi ünlü davalarda uzman olarak görev yapmış olan ve halen Edinburgh Üniversitesi’nde ve iki polis okulunda adli tıp dersleri veren Prof. Anthony Busuttil ile roportaj yaptık. Prof. Busuttil ile Lockerbie’den başarıyla sonuçlandırdığı diğer olaylara ve otopsinin faili meçhul olayları çözmedeki önemine kadar bir çok konuda konuştuk…

 Lockerbie olayı hep tartışmalı oldu. Deliller yeterli değilmiydi sizce?

 -Cesetlerin üzerinde bombaya ait herhangi bir parça bulamamıştık ama olaydan bir ay sonra arazide şans eseri olarak bulunan deliller komplonun tam olarak nasıl gerçekleştirildiğini gösterdi bize. Mahkemece suçlu bulunan Makrahi de doğru kişiydi. Olayın 12 yıl gibi uzun bir sürede sonuçlanmasının nedeni de Libya’nın onları teslim etmeyişiydi. Teslim ettikleri yıl dava açıldı zaten.

 Böyle bir facianın ardından parçalanmış cesetler üzerinde otopsi yapmak nasıl bir şey?

 -Fiziksel, akılsal ve duygusal olarak çok zor bir işti ama birinin bunu yapması gerekiyordu. 270 cesedin tek tek ölüm sebeplerini tahlil ettik, kimliklerini belirledik ve ailelerine haber verdik, çok zor bir görevdi.

 Otopsiler sırasında sizi en çok etkileyen ne oldu?

 -Benim o zaman en çok üzüldüğüm şey, iki kişinin kurtarılabilme şansı varken kurtarılamamış olması oldu. Olaydan dört gün sonra civardaki bataklık alanda bir kadın ve bir erkek cesedi bulundu. Otopsiye aldık ikisini de. 31 bin ft yükseklikten düşmelerine rağmen erkeğin sadece bacağında küçük bir kırık vardı. Kadının ise bacağında ve kaburgalarında küçük kırıklar ile beynin bir bölümünde önemsiz sayılabilecek küçük çaplı bir kanama vardı. Eğer onları dört gün sonra değil de hemen bulabilmiş olsaydık yaşıyor olurlardı. Böyle bir faciadan birkaç kırıkla kurtulmuşlar ama bulunamadıkları için ölmüşlerdi. Belki de günlerce bulunmayı beklediler ve sonunda soğuktan öldüler.

 İçinde bomba patlayan ve yere çakılan bir uçaktan nasıl birkaç kırıkla kurtulabilmişler ki?

 -Belli ki yere düşene kadar parçalara ayrılmış uçağın bir bölümünde kalabilmişler, bu parça da düşerken ağaçlık alana takılıp yavaşlamıştı. 

 El Al uçak kazasında da görevliydiniz. Onun da terör olduğu düşünülmüştü.

 -Bir İsrail kargo uçağı 1992’de kuşkulu bir şekilde Amsterdam’da bir apartmana çakılmış ve 43 kişinin ölümüne yol açmıştı. Sonraki yıllarda Hollanda parlamentosu uçakta bomba yapımında kullanılan Sarin gazı gibi tehlikeli maddeler olduğunu iddia etmişti. Neden olarak ise uçağın düştüğü alandaki insanların nefes darlığı, deri hastalıkları ve sinirsel hastalıklardan şikayet etmelerini, bazılarının kanser olmasını göstermişti. Ama yaptığımız araştırmalar olayın sadece bir kaza olduğunu göstermişti bize, herhangi bir tehlikeli madde varlığına rastlamamıştık.

 1996’daki Dunblane Katliamı’nda da otopsileri siz yaptınız, orada neler yaptığınızdan biraz söz edermisiniz?

-Korkunç bir katliamdı. Thomas Hamilton adında biri bir sabah Dunblane’de bir okulu basıp rasgele ateş açmış, 16 küçük çocuğu ve bir öğretmeni öldürmüş, ardından da intihar etmişti. O çocuk cesetleri hayatımda gördüğüm herşeyden daha kötüydü. Üzerlerine yağmur gibi mermi yağmıştı.

 Hamilton’un bunu neden yaptığını bulabilmişmiydiniz?

 -Böyle bir katliamı niye gerçekleştirdiğini çözebilmek için katilin cesedi üzerinde bir sürü test yaptık. Beyin tümörü mü vardı, alkol veya uyuşturucu mu almıştı diye baktık. Virüssel bir enfeksiyon veya zehirlenme de böyle korkunç bir davranışa yol açabilir diye bunlara da baktık. Ama herhangi bir fiziksel sonuca ulaşamadık. Hamilton bunu bilemediğimiz birtakım psikolojik faktörlerden dolayı gerçekleştirmişti. Geçmişi araştırıldı ve pedofilik olduğu ortaya çıktı. Çocukların gittiği bir spor salonunda çalışıyordu ve garip davranışları nedeniyle birkaç çocuğun şikayeti üzerine işi bırakmak zorunda kalmıştı.

 Batıda pedofili kaynaklı cinayetler çokça yaşanıyor galiba?

 -Öyle sayılır. Örneğin bir keresinde dört yaşında bir bebek tecavüz edildikten sonra boğularak öldürülmüş ve bir çöp kutusuna atılmıştı.

 Failini bulabilmişmiydiniz? 

 -Gözle görünür herhangi bir delile ulaşamadık. Fiber araştırmaya girdik. Fiber dediğimiz şey bir kumaş dokusunun veya ipliğin gözle görünmeyen en küçük parçasıdır. Bebeğin üzerinde yeşil fiberler bulduk. Bebeğin evinin yanındaki evde oturan ilkokul hademesinin şüpheli davranışları üzerine evinde arama yapıldı ve banyosundaki yeşil halının bebeğin üzerinde bulunan fiberler ile bire bir aynı olduğunu ortaya çıkardık. Renk, doku, ipliklerin yapımında kullanılan materyaller hepsi birbirine uyuyordu. Pedofiliden dolayı sabıkalıymış zaten.

 Onun yaptığı en başından beri ortadaydı o zaman?

 -Öyle olduğundan emin bile olsanız, cinayet çözmede ne bildiğiniz değil neyi ıspatlayabildiğiniz önemlidir.

 Bu fiber arama yöntemiyle hemen tüm cinayetler çözülebilir o zaman?

 -Bu teknoloji ile fiberde kullanılan boyanın cinsinden içeriğindeki materyallerin yüzde kaçının pamuk, kaçının naylon, akrilik veya polyester olduğuna kadar doku ile ilgili en küçük ayrıntıyı bile tespit edebiliyoruz.

 Bu şekilde çözülmüş başka bir olay var mı?

 -Evet, Holly Wells ve Jessica Chapman adında 10 yaşında iki küçük kız barbekü yapan ailelerinin yanından kısa bir süreliğine uzaklaşmış ve bir daha kendilerinden haber alınamamıştı. Kızları bulmak için çok büyük bir arama başlatıldı. Ailelerin söylediğine göre üzerlerinde kırmızı renkte Manchester United futbol takımının forması vardı. David Beckham bile televizyona çıkıp kızlar ile ilgili bilgi sahibi olanların polise haber vermesini rica etti. Ian Huntley adında bir kişi kızları evinin önünden geçerken gördüğünü söyledi. Huntley’nin şüpheli davranışları üzerine polis evi ve hademelik yaptığı okulu aradı. Okulun deposunda büyük kısmı yakılmış kırmızı bir tişört bulundu. Hemen analizi yapıldı, tişört Manchester United formalarında kullanılan kumaştan üretilmişti, bu çok özel bir kumaştı. Pamuk ve dört çeşit polyesterden yapılmıştı, spor giyimde pek kullanılmayan bir bileşimdi. Huntley hemen tutuklandı. Bir süre sonra ormanlık arazide iki küçük kızın cesedi bulundu. Otopside kızların üzerinden 40 bin fiber çıktı, bunlardan 154’ü Huntley’in evindeki halı, koltuk, paspas ve perdelerin materyali ile birebir eşleşiyordu. Evdeki halıdan da formalara ait olduğu saptanan fiberler bulundu. Ayrıca katilin otomobilindeki çamur da kızların bulunduğu bölgenin toprak yapısına aitti.

 

Bu şekilde çözülen başka bir örnek var mı?

-Bir keresinde 12 ay beklemiş bir ceset bulundu ve otopside tırnağından gözle görünmeyecek kadar küçük bir parça boya çıktı. Soruşturmada şüphelenilen arkadaşlarından birinin evi araştırıldı bunun üzerine ve evin salonundaki boyanın maktulun tırnağından çıkan boya ile aynı olduğu tespit edildi.

 Peki sizce faili meçhul çözmede teknoloji mi daha önemli yoksa akıl yürütmek mi?

-İkisi de önemli, akıl yürütemedikten sonra teknolojinin, ıspatlayabilecek teknolojiniz olmadıktan sonra da akıl yürütmenin bir anlamı yok. Ama bazen teknolojik olarak incelenebilecek bir şey kalmayınca cinayet silahının kullanılış şekline bile bakarak otopsiden katile ulaşabiliyoruz.

 Örnek verebilir misiniz?

-14 yaşında Jodi Jones adında bir kız ıssız bir yerde şah damarı ve gözkapakları kesilmiş, karnı, göğsü ve bacakları bıçak yarası dolu bir şekilde ölü olarak bulunmuştu. Bu sapıkça cinayetin 1947’de gerçekleşen Black Dahlia cinayetine ciddi benzerlikleri vardı. Zamanın Hollywood yıldızlarından Elizabeth Short da benzer yerlerine benzer bıçak darbeleri alarak öldürülmüştü. Bu konu üzerine yoğunlaşıldı ve Rock şarkıcısı Marilyn Manson’ın web sitesinde Black Dahlia olayını betimleyen kendi yaptığı suluboya bir resminin yayınlandığını saptadık. Jodi’nin erkek arkadaşı Luke Mitchell ise Marilyn Manson’a olan hayranlığıyla biliniyordu. Luke izlenmeye başladı ve birkaç gün sonra cinayeti işlediği yere gitti, katillerin muhakak cinayeti işledikleri yere gidecekleri bilinir. İkisini cinayet günü o bölgeye doğru giderken gören tanıkların ifadesi ve Luke’un yanında bulunan bıçağın cinayette kullanılan bıçak olduğunun tespit edilmesiyle fail kesinleşti. Luke ile ilk konuşulduğunda kanında ciddi oranda uyuşturucu cannabis maddesi bulunmuştu, bu maddenin etkisiyle cinayeti işlediğini sanıyoruz.

 Tüm anlattıklarınızdan anladığım, otopsinin kişinin sadece ölüm nedenini araştıran bir bilim dalı olmaktan çok, aynı zamanda katile götüren önemli bir aracı da olduğu..

 -Otopside kişinin en son nerede olduğunu ve kiminle olduğunu çıkarabiliyoruz anlattığım gibi. Çünkü bir kişi öldürüldüğü yani en son gördüğü yerden üzerinde muhakkak bir parça taşır ve oraya kendinden bir parça bırakır. Bu parçalar gözle görünmeyen binlerce fiber de olabilir, gözle görünebilen başka parçalar da…Katil mutlaka bir iz bırakır.

 Otopsiden terörizmde faydalanılabilinir mi?

 -Tabiki, mesela cesetlerin üzerine patlama sırasında bulaşan maddelerden veya olay yerinde bulunan maddelerden bombanın nasıl bir bomba olduğunu, olayın nasıl gerçekleştiğini anlayabilirsiniz. Lockerbie olayında örneğin tüm cesetlerde bombadan bir parça aramıştık.

 İşinin ehli biri olarak polisiye filmleri izlediğinizde beğeniyor musunzu?

 -Genellikle gülüyorum. Çünkü çoğu gerçek dışı oluyor.

 Sizden danışmanlık hizmeti isteyen yönetmenler olmuyor mu?

 -Şimdiye kadar yüzü aşkın diziye ve filme danışmanlık yaptım. Örneğin bir yaranın kaçıncı gün hangi renkte ve hangi görünüşte olacağını soruyorlar, otopsi ile neler yapılabileceğini soruyorlar. En son İngiliz yapımlarından bir tv dizisi olan Taggart ile Summer Sun filmine danışmanlık yaptım mesela.

 Küçükken böyle bir iş yapacağınız aklınıza gelir miydi? Meraklı mıydınız bu konulara, örneğin Sherlock Holmes okur muydunuz?

-Sherlock Holmes’in yazarı Conan Doyle bir doktor olduğu için çok gerçekçi yazardı ve bu nedenle de büyük bir keyifle okurdum. Bir çok şeyi onun sayesinde çok hızla öğrendim.

 Cinayet şekline bakarak katilin özelliklerini anlayabiliyor musunuz?

 -Tabi kısmen bu mümkün. Örneğin Çinliler uzun bıçaklar kullanırlar öldürmek için, Malezyalılar Krıs denen kama şeklinde bir alet kullanırlar, İngilizler ise ya av silahı ya da tekme kullanırlar. Fransız ve Almanlar da küçük el silahı kullanırlar.

 İngilizler niye tekme kullanıyor?

 -İngiliz erkekleri genellikle barda çok içtikten sonra futbol veya kadın ile ilgili konularda kavga edip birbirlerine girerler, o sarhoş halde de ilk yere düşeni öteki tekmeleyerek öldürür.

 Peki tekmenin kime ait olduğunu çözebiliyor musunuz?

 -Özel bir teknoloji ile gözle görünmese bile ayakkabının izini saptayabiliyoruz ve bu ize göre şüphelilerin ayakkabılarına bakarak katili yakalayabiliyoruz. Hatta en çok kullandığımız teknik bu, çünkü tekmeleme cinayetleri çok fazla oluyor.

 Katilin kadın mı erkek mi olduğunu nasıl anlarsınız?

 -Çok yara varsa ve bu yaralar derinse katil büyük ihtimalle erkektir, kadınlar daha yüzeysel yaralar yaparlar.

 Peki cinsiyete göre bir silah ayrımı var mı?

 -Evet kadınlar silah olarak çok büyük bir yüzdeyle mutfak bıçağı kullanırlar. Çünkü genellikle kadınlar aşırı kızgınlıktan dolayı cinayet işlerler. Aşırı kızdıkları kişi de genelde ya kocalarıdır ya da erkek arkadaşları ve kavgalar da büyük oranda evde gerçekleşir. Kadın silah olarak evde eline geçirebildiği ilk şeyi kullanır. Mutfağa gider ve bir bıçak kapar. Et kesme bıçaklarının alımı kısıtlanırsa kadınların cinayet işleme oranı düşer diye düşünüyorum.

 37 yıldır otopsi yapan bir uzman olarak eskiye nazaran bugüne dair neler değişti sizce?

 -Son beş yılda cinayet, intihar ve ölüm olaylarında bayağı değişiklikler oldu. Örneğin olması gerekenden çok daha fazla intihar olayı yaşanıyor. Ayrıca olması gereken yaştan çok daha büyük yaşlarda..

 Nasıl yani?

-İntiharlar normalde 18-25 yaş arasında görülür ama artık 70 yaş üstü intiharlarına bile sıkça rastlanıyor. Özellikle de yeni yıl zamanı tepe noktasına ulaşıyor. Artık insanlar çok yalnız. Bu nedenle cesetler de çok geç bulunuyor. Çünkü insanların ne kapısını çalan bir komşusu var ne de bir yakını. Kimse birbirini umursamıyor. Cesetlerin geç bulunması otopsiyi de zorlaştırıyor. Deliller kısmen yok oluyor çünkü zaman içinde. Konuyla ilgili bir örnek verecek olursam 32 yaşında bir adam öldürüldüğü evde bir yıl sonra bulunmuştu mesela.

 Otopsi uzmanının yeri sadece laboratuarı mıdır, yoksa olay yerine de gitmeli midir?

 -Muhakak gitmeli ki otopsiden çıkardığı sonuçları daha iyi analiz edebilsin, daha iyi yorumlayabilsin. Bilimadamlarından patologlara, fotoğrafçısından polise kadar tüm bilirkişiler olay yerinde olmalıdır.

 Kargaşa yaşanmıyor mu herkesin olduğu yerde?

 -Herkes bir disiplin içindedir, kimin ne yapacağı bellidir. Avrupa’da en az iki bilirkişi bir olayın nasıl gerçekleştiği hususunda birleşmezse, tek kişi tarafından ortaya atılan tez kabul görmez. Olay yeri de araştırmalar neticelenene kadar iki kamera tarafından izlenir.

Reklamlar

One Comment Kendi yorumunu ekle

  1. Yasemin dedi ki:

    Verilen bilgiler çok iyi..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s