Sanal Adalet: Online dünyanın kanunları yazılıyor

NewJersey Rutgers Üniversitesi Hukuk Fakültesi profesörlerinden Greg Lastowka, “Virtual Justice: The new laws of online worlds” (Sanal Adalet: Online dünyanın yeni kanunları) adında bir kitap yazdı. Yale Üniversitesi Yayınları’ndan çıkan kitap, neden yeni kanunlara ihtiyacımız olduğunu örneklerle anlatıyor. Sanal dünyalardaki sanal objeler üzerinden bile yılda 2 milyar dolar para dönüyor. Sanal hukuktaki boşluklar ve eksiklikler pek çok sorunu beraberinde getiriyor. Greg Lastowka sorularımızı yanıtladı.

ÜRÜN DİRİER urun.dirier@aktuel.com.tr

Sizi bu kitabı yazmaya iten şey ne oldu?

Her geçen gün daha çok sayıda insan internete göç ediyor. Bu göçün en yoğun versiyonu da sanal dünyalarda yaşanıyor. Ve eninde sonunda bu bölgelerde yaşanan adalet sorunları tüm dünyada çok geniş bir kitleyi etkiler hale gelecek. Bu ortamlar kurgusal ama aslında gerçek ortamlar. İnsanlar buralarda gerçek parayla yatırım yapıp gerçek ilişkiler kuruyorlar ve gerçek zamanlarını harcıyorlar. İnternette vergi kanunu, hırsızlık, oyun objelerinin el değiştirmesi gibi konularda cezai soruşturma ve miras planları gibi konularda yeni düzenlemeler gerekiyor.

Sanal dünyalarda ne tür kanunlara ihtiyacımız olduğunu düşünüyorsunuz?

Öncelikli olarak telif hakları yasası üzerine düşünmemiz gerekiyor. Bir sanal dünya yarattığınızda ya da içine adımınızı attığınızda ister istemez bu konuyla karşılaşıyorsunuz. Second Life gibi bir sanal dünyada yaşayanlar, genellikle burada kendi içeriklerini yaratıp satıyorlar. Yaratıcılıkları da aslında o dünyayı kurgulayanların hayal gücüyle sınırlı ve telif hakları da bununla bağlantılı. Bir şeyi sıfırdan yarattığını iddia edemez yani kimse. Ayrıca sanal malvarlığıyla da alakalı bir sorun var ortada. Objeler ve sanal gayrimenkuller gerçek parayla el değiştiriyor. Sanal ekonomi gitgide büyüyor.

Sanal dünyalarda ne kadar para karşılığı mal varlığı el değiştiriyor?

Legal sistemlerimiz henüz sanal malvarlıklarının fiziksel malvarlıklarıymış gibi işlem görüp göremeyeceği konusunda kararsız ancak her yıl 2 milyar doların üzerinde para dönüyor sanal objeler üzerinde. Oyun ekonomisi sanal ekonominin yalnızca küçük bir bölümü elbette. İşin içine ticaret de girdiğinde söz konusu rakam yüzlerce milyar doları buluyor. Örneğin sadece Farmville oynayan 70 milyon insanın onda birinin parayla traktör yakıtı aldığını bile düşünsek, ciddi paralar ortaya çıkıyor.

Sanal dünyalarda hırsızlıktan dolayı yaşanmış bir felaket var mı?

Evet ve kitabı yazmamda beni harekete geçirmiş olaylardan biridir. Olay 2005 yılında geçiyor ve Çinli oyuncu Qiu Chegwei hakkında. Chegwei online oyun Legend of Mir 3’de saatlerini harcayarak kazandığı dragon kılıcını rica etmesi üzerine bir arkadaşına ödünç olarak verir. Arkadaşı da kılıcı iyi bir paraya satar. Kılıç sanal dünyanın en güçlü silahlarından biri ve Çin’deki piyasası 1000 dolar civarında. Bunun üzerine Chegwei, durumu polise şikayet eder. Ancak Çin polisi olayı gerçek bir hırsızlık vakası olarak görmeyi reddeder ve konuyla ilgilenmez. Chegwei de adaleti kendisi sağlamaya karar verir ve arkadaşını öldürür. Şu an ömür boyu hapis cezasını çekiyor. Eğer böyle konularla ilgilenen bir polis departmanı ve bir yasa olsaydı bu trajedi yaşanmayabilirdi. Eğer sanal varlıklar ekonomisini düzenlemezsek ve kanunlar bunlara karşı kör olursa, karşımıza çıkacak olan anarşist bir online bölge olur.

Öyleyse şu an kural koyucular kısmen sanal dünyaların kurgulayıcıları, sahipleri değil mi?

Evet, mesela online cemaat LambdaMoo, kendine göre bir cezalandırma mekanizması oluşturmuş. Eğer avatarınız yanlış bir şey yapar, hoşa gitmeyecek davranışlarda bulunursa, derhal kurbağaya dönüştürülüyor. Masaldaki gibi. Bu bir bakıma teknolojinin kanunları geride bırakması anlamına da gelir. Şu an teknolojik bir platformun sahibi topluluğu her anlamda yönetme imkanına sahip. Second Life’ta da bir suç işleyen avatarlar bazen ceza olarak uçsuz bucaksız mısır tarlalarına yollanıyor. Ancak bunlar hep site sahiplerinin cezaları, gerçek ve legal cezalar değil.

Sanal dünya derken kastettiğiniz nereler?

World of Warcraft gibi fantezi dünyalar, kullanıcı tarafından oluşturulan Second Life gibi dünyalar, Disney’s Club Penguin gibi çocukları hedefleyen dünyalar, Facebook’daki Farmville, coğrafik olarak hedefli fantezi dünyalar var mesela; ki bunlar genellikle Çin ve Kore’de popüler. Tüm bunlar sanal dünyaların içine giriyor. Üstelik kullanıcıların bazen bunları oyun olarak bile görmüyor. Bir kısım Second Life kullanıcısı gibi. Ve bu ciddiye alma hali de legal soru ve sorunları beraberinde getiriyor, yasal ihtiyaçlar yaratıyor. Pekçok ülkede internetle ilgili spesifik kanunlar var ama çok az ülkede sanal dünyalara ilişkin kanunlar var.

Ne tür dolandırıcılıklar dönüyor?

Mahkemeye düşmüş ve düşmemiş pek çok olay var. Mesela en bilinenler Eve Online’de Investment Banks’ta ve Second Life’da dolandırılan yatırımcılar oldu. Ancak tüm şikayetlere rağmen bu konularla alakalı herhangi bir soruşturma yapılmadı. Her sanal topluluk için sanal polisler oluşturulmalı ve malvarlıkları düzenli olarak kontrol edilmeli. Simülasyon dünya ile gerçek dünyanın kanunları aynı olmamalı, ayrı düzenlemeler getirilmeli. Çünkü herhangi bir internet davasına bakacak teknolojik yeterlilikte hakim bulmak bile bir problem. Çoğu kez hakimler bilgisizliklerinden dolayı hatalı kararlar veriyorlar.

Peki sanal dünyaların kurucuları, sahipleri tarafından mağdur olanlar yok mu?

Bununla ilgili yakın zamanda bir dava vardı. Second Life’da binlerce dolarlık sanal toprak satın alan bir avukatın topraklarına oyunun yapımcıları olan Linden Lab. tarafından el kondu. Basitçe, oyuncunun bu toprakları bir hileyle aldığını düşündüklerini açıklayarak üstelik. Avukat da malvarlığına kanunsuzca elkonulmasından dolayı dava açtı. Şirket bu durumu üyelik sözleşmesine uydurarak ‘kamulaştırma’ yaptıklarını ilan etti. Linden Lab. bir taraftan insanları Second Life’ta iş kurmaya ve malvarlığı edinmeye teşvik ederken bir yandan da sözleşme şartları gereği bahanesiyle kişinin herşeyine el koyabiliyor. “Siz bunlarnı gerçek sahibi değilsiniz ve rahatsız olduğumuzda bunları sizden alabiliriz” diyebiliyor. Bu eşine rastlanmamış bir dava.

Peki böyle konularda devlet kurumları devreye giremiyor mu?

Sadece Güney Kore’de, o da orada fantazi dünya oyunları çok yaygın olduğundan, devlet bu türlü sanal malvarlığıyla ilgili hırsızlık, dolandırıcılık ve elkoyma gi.i problemlerde devreye giriyor. Güney Kore’de böyle binlerce dava ve soruşturma mevcut.

O zaman örneğin Türkiye’de böyle bir haksızlığa uğrayan biri Güney Kore’de dava açabilir mi?

Oyun şirketleri yazılımları, kontratları çeşitli ülkelerin kanunlarına göre kalıbına uyduruyor. Başetmek pek mümkün değil şu anda. Örneğin World of Warcraft’ın sahibi Blizzard Activision’ın ciddi bir avukat ordusu var.

Etik sorunlar mevcut mu bu dünyalarla alakalı?

Elbette. Örneğin İsviçreli insan hakları organizasyonları Trial ve Pro Juventute 24 oyun üzerinde savaş suçu araştırması yaptılar. Çünkü bu oyunlarda cinayet işlemek, işkence yapmak, evleri yakıp yıkmak serbest. Bu kuruluşlar bunların düzenleme altına alınması gerektiğini savunuyorlar. Army of Two, Battlefield Bad Company, Call of Duty 5, Close Combat: First to Fight, Far Cry 2, Soldier of Fortune ve Tom Clancy Rainbow 6 Vegas gibi oyunları inceleme altına almışlardı savaş suçları bakımından.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s