Bilgisayarımı giyip geliyorum!

SON TEKNOLOJİK DEVRİM “GİYİLEBİLİR BİLGİSAYARLAR” HAZIR!

Avrupa Birliği tarafından fonlanan, bir Türk firması da dahil toplam 14 ülkeden 35 teknoloji lideri ve üniversitenin yürüttüğü wearIT@work projesinde pilot çalışmalar başarılı oldu. Çok değil, bir çocuk ilkokulu bitirdiğinde, bilimkurgu karakterleri gibi yaşıyor olacağız. Tıpkı dünyayı duyargalarıyla algılayan karıncalar gibi biz de her işimizi üzerimizde bulunan sensörlerle (uzaktan algılayıcılar) halledeceğiz.

ÜRÜN DİRİER, urun.dirier@aktuel.com.tr 

 İnsan sahip olduğu uzuv ve duyu organlarıyla yetinemeyen tek canlı. Evrim ya da yaratım sürecini yeniden başlatmaya ve buna müdahale etmeye imkanı olsa, herhalde kendisine uzayabilen iki kol, başının arkasına iki göz, iki kaşının arasına üçüncü göz, telepati duyargası, akıl okuma alıcısı, kanat ve beynine google gibi bir arşiv aparatı ekletirdi. Teknoloji de zaten bu en temelde yatan yetinememe halinden beslenmiyor mu? Ve bunun bir sınırı da yok. Telefonun icadı bir mucizeydi ama yetinmedik. Bilim insanları çalıştı ve onu cebimize soktu. İnternet dünya tarihini değiştirebilecek bir buluş ancak masamızın üzerinde olması hiçbirimize yetmedi. Artık yolda yürürken de merak ettiğimiz her şeyi öğrenebiliyoruz. Radyonun icadı çok uzak değil, benim anneannemi bile hayrete düşürmüş, içinde biri mi var acaba diye düşündürmüşken, şimdi bir çakmak büyüklüğündeki MP3ler ile metroda onlarca frekansı ve kendi seçtiğimiz yüzlerce şarkıyı dinleyebiliyoruz. Cep telefonundan TV izleyebiliyor, Kanada’daki akrabamızla internet üzerinden görüntülü olarak konuşabiliyor, dünyada olanı biteni beş dakika sonra haber sitelerinden okuyabiliyoruz. Bir gün ışınlanma makinesi bile icat edilse (ki teorik olarak bu mümkün) onu da yanımızda taşımak isteriz arsızca! Bir teknolojinin kıymeti bizim için yanımızda taşıyabilme olanağıyla ölçülü. Bir mobil çağında yaşıyoruz kısacası. Ama gerçek mobil çağa henüz tanık olmadınız! Pek yakında duyargalarımızda dolaşıyor olacağız!

Bilimkurgular şehre iniyor

Kim olursanız ya da ne iş yapıyor olursanız olun, yanınızda her daim hazır bulunan kişisel bir asistan istemez miydiniz? Diyelim ki bir doktorsunuz ve hastanızla ilgili tüm bilgilerin, tahlillerin, filmlerin, bileğine dokunur dokunmaz gözlük camınızdan aktığını hayal edin. Elinizin havadaki tek bir hareketiyle de hasta dosyasının sayfalarının çevrildiğini… Bir itfaiyecisiniz belki, sıcaklık tehlikeli boyutlara ulaştığında ya da daha önce kontrol edilmiş bir odaya girdiğinizde gözlük camınızın bunu size haber verdiğini düşünün. Aracınızın direksiyonunun bileğinizdeki sensörler yardımıyla sizin kalp atışlarınızı takip ettiğini ve uyuklamak üzere olduğunuzda uyarı sinyali verdiğini; bir işçiyseniz, her hareketinizi takip ederek hatanızı yüzünüze pardon gözlüğünüze vuran bir ustanın olduğunu, hatta bu ustanın yapmanız gereken her şeyi en ince ayrıntısına kadar size anlattığını hayal edin… Elinize bir eldiven takarak duvarın arkasında ne olduğunu görebildiğiniz, avucunuzu uzatarak uzaktan derinlik ve basınç gibi bilgileri öğrenebildiğiniz, görüntülü telefon niyetine gözlük kullandığınız, Shangay’da bile kaybolmadığınız, yıkılmış tarihi sütunları ilk yapıldıkları günkü kadar yekpare görebildiğiniz, antrenörünüzü istediğiniz zaman karşınıza alarak spor yapabildiğiniz, çarşıda gezerken baktığınız tarafta hangi mağazalarda indirim olduğunu öğrenebildiğiniz bir dönemden söz ediyoruz. Sözünü ettiğimiz bilgisayarları diğerlerinden ayıran özellik ise, çevresi ile etkileşim kurabilmeleri. İki işadamı el sıkıştığında sensörler aracılığıyla kartvizit bilgilerinin birbirlerine iletilebilmesi gibi… Mühendislerin tünellerde tek bir komutla ölçüm yapabildiği, güvenlik güçlerinin şüpheli buldukları birini tutuklamak zorunda kalmadan, hatta ve hatta uzağından geçerken şeceresini çıkarabildikleri, bir askerin çatışma anında mesafe ve konum ölçerek bunu karargaha bildirebildiği, bilimkurgu gibi bir hayattan, yeni bir çağdan bahsediyoruz. Heyecan verici mi buldunuz? Müjde! O çağ çok uzakta değil!

Giyilebilir bilgisayarlar geliyor

80’lerden bu yana giyilebilir bilgisayar teknolojileri üzerine pek çok araştırmacı üniversitelerde çalışmalar yapıyor. IBM, Sony, Pioneer gibi ticari firmalar, MIT (Massethcutes Institue of Technology/ Massethcutes Teknoloji Enstitüsü), Stanford, Washington, Oregon, Bristol ve Columbia üniversiteleri gibi kuruluşlar bu tür çalışmalar yapanlar arasında örneğin. Ama tüm bu saydıklarımızın ötesinde giyilebilir bilgisayarlar alanında yürütülen belki de en önemli çalışma ‘Avrupa Birliği 6. Çerçeve Programı’ kapsamındaki wearIT@work projesi! 

 ‘Sensör çağa’a Türk imzası

İlk kez 2004’de toplanan ve AB tarafından fonlanan wearIT@work konsorsiyumu, AB üyesi ve AB aday ülkesi olan toplam 14 ülkeden toplam 35 teknoloji firması ve üniversite tarafından oluşmuş. Almanya’dan Bremen Üniversitesi liderliğinde oluşturulan ve 30 milyon avroluk bir bütçesi olan konsorsiyumun ortakları arasında, Microsoft, HP, Siemens, Business Solution, Carl Zeiss ve SAP gibi teknoloji firmaları ve Zürih Teknoloji Enstitüsü (ETH Zürich) bulunuyor. Bunların yanı sıra, Avusturya’dan Gespag Hastaneleri, Fransa’dan Paris İtfaiye Teşkilatı, Çek Cumhuriyeti’nden Skoda ile Avrupa Hava Savunma ve Uzaycılık A.Ş (EADS) pilot uygulama alanları olarak projeye destek veriyor; yani söz ettiğimiz teknolojileri deneme ve geliştirme amaçlı bire bir deniyor. Projenin ortaklarından biri de bir Türk firması; Mobilera! wearIT@work’ü bize daha detaylı bir şekilde anlatması için firmanın CTO’su (Chief Technology Officer) yani teknolojiden sorumlu başkanı, yazılım mühendisi Zeynep Sarılar ile görüştük. Sarılar, giyilebilir bilgisayarların projeye ilk başlandığında 2012 yılında piyasaya sürüleceğini öngördüklerini ancak bu tarihin 3-4 yıl daha erteleneceğini söyledi. “Bizim hazır olmamız yeterli değil, esas önemli olan piyasanın hazır olması” diye açıklıyor bu gecikmeyi. Ancak şimdiden Türkiye’de uçak bakım hizmeti veren bir firmayla görüşmelere başlamışlar bile. Sarılar, Türkiye piyasasının yeni teknolojilere çok açık olduğunu ve giyilebilir bilgisayarlar ticarileştiği anda en çok kullanılan ülkelerden biri olacağını söylüyor. Bu devrimci teknolojiler kapsamında bilgisayar formatındaki gözlükler, bileğe veya kola takılan algılayıcılar, sensörlü eldivenler ve içinde bilgisayar taşıyan kemerlerden bahsedebiliriz. Sarılar, giyilebilir bilgisayarların ilk etapta acil yardım, üretim, bakım-onarım ve sağlık sektörlerinde uygulanacak dört ayrı proje ile hayata geçirileceğini anlatıyor.

1) Acil durum senaryosu wearIT@work projesi içinde yer alan çalışmalardan biri itfaiye senaryosu. Paris İtfaiye Teşkilatı tarafından pilot uygulamaları da yapılan çalışma şöyle: Herhangi bir itfaiyecinin yangın sırasında gözden geçirilmiş odalara tekrar girip zaman kaybetmesini engellemek için daha önce kontrolü yapılmış olan odalar işaretlenecek ve diğer itfaiyecilere gözlüklerindeki ekranlarından bildirilecek. İtfaiyecilerin bulunduğu ortam her zaman cehennem gibi sıcak olduğundan, itfaiyeciler yanmak üzere olduklarını fark ettiklerinde iş işten geçmiş olabiliyor. Bu tip vakalarla karşılaşmamak için algılayıcılar itfaiyeciyi uyarma konusunda ciddi bir rol üstleniyor olacak. Bu sayede yanmaya yakın olduğunu fark eden itfaiyeci gerekli önlemi alabilecek. Diğer taraftan itfaiyecinin üzerinde hem hareketlerini hem de kalp atışlarını izleyen sensörler de bulunacak. Bayılan, düşen ya da hareketsiz kalan itfaiyecilerin izlenmesi ve bu kişilere acilen müdahale edilmesi de yine bu sensörler sayesinde mümkün olacak. Yangın sırasında bina içinde oluşan yüksek manyetik alan ve ses seviyesi bina dışı ile ses bağlantısına engel olur. Ancak giyilebilir teknolojiler ile bina dışındaki ekiple görüntülü iletişim sağlanabilecek. Yardıma gereksinim duyan itfaiyeciler de gözlük üzerinden görüntülü haberleşme sistemini kullanabilecek.

2) Bilekliğiyle hasta bakan doktorlar Sağlık sektöründe doktorlar, hastane içinde farklı noktalarda bulunan bilgilere, giyilebilir sistem sayesinde kolayca ulaşabilecek. Doktor herhangi bir hastanın odasına girer girmez o hastayla ilgili röntgen, MR gibi tüm detay bilgiler kendi bilekliğini hastanınkine yaklaştırmasıyla gözlüğüne aktarılacak. Doktorun dijital sayfaları çevirmek için de elini havada sayfa çevirir gibi oynatması yeterli olacak.

3) Otomotivde kusursuz üretim Otomotiv sektöründe yaşanan yoğun işçi sirkülasyonu nedeniyle sık sık verilmek zorunda kalınan eğitimler yerine, çalışanlar giyilebilir cihazlar kullanarak gerekli eğitim bilgilerine hem anında hem de gerçek zamanlı olarak ulaşabilecekler. Bu, hata sayısının azaltılarak üretim bandının devamlı çalışmasını sağlayacak. Sanal usta gözlük üzerinden işçiye tek tek, adım adım ne yapmasını gerektiğini anlatacak. “Önce koltuğa otur, şimdi eline tornavidanı al, direksiyonun sağ yanında gördüğün vidayı sık!” gibi örneğin. Üstelik işçinin kolundaki sensörler işçinin bir vida sıkma mı yoksa çekiç sallama hareketi mi yaptığını da algılayarak, işçi hatalı bir işlem yapıyorsa onu uyaracak. İşçi elindeki sensörlü eldiven ile de eksiksiz bir şekilde kalite-kontrol aşamasını gerçekleştirmiş olacak.

4) Uçak ve helikopter bakımı Uçak ve helikopter bakımı gibi kısıtlı bir alanda, yüzüstü yatarak yürütülen işlemler, oldukça zor. Her uçak modelinin kullanım ve bakım-onarım kılavuzlarının birbirinden tamamen farklı olması, hatta aynı uçakta bile yan yana duran iki koltuğun birbirinden farklı olması, manuel olarak çalışan bakım-onarım personelinin işini daha da zorlaştırıyor. Onarım işlemlerinin kullanma kılavuzları olmadan yapılması hemen hemen imkansızdır. Ancak giyilebilir cihazlarla çalışıldığında kullanma kılavuzu ekranda görüntülenebiliyor olacak ve iş süreci belirgin bir biçimde hız kazanacak. Böylece, bakım probleminden kaynaklanan pek çok uçak kazası da engellenebilmiş olacak.

Harabelere ‘genişletilmiş gerçeklik’

Sarılar, bu teknolojinin türevlerinin üretilebileceğini de belirtiyor. Örneğin, eldivenlere frekans gönderme sistemi yerleştirilerek, avucunuzu gösterdiğiniz duvarın, mağaranın veya madende bir kayanın arkasında ne tür bir madde olduğu, yoğunluğu, özellikleri hatta şekli bile gözlük ekranına aktarılabilecek. Bu madencilik kazalarını önleyebilir mesela. Proje kapsamında bir de ‘genişletilmiş gerçeklik’ adı verilen, turizm için kullanılması planlanan bir çalışma da yer alıyor. Bu, örneğin Efes Harabeleri’nde yıkık bir sütuna baktığınızda, gözlüklerinizdeki sensörlerin nereye baktığınızı anında anlayarak görüntüyü derhal ilk yapıldığı haline çevirmek olarak anlatılabilir. Yani yıkık sütunu ilk günkü yekpareliğinde görebiliyorsunuz.

Akıllı şehirlere son iki yıl

Bu arada 2012’de dünya genelinde beş şehir seçilerek, bu şehirler akıllı hale getirilecek. Bu ne mi demek? Örneğin bir turist İstanbul’a geldiğinde akıllı gözlükleri ile kendi kendine, yolunu kaybetmeden gezebilecek. Tüm şehrin ana hatları ve önemli yerleri sisteme yerleştirilecek, turist gözünde gözlükleriyle gezerken baktığı yerin neresi olduğunu öğrenebilecek. TÜBİTAK şu an ne ederim de İstanbul’u da beş şehir arasına kabul ettirebilirim diye uğraşmak da… wearIT@work projesi kapsamında benzer bir çalışma da görme engelli bastonları için yapılıyor. Bu bastonlar piyasaya sürüldüğü zaman, görme engelli biri şehirde kaybolma riski olmadan rahat rahat dolaşabilecek, önünde bir engel olup olmadığını, bir taşıtın gelip gelmediğini algılayıcılar sayesinde kulaklığından öğrenebilecek.

Sistem nasıl çalışıyor?

Projenin temelinde, hareket ve yükseklik gibi sensörler kullanılarak geliştirilen donanımlar ile kullanıcının hareketleri, ortam koşulları ve bilgileri algılanıyor. Bu veriler anlamlı bilgilere dönüştürülüp, giyilebilen ekipmanlara aktarılıyor. Ekipmanların ağırlığı, çalışana ek bir yük getirmemesi için en çok 500 gram olarak tasarlanıyor. Giyilebilen sistem içinde geliştirilen donanımlar arasında ekran görüntüsünün, gözlük şeklinde gözün önüne getirilmesini sağlayan ve Carl Zeiss tarafından hazırlanan giyilebilen başlık, ETH tarafından hazırlanan kemer olarak takılabilir formatta bilgisayar, sensör yüzeyli eldiven tarzında ekipmanlar bulunuyor. Gözlükler monitör, eldivenler ve insan sesi fare ve klavyenin yerini alıyor. Kola ya da bileğe takılan sensörler ile (tıpkı karıncalarda olduğu gibi) kişinin hangi hareketi yaptığı veya hangi durumda olduğu da algılanabiliyor.

Mobilera kimdir?

Mobil pazarlama alanında çalışan firma, cep telefonu, internet ve interaktif kiosklar üzerinden yapılan 360 derece pazarlama faaliyetleri de yürütüyor. ‘Hediye yaz 2255’e gönder’ türünden kampanyaları hazırlayan firma özetle, tüketiciyle mobil ve dijital ortam arasında iletişim kuruyor. Beyoğlu’ndaki interaktif kent ekranlar da yine Mobilera’nın elinden çıkmış. Türkiye’de bir ilk niteliği taşıyan ekranlar, sinema seansları, tiyatro, konser, etkinlik bilgileri, haritalar ve nöbetçi eczaneler gibi bilgileri gösteriyor. Dokunmatik olarak çalışıyor ve kameralar sayesinde kullanıcı kendi fotoğrafını da çekip e-posta gönderebiliyor. Mobilera’nın şu an üzerinde çalıştığı bir başka proje ise akıllı billboard projesi. Proje tamamlandığında reklam billboardları kendisine bakan kişinin genç kız mı, yaşlı erkek mi olduğu gibi özelliklerini belirleyip ona göre reklam gösterecek.

Reklamlar

One Comment Kendi yorumunu ekle

  1. zelihacanderengul dedi ki:

    Yatırım indirimi konusunda bilgi almak istermisiniz ?

    http://www.yatirimindirimininkullanilmasi.com/

    Devlet desteğini yanınızda hissetmek ve planladığınız yatırımlara indirim almak ve yatırım indiriminin kullanılması hakkında bilgi almak için web sitemizden yararlanabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s