Tüm canlı türlerinin erkekleri feminenleşiyor

MASSACHUSETTS AÇIKLARINDA EŞCİNSEL KUŞLAR, HERMAFRODİT KUTUP AYILARI, DİŞİLİK PROTEİNİ ÜRETEN DOĞANLAR, KADINLIK HORMONU SALGILAYAN ERKEK TİMSAHLAR…

Dünyamız pembeleşiyor! Erkekler feminenleşiyor!

Balıklardan timsahlara, kaplumbağalardan kutup ayılarına, kuşlardan insanlara kadar tüm türlerin erkekleri feminenleşiyor. Dünyanın dört bir yanından 250 araştırmayı bir araya getirerek bunu ispatlayan İngiliz Dr. Gwynne Lyons ile feminenleşen erkekleri konuştuk. Kendisinden feminenleştiren kimyasalların listesini aldık.

ÜRÜN DİRİER, urun.dirier@aktuel.com.tr

Bayım,

Şimdi siz o pet şişeden su içiyorsunuz ya, en az birkaç bin sperminizi öldürdünüz, haberiniz var mı?! Bakın bakın şimdi de o televizyona dokundunuz, buyurun birkaç bin de buradan gitti! Yeni aldığınız alev almaz malzemeden üretilmiş koltuğunuza gerine gerine yayılıyorsunuz ama hata yapıyorsunuz, sperm sayınız azalmaya devam ediyor kuzum. Şimdi de ellerinizi mi yıkıyorsunuz, yapmayın etmeyin, o sabunun içinde erkeklik hormonlarınızı yok edecek ne kimyasallar var biliyor musunuz siz? Dişlerinizi antibakteriyel diş macunuyla mı fırçalıyorsunuz? Ne yapıyorsunuz! O macun sperm sayınızı üç, beş bin daha aşağı çekti şimdi. Beğendiniz mi yaptığınızı?! Bu gidişle geriye hiçbir şey kalmayacak! İmdaaat, neslimiz tükeniyor!

Genç erkekler babaları kadar erkek değil!

İngiltere’nin en etkili toksik kimyasal eksperlerinden Dr. Gwynne Lyons, günlük hayatta kullandığımız eşya ve ürünlerin içeriklerinde bulunan kimyasalların, insanlar dahil olmak üzere balıktan memeli hayvanlara kadar tüm omurgalı türlerin erkeklerinde feminenleşmeye yol açtığını iddia ediyor. Dört ay önce “Çevre kirliliğinin, erkek omurgalıların üreme sağlığı üzerine etkileri” başlıklı bir rapor yayınlayarak bilim dünyasının ve çevreci örgütlerin dikkatini çeken Dr. Lyons’a ulaştık. Erkeklerin feminenleşmesi, dişilik özelliklerinin hangi türlerde belirginleşmeye başladığı, erkeklik hormonuna zarar veren kimyasalların nelerin içinde bulunduğu ve çözüm önerileri üzerine konuştuk. Raporunda dünyanın dört bir yanından 250 bilimsel araştırmanın yer aldığı Dr. Lyons, “Temel erkeklik özellikleri tehdit altında. Erkeklik için kırmızı bayrak çekilmiştir!” diyor.
Erkek üreme organlarının zarar gördüğünü belirten Dr. Lyons’a göre erkeklerin dölleme kabiliyetleri de çok zayıfladı. Örneğin insan ırkından olan genç erkeklerin sperm sayıları babalarınınkiyle kıyaslandığında çok düşük seviyelerde kalıyor. Tüm bunların nedeni ise son 50 yılda hayatımıza 100 binden fazla yeni kimyasalın girmiş olması. Üstelik Avrupa Komisyonu bu kimyasallarla ilgili doğru güvenlik bilgilerinin dahi verilmediğini kabul ediyor. Bu kimyasallar ‘endokrin bozucular’ olarak adlandırılıyor ve cinsiyet hormonlarına zarar veriyor.

Damarlarınızda 500 kimyasal dolaşıyor

Endokrin bozucular ilk olarak 1962’de biyolog Rachel Carson’un ‘Silent Spring’ isimli kitabında kimyasal maddelerin kuşlar üzerindeki zararlı etkileriyle ilgili incelemelerini yayınlamasıyla gündeme geldi. 1988’de 50 yaşındaki bir cenaze hazırlayıcısı erkekte, tedrici libido kaybı, testislerde küçülme, sakal büyümesinde yavaşlama şikayetleri üzerine bir grup bilim insanı araştırma yaptı ve sonuçta şikayetlerin nedeninin cenaze işlerinde kullanılan mumya kremi olduğu saptanınca ‘endokrin bozucu’ kavramı üzerine ilgi arttı. 1997’de Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Toplantısı’nda da ‘endokrin bozucular’ ele alındı. Bu toplantıda insan vücudunda ölçülebilen en az 500 kimyasal maddenin taşındığı, bu maddelerin 1920’den önce insan kimyasının bir parçası olmadığı, son 20 yılda doğan bebeklerin anne rahminde bu maddelerle karşılaştıkları açıklandı. Plastiklerde, deterjanlarda, ilaçlarda, kozmetiklerde, kremlerde, böcek ilaçlarında, endüstriyel kimyasallarda, ev eşyalarında, mobilyalarda, inşaat malzemelerinde, elektronik eşyalarda, sebze meyvelerde ve hazır gıdalarda bulunan bu kimyasallar, sperm sayısında azalma, testis kanseri ve inmemiş testis (normalden daha küçük olan testis) gibi üreme sorunlarına ve hastalıklara yol açtığı gibi, anne karnındaki bebeği de etkileyebiliyor. Araştırmalara göre endokrin bozucu kimyasallara maruz kalan annenin bebeği erkek ise penis boyu normalden daha kısa oluyor. Hayvanlar üzerinde yapılan araştırmalarda ise çift cinsiyetlilik, erkeklerde yumurtalık oluşumu ve kadınlık hormonu salgılanması en sık rastlanan göstergeler. Üstelik bu göstergeler sonraki nesillere de genetik olarak aktarılıyor.

Eşcinsel kuşların adası

Dr. Lyons’un raporunda yer alan 250 araştırmanın sonuçlarından bazıları şöyle…
-İngiltere’de alçak arazi nehirlerinde bulunan erkek balıkların yarısının testislerinde yumurta gelişimi olduğu gözlendi.
– Massachusetts açıklarındaki Kuş Adası’ndaki kuşlar arasında eşcinsel ilişkinin çok yaygın olduğu görüldü.
– Taiwan’da anne karnında endokrin bozucu kimyasallara maruz kalan erkek bebeklerin penis boylarının kısa olduğu saptandı.
-Kuzey Hindistan’da 20 yıldır püskürtme endosülfan ile ilaçlanan tarım bölgesinde oturan erkek çocuklarda, 20 kilometre ötede oturan çocuklarla kıyaslandığında testosteron seviyesinde düşüş, seksüel gelişim evrelerinde gecikme olduğu gözlendi. Ayrıca inmemiş testis ve kasık fıtığı sıklığında da artma bildirildi.

Dişilik hormonu şarkıcı yaptı

– İngiltere Cardiff Üniversitesi ise kirletilmiş bölgelerdeki kurtçukları yiyen erkek sığırcıklar üzerine çalıştı. Sığırcıkların dişilik hormonlarının arttığı ve şarkı söyleme yeteneklerinin şaşırtıcı derecede ilerlediği saptandı.
-Newyork’taki Rochester Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma, anne karnında yüksek miktarda endokrin bozucu kimyasala maruz kalan erkek çocukların küçük penisli olduklarını ve inmemiş testis sorunu yaşadıklarını ortaya koydu. Üstelik bu tür çocukların anüs ile genital bölge aralığı da normallerinden daha kısaymış ki bu durum feminenleşmenin ilk göstergesi olarak sayılıyor.
– Rotterdam Erasmus Üniversitesi’nde yapılan bir çalışma da anne karnında söz konusu kimyasallara maruz kalan erkek bebeklerin çay seti ve bebeklerle oynamayı tercih ettiğini ortaya koymuş.
– Kanada, Rusya ve İtalya’da doğan kız bebek sayısı erkek bebek sayısından iki kat fazla.

Sperm sayısı 150 milyondan 60’a düştü

– 20 ülkede yapılan araştırmalara göre, erkeklerde ortalama her mililitrede 150 milyon olan sperm sayısı son 50 yılda 60 milyona düştü.
– Alaska’daki siyah kuyruklu Sitka geyiklerinin üçte ikisinde inmemiş testis vakasına rastlandı. Montana’daki beyaz kuyruklu geyiklerde de genital anormallikler saptandı.
– Güney Afrika antiloplarının testislerinde yapısal bozukluklar saptanırken, çizgili farelerin hiç sperm üretmediği rapor edildi.
– Hem penisi hem de vajinası olan hermafrodit kutup ayılarına rastlandı.
– Florida Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma, Florida civarında yoğun tarım yapılan bölgelerdeki erkek kaplumbağaların yüzde 40’ının hermafrodit yani çift cinsiyetli olduğu saptandı.
-Florida’da zirai ilaca maruz kalmış erkek timsahlarda testosteron seviyesi düşerken kadınlık hormonu olan östrojen seviyesinde artış gözlendi. Timsahların penis boyutlarının küçüldüğü ve üreme bozukluğu olduğu görüldü.
– 400’den fazla kimyasal maddeyle kirletilen Florida Great Göl civarında da çeşitli hayvan türlerinde feminenleşme saptandı. Erkek gümüş martılar ve doğanlarda yumurta üretiminde gerekli olan dişilik proteinlerinin üretilmiş olduğu görülürken, kel kartal türünün üreme kabiliyetini neredeyse yitirdiği saptandı.
– Kanada’daki katil balinalar ve Beluga balinaları neredeyse üreme kabiliyetlerini yitirmiş durumdalar. Su samurlarının da testislerinde küçülme saptandı.
– Kanada ile ABD arasında bulunan Ontario Gölü’ndeki levreklerin yüzde 83’ünün çift cinsiyetli olduğu saptandı.
– Northern leopard kurbağalarının testislerinde yumurtaları olduğu görüldü.
– Detroit River bölgesindeki kaplumbağaların penis uzunluklarında ciddi bir azalma saptandı.

Bebekler nasıl korunur?

– Plastik maddelere sarılı ve plastik kaplarda saklanan ürünlerin, özellikle mikrodalga fırında ısıtılmaması, bunların yerine seramik kapların tercih edilmesi
– Plastik şişedeki anne sütü ve mamaların mikrodalga ile temasının engellenmesi
– Besinlerin plastik maddelerle örtülmemesi ve plastik maddelerle temasının engellenmesi
– Bebeklerin plastik ürünler çiğnemesinin engellenmesi
– Çocukların top v.b. oyunlardan sonra ellerinin yıkanması
– Toksik kimyasalla karşılaşma ihtimali olan balıkların haftada üç defadan fazla tüketilmemesi, daha az kimyasalla karşılaşma olasılığından dolayı küçük balıkların tercih edilmesi
– Yağlı hayvansal ürünlerin tüketilmesinden kaçınılması
– Hamileyken cilde krem sürülmemesi ilk aşamada dikkat edilebilecek basit önlemler olabilir.

 

 

Feminenleştiren kimyasallar

Phthalates: Plastik yapımında, binalarda, mobilyalarda, çanta, oyuncak, deterjan, ilaç, tutkal, gıda paketleme, tekstil, kozmetik ve protez dişlerde kullanılıyor.

Paraben: Kozmetik, cilt bakım ürünleri, losyon, krem ve deodorantlarda koruyucu madde olarak kullanılan bir kimyasal grubu, deri üzerinden nüfus eder.

Triclosan: Antibakteriyel ve anti-fungal özelliğiyle sabun, diş macunu gibi ürünlere kullanılır. Ayrıca kesme tahtası gibi plastik ürünlerin içine de katılır.

Triclocarban: Anti mikrobiyal olarak kişisel bakım ürünlerinde kullanılır.

BPA: Plastik tabak, pet şişe, biberon, konserve kutularında ve dişçilik malzemelerinde kullanılır.

Penta-BDE: Özellikle alev almaz eşya yapımında kullanılıyor. Bir yangın durumunda hemen alev almaması için televizyonlarda, tekstil ürünlerinde ve plastik eşyalarda, otomobil ve uçak döşemesinde, yataklarda ve poliüretan köpüklerde kullanılıyor. AB’de kullanımı yasaklandı ancak eskiden kalma eşyalarda bu kimyasal mevcut.

PCB: Transformatörlerde (trafo), hidrolik ve ısı transfer sistemlerinde, yağlama malzemelerinde, çanta, boya, florasan lamba, yapışkan, asfalt, binalar ve gaz bourlarında kullanılıyor.

Dioxin: Endüstriyel alanda kullanılıyor. Özellikle endüstriyel atıkların olduğu bölgede beslenen tavuk ve domuzlarda fazlaca dioxin bulunduğu biliniyor.

Egzost: Tüm gün şehir trafiğinde rahatlıkla bulunabilir.

Cimetidine: Reçeteli bir ilaçtır. Mide yanmaları ve ülserde kullanılır.

DDT: Bir tür böcek öldürücü, ülkemizde pirenin kökünü kazıyan ilaç olarak biliniyor. Her tür haşereye karşı kullanılıyor. Yüzlerce yıl etkisini koruyabiliyor, o nedenle yıllarca sonra bile topraktan sebze ve meyvelere geçebiliyor.

Linuron: Zararlı otları yok eden bir tür tarım ilacı, tren yolu, otoban ve sokaklarda kullanılıyor.

Vinclozolin: Tarımda kullanılan bir mantar ilacı, Avrupa’da yasakladı ancak kalıntılarını sebze ve meyvelerde bulmak mümkün.

Procymidone: Tarımda kullanılan bir mantar ilacı. Geçen yıla kadar Avrupa’da kullanımı serbestti.

Iprodione, Prochloraz, Fenarimol: Üçü de tarımda kullanılan mantar ilaçları ve hala yasaklanmış değiller.

Fenitrothion: Avrupa’da yasaklanmış bir böcek ilacı.

Chlorpyrifos-methyl: Özellikle depo halindeki tahılları böceklerden korumak için kullanılan bir ilaç, Avrupa’da kullanımı yasak.

Ketoconazole: Cilt mantarına karşı kullanılan farmakolojik bir ürün.

Dr. Gwynne Lyons kimdir?

Raporun yazarı Dr. Lyons, toksik kimyasallar üzerine hükumet danışmanlığı yapmış olan etkili bir eksper. İngiltere’deki WWF’de uzman olarak bulunmuş olan Dr. Lyons şu anda raporun yayınlandığı vakıf ChemTrust’ın başında. Bu vakıf siyasiler, doktorlar ve sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği yaparak kimyasalların zararları konusunda bilinçlendirme çalışmaları yapıyor.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s